Mustafa Balbay'ın tartışılan günlükleri 1. bölüm

İnternet dergisi Tempo 24, Balbay'a ait olduğu ileri sürülen günlükleri yayınladı. Yayınlanan günlükler, 10 Şubat 2004 tarihinde aralarında Balbay'ın da bulunduğu bir grupla dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un yaptığı görüşmeyle başlıyor. İddiaya göre Balbay, her görüşmenin ardından düzenli olarak not tutmuş. Balbay'ın bilgisayarında ele geçirildiği iddia edilen ve sayfalarca tutan günlüklerde askerlerin isimleri baş harfleriyle yer alıyor

 

“10 Şubat 2004 salı günü

Etimesgut Jandarma Eğitim ve Spor Tesislerinde (JEST) sohbet..saat 17.15-20.00
arası..

ŞE- arkadaşlar şöyle bir araya gelelim, ne oluyor, ne yapabiliriz, enerjimizi
nasıl birleştirebiliriz, bir konuşalım dedim... hepimiz farklı yerlerde aynı
şeyleri düşünen insanlarız ama, gücümüzü birleştirmediğimiz için bir sonuç
alamıyoruz... öte yandan da bu iktidar yapacağı her şeyi yapıyor..

-Nedir, nasıl bir şey düşünüyorsunuz

ŞE- benim düşüncem şu... Birçok dernek var, gazeteciler var, memlekette olup
bitene duyarlı insan var... Bunları bir araya getirmek gerekiyor... Mesela siz
öncülük etseniz, burada üç kişi bir araya geldi, bu on olur, sonra 20 olur...
Derneklere yön verilir... toplumu biraz duyarlılığa sürüklemek lazım..

Valla paşam bu dediğiniz zor. Bu kuruluşları, kişileri bizlerin bir araya
getirmesiyle alınacak bir sonuç göremiyoruz biz... Bir de bu iş gazete anlamında
yazarlardan çok gazete yönetimlerinin işi... Şimdi biz yazdık, şu gazetede şu
kadar yazar, ötekinde bu kadar yazar... Köşelerinde yazarlar, ama sonuç
alınabilmesi için gazetenin bir yayın anlayışı olarak buna sahip çıkması lazım.O
zaman çoğalır bu iş... Geçmişte de böyle olmuştu... 28 şubat döneminde mesela..

ÜLKENİN BATIŞINI MI SEYREDECEĞİZ, OLMAZ ÖYLE ŞEY’

ŞE- arkadaşlar haklısınız da, ne yapacağız, ülke batıyor, size söyleyeyim... her
şey kayıp gidiyor... ne yapacağız, bu batışı hep birlikte izleyecek miyiz?
Olamaz böyle bir şey.
-o konuda haklısınız. Bizler de yazıyoruz... melesa Kıbrıs, gitti gider..

ŞE- evet Kıbrıs gidiyor... İş onunla da kalmayacak, arkasından Ege gelecek,
sonra Güneydoğu'yu tartışılır hale getirecek... Gidiş bu... Ama öte yandan da
Anadolu’da bir potansiyel var. Bana gelen tepkilerden, gidince karşılaştığım
manzaradan bunu görüyorum... Bunu harekete geçirmenin yollarını bulmak lazım..

-Kıbrıs’ta ne yapılabilir

ŞE- şimdi biz Rauf DENKTAŞ'a büyük destek veriyoruz. Adam hakkını yememek lazım
kahramanca mücadele ediyor. hem içeriye karşı hem dışarıya karşı... örneğin ben
ayda en az 2-3 kez arıyorum kendisini, aman ha sağlam durun diyorum..

- New York’ta bir şeyler oluyor... bu aşamda ne yapmak lazım

ŞE- tabii oradaki gelişmeleri izliyoruz. Çıkan sonuca göre bir şey yapmak
gerekiyor. Belki yazılı bir metin, belki bir bildiri gerekir, öyle bir şey
olabilir..

GAZETECİ: PAŞAM ÖZKÖK İLE KAFANIZDAKİLERİ YAPMAK ZOR

-Paşam sizi çok iyi anlıyoruz. Belki bizimle her şeyi bütün açıklığıyla
paylaşamayacaksınız ama, şöyle bir gerçek var ortada; sizin bir numara ile sizin
kafanızdakileri yapmak çok zor... önce orada bir şey yapmak..

ŞE- öyle mi görüyorsunuz..

- Evet... Bu bir tek bizim görüşümüz değil. inanın buna. Sokakta her yerde
insanlar böyle konuşuyor..

ŞE- nasıl konuşuyor

- Yani sizin de kulağınıza gelen şeyler... İşte cumhurbaşkanlığı adaylığıyla
tavladılar deniyor... Hükümetle anlaştı deniyor..

‘KUVVET KOMUTANLARI BLOK, AMA ÜSTÜNÜZ OLMAYINCA OLMUYOR’

ŞE- bütün bunlar söyleniyor öyle mi

- evet, her yerde... Burada bizim gördüğümüz bir şey var. Siz tamam, bütün
kuvvet komutanları tamam, bloksunuz, ama üstünüz olmayınca olmuyor..

ŞE- işte dediğiniz gibi, kuvvet komutanı arkadaşlar bakımından bir sorun yok.
Aynı düşünüyoruz...

GAZETECİLERE: TSK SİZİN KAFANIZDAKİ ŞEYLERİ DÜŞÜNÜYOR

ŞE- Benim sizi çağırdığımdan, şu andaki sohbetimizden öteki arkadaşların haberi
var... Türk Silahlı Kuvvetleri sizin kafanızdaki şeyleri düşünüyor. inanın
buna... öte yandan şu da var; yüzde 1, yüzde 99'a uymak zorunda. Uyar...
Öyledir. O yüzde bir. kalan yüzde 99... uymak zorunda..

DARBE YAPIN DEMİYORUZ AMA ŞÖYLE BİR DURUŞ PAŞAM’

- Zorunda da, öyle olmuyor işte... En tepe böyle olunca, altındakiler ne yaparsa
yapsın, işte öyle bir çıkış deniyor... Olmuyor, istenen sonucu vermiyor. Biz
yıllardır ülkede olup bitenleri izliyoruz. Bir genelkurmay başkanının değil
yüksek sesle görüşünü anlatması, şöyle kaşını çatması yeter. Biz darbe falan
yapın demiyoruz ama, şöyle bir duruş paşam... o yok, o kalmadı... o zaman da her
şey havada kalıyor... siz bir araya geldiğinizde kendisine bunları söylemiyor
musunuz

ŞE- söylüyoruz... inanın en açık şekliyle söylüyoruz..

- Söylersiniz de, acaba şöyle açık açık konuşuyor musun

ŞE- Konuşuyoruz, söylüyoruz... Bizde tabii bir kıta disiplini terbiyesi vardır.
bir arkadaşım anlattı. Tümgenerallikten emekli... bir üstü ile pek çok görev
yerinde birlikte olmuş. her seferinde komutan o olduğu için yanında pek
konuşmamış... binbaşı olmuş öyle, Albay öyle, General olunca çıkışmış, ya
komutanım hiç konuşmadan emekli olacağım' demiş... o hesap, biz artık general
olunca ayrıca konuşuruz. Bu aşamadan sonra benim kaybedecek neyim var? O yüzden
her şeyi açık açık konuşuyorum..

GAZETECİ’DEN ERUYGUR’A: SİZ KARA KUVVETLERİ KOMUTANI OLURSUNUZ

- Olur, olmaz ayrı konu, şöyle bir senaryo düşünüyorum... Şimdi siz de
söylediniz kuvvet komutanları blok, 4 kişi... Altında ordu komutanları,
orgeneraller, korgeneraller blok, onun altında tümler, tuğlar blok, hepsi bir
araya gelse ve dese ki; sizinle olmuyor... İşte Kara Genelkurmay olur, siz
Karaya geçersiniz,İzmir'deki Jandarma olur, İstanbul'dakini de artık ne
yaparsanız..

ŞE- ya o, siz gidin derse..

- Diyemez... Tümünüzü karşısına nasıl alır

ŞE- evet, diyemez, ama...(uzun süre sustu, düşündü...

- Siz şimdi yüzde 1 diyorsunuz, yüzde 99'a uyar diyorsunuz ama 4 yılı var.
Kadrosunu yapar... Mesela biz fazla tanımıyoruz, İlker BAŞBUĞ nasıl biridir

- GAZETECİ: BAŞBUĞ NASIL BİRİDİR?

- GENELKURMAY’DA ARTIK, BAŞKA SÖZE GEREK VAR MI?

ŞE- o... o karargahta, genelkurmay'da artık... (gülümseyerek) başka bir söze
gerek var mı..

-Siz Ağustos'ta emekli oluyor musunuz

ŞE- evet, (iç çekerek) benim görev sürem doluyor... Aytaç paşanın da
doluyor...bir şeyler yapmamız lazım arkadaşlar... bu medya çok önemli..

- paşam bu konuda sizi anlıyoruz ama, inanın bu iş yazarlardan çok gazete
politikalarının işi... Mesela Genel Yayın Yönetmenleriyle de konuşun,
patronlarla konuşun..

ŞE- doğru da mesela bu Ertuğrul ÖZKÖK'le ne konuşulur, konuşulur mu

- haklınısınız.

‘ÖZKÖK SOYADINDA SAKATLIK VAR’ ESPRİSİ

ŞE- (gülerek, özkök soyadını kastederek) soyadlarda bir sakatlık var..

- patronlarla zaman zaman görüştüğünüzü biliyoruz... onlar etkili oluyor,
bilesiniz...

ŞE- evet, görüşüyoruz, bize gelince başka bir halde oluyorlar... Bir de tabii
şaşırıyor insan, mesela o Akşam Grubunun sahibi geldi, adam zavallı bir adam
gibi oturuyor... ama yine de onlarla da konuşmak lazım..

- Gazete patronlarının tümü teslim... Sabahınki de öyle.

ŞE- evet, ilhan beyle de konuşup, olunla bir konuşmak lazım... Orada da kardeşim
adamlar resmen haberleri çarpıtıyorlar. Son Suriye olayı... Gazete haberlerine
göre operasyon tamamen Emniyetin işi... Oysa biz yaptık. O Sabahın temsilcisini
çağırdım, kardeşim yalan yazıyorsunuz dedim. Yüzlerine söyledim... Ne aşağılık
iştir... Bu kadar teslimiyet... Biz bu gidişe tamamen seyirci kalamayız..

ŞE- bir anlamda şöyle bir durum... Bunların Kıbrıs’ın altında kalmasını sağlamak
ama, Kıbrıs’ı da kaptırmamak... çok ince bir durum.

ŞE- hepimiz elimizi taşın altına sokmamız gerekir... Ne demiş Nazım HİKMET, sen
yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..

DEĞERLENDİRME

Söz konusu yazıda ‘ŞE’ ve ‘SE’ olarak tanımlanan şahsın sohbetin yeri, hitap
şekli, konuşulan konular, Ağustos’ta emekli olması ve diğer notlardaki söylem ve
‘ŞE’ tanımlamalarıyla gösterdiği uyum dikkate alındığında dönemin Jandarma Genel
Komutanı Org. Şener ERUYGUR; ‘İlhan Bey’in ise Cumhuriyet gazetesi imtiyaz
sahibi İlhan SELÇUK olduğu,

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada 2004 YAŞ kararları üzerine dönemin Jandarma
Genel Komutanı Org. Şener ERUYGUR ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç
YALMAN’ın görev sürelerinin sona erdiği,

Görüşmede Mustafa BALBAY ile birlikte bir/birkaç gazeteci daha olduğu
değerlendirilmektedir.

ERUYGUR: ÜÇ ARKADAŞIMLA BİRLİKTE YÜRÜME KARARI ALDIK

“18.2.04... Meclisin karşısında 10.30-12.0

SE- benim bir önerim var, birbirinden bağımsız, bölük pörçük hareketlerler var.
Bunları bir araya getirip çoğaltmak lazım diyorum..

İS- Aynen biz de öyle düşünüyoruz. ADD'ler var. Üye sayısı 100 bini üzerinde
şube sayısı 503 olmuş... Bunlar Anadolu'da çoban ateşleri gibi duruyor... Ben
Aydın'a gittiğimde dönerken bu aklıma geldi..

SE- Biz bir çalışma yaptık. Öteki üç arkadaşımla birlikte konuştuk. Bu kararı
aldık. Artık yürüyeceğiz. Kararı aldık. Burada arkadaşımız Plan Prens. Ali her
şeyi notc ediyor. Bilgi de verecek... İlk iş olarak 3 Mart Hilafetin Kaldırılışı
ve Tevhidi Tedrisat Kanunun yıldönümü. O gün büyük bir toplantı yapılacak. Biz
de çağrılı olarak geleceğiz. Öteki arkadaşlarım da gelecek... Konuştuk onlarla
da. hani dedim ya yüzde 1 yüzde 99'a uymak zorunda. Biz artık ona bakmıyoruz.
Kendimiz yürüyoruz

İS- Bizim çalışmamız da şöyle, (çizerek) bir üçgen, en tepesinden teğet olarak
yana bir çizgi, ucunda bir diktörtgen. Ortasında bir yuvarlak, çekirdek. Üçgen
ADD, dikdörtgen ortak bildiriye imza atacak derneklerin temsilcileri,
ortasındaki çekirdek de bildiriyi kaleme alacak olan dar grup... (metin Aliye
verildi

SE- Mutlaka bir şey yapmak lazım... Zaman geçiyor... İlk iş olarak mart ayında 3
martta bunu yaparken, Denktaş’a da omuz vermek gerekli.. Belki onu da çağırırız,
bizler dinleyici bölümünde otururuz..

- Kıbrıs'ta ne oluyor sizce

SE- işte orada ne olduğu tam olarak bize de bilgi vermiyorlar

- Bir bildirinin söz konusu olacağını söylemiştiniz..

SE- İşte onu biraz yazılıp çizildikten sonra yapmak istiyoruz. Şimdi, komutana,
Köşk'e bilgi verildiği onların kabul ettiği söyleniyor. Bizde böyle bir bilgi
yok. Yani böyle olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Öymen'in konuşmasındaki o bölüm
çok önemli..

İS- Tabii burada dengeler çok önemli. AB karşımızda ABD karşımızda, ona göre
hareket etmek gerekiyor..

‘ARTIK BİZ YOLA ÇIKTIK’

SE- Evet onlar karşımızda ama bizim de gücümüz var. Dayandığımız bir güç var.
buna inanıyoruz. Bunu harekete geçirmek lazım. Biz kimlerle görüştük, bilgi
verelim. Anıl ÇEÇEN, Yıldırım KOÇ, Malatya, İstanbul, Samsun, 9 Eylül
Rektörleri. Onlar çok heyecanlı. Malatla falan bir görseniz, bu işi yarına
bırakmayalım diyecek kadar heyecanlı. Buna yeni rektörler de katılabilir. Artık
bilen bilir, gören görür, biz yola çıktık..

İS- bu Turgay benin canım ciğerim. Yurtsever, buna inanın... Bakın Gürbüz de
öyle. İstanbul gibi bir yerde belediye başkanlığı yapıyorsanız, burası bir de
yeni imara açılan bir yerse bazı işleri racon keserek yapmanız gerekir. Ama
benim sözümden çıkmaz. Şunu yap derim yapar..

SE- tamam, zaten bizim yeni staretjimiz şu: bölücü olmasın, mürteci olmasın
yeter. En geniş katılımı böyle sağlarız... Ama adamın da iyice kire, çamura
bulaşmamış olması gerekir..Bir şey yapmamız lazım. Bazen gece birden uyanıyorum
ve ne yapmak lazım diye hayıflanıyorum..”

DEĞERLENDİRME

Söz konusu yazıda ‘SE’ olarak belirtilen şahsın görüşmenin yeri, içeriği ve
diğer notlarla benzerliği dikkate alındığında (E) Org. Mehmet Şener ERUYGUR
olduğu, ‘İS’ olarak belirtilen şahsın ise Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi
İlhan SELÇUK olduğu, incelemenin geneli dikkate alındığında ise ‘Turgay’ isimli
şahsın Park Holding Yönetim Kurulu Başkanı ‘Turgay CİNER’, ‘Gürbüz’ isimli
şahsın ise ‘Gürbüz ÇAPAN’ olduğu değerlendirilmiştir .

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada, 03 Mart 2004 tarihinde Atatürkçü Düşünce
Derneğinin Ankara Ticaret Odasında ‘Hilafet’in İlgası ve Tevhid-i Tedrisat
Kanunu’nun 80.yılı ile günümüz Türkiye’si’ konulu panele Hava Kuvvetleri
Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve bazı üst düzey
askeri yetkililerin katıldığı görülmüştür.

ZAMAN OLARAK NEDİR? AYLAR, HAFTALAR, GÜNLER?

“10, 17, 18 Şubat akşamları..

- Bu tür yöntemlerle bir sonuç alınamaz. Buna inanıyoruz. Her şey tamam. Artık
gizleyen, saklayan da kalmadı. Bizimkiler her şeyin en az yüzde 70'inin karşı
tarafça bilindiği gerçeğinden hareket ediyorlar

- Biz inanın endişeli değiliz. rahatladık..

- Zaman olarak nedir?? Aylar, haftalar, günler..

- Saat saat durum... Artık çok netleşmiş görünüyor... Yapılması gereken belli..”

DEĞERLENDİRME

Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı diğer notlar göz önüne
alındığında görüşmenin 2004 yılında yapıldığı ve bu nedenle söz konusu tarihin
’10-17-18 Şubat 2004’ olduğu değerlendirilmiştir

‘AMASYA TAMİMİ GİBİ KESİN BİR BAŞLANGIÇ’ YAPILACAK

“25.2.0 çarşamb

- Levent ve Kürşat abi ile görüşme... Heyecanlılar. Ciddi bir kararı almış
olmanın rahatlığı içindeler

- Atacağımız adım çok önemli. Bunu bir anlamda Amaysa tamimi gibi düşünün. O
kadar kesin bir başlangıç... Ama aynı gün Denktaş’ın da olması ciddi bir durum.
Denktaş’ın öne geçmemesi gerekiyor

MB- öyle diyorsunuz ama, Denktaş zaten gündemde o öne geçer..

- Biz asıl bu toplantının öne çıkmasını istiyoruz

DEĞERLENDİRME

Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan
incelemede 25 Şubat’ın 2004 yılında Çarşamba gününe rast geldiği ve bu nedenle
söz konusu görüşmenin “25 Şubat 2004” tarihinde yapıldığı,

Açık kaynaklarda yapılan araştırmada Amasya Tamiminin ulusal egemenliğe dayanan,
tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi
olduğu, 22 Haziran 1919’da tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla
ulaştırıldığı görülmüştür.

Ayrıca açık kaynaklarda ve incelemenin genelinden ‘Levent’ isimli şahsın
belirtilen tarihte Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı Tuğgeneral
Levent ERSÖZ…‘Kürşat’ isimli şahsın ise Levent ERSÖZ ile beraber çalışan bir
askeri personel olduğu değerlendirilmiştir.