Mutlu başladılar ama dargın bitti

Mutlu başladılar ama dargın bitti
Mutlu başladılar ama dargın bitti

2004?teki MGK?da yan yana oturan (sağdan sola)Hilmi Özkök, AytaçYalman, İbrahim Fırtına ve ŞenerEruygur?un çok farklı gündemlerinin de olduğu ortaya çıktı.

Darbe hazırlığı yapan dört paşa önce el ele tutuşuyor, sonra ikili gruplara bölünüyor.Bir süre sonra ise tahammülsüzlük had safhada. Eruygur'un mevki hırsı diğer paşaları kızdırıyor

İSTANBUL - İddianamede yer alan 2003 - 2004 yılındaki darbe hazırlıklarına beraber başlayan dört komutanın (dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman) zaman zaman birbirlerine karşı da güvensizlik duydukları hatta birbirleriyle konuşmak istemedikleri de anlaşılıyor. Emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu belirtilen günlüklerde detaylı olarak anlatılan paşalar arasındaki bu anlaşmazlık, ilginç bilgileri de ortaya çıkarıyor. Bu arada iddianamede ‘Örnek’e ait olduğu sabit’ diye anılan günlüklerin Eruygur’un Genel Başkanlığı’nı yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği’ndeki (ADD) odasında çıkması da dikkat çekiyor. İşte paşaların darbe planları, konuşmaları ve darılmalarının kısa öyküsü:

El ele darbeye
22 Eylül 2003: “...dördümüz ellerimizi üst üste koyup el sıkıştık! Bana çok komik geldi. Ortalık da sezdiğim kadarı ile JANGENK (Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur) kışkırtıcı rol oynuyor. İllaki bir şeyler yapılmalıdır. Diyor.”
8 Ekim 2003: “Aramızdaki durum şöyle: Hiç birimiz Genelkurmay Başkanı’nın cesur bir kişi olduğunu zannetmiyoruz.”
15 Kasım 2003: “Şener’in bazı sivri fikirleri var. O bizden biraz farklı bu konulara yaklaşıyor. Ama onun fikirlerini benimsemek şimdilik mümkün değil. Çok dikkatli olmalıyız gereksiz yere tırmandıracak hareketlerden kaçınmalı ama az derecede de reaksiyon göstermemeliyiz..”
22 Kasım 2003: “.. Bu toplantı bence tarihi bir toplantıydı (Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök muhtıra vermeyi reddediyor)  Bir yıldır ilk defa yapılıyordu. Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi.”

Moraller bozuluyor
20 Ocak 2004: “...Kara Kuvvetleri Komutanı  pazartesi günü başından geçenleri anlattı. Hurşit Tolon’u desteklediği için Genelkurmay Başkanı ile oldukça sert bir şekilde kavga etmişlerdi. ... Jandarma Genel Komutanı (Eruygur) daima bir ihtilal özlemi içerisinde bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. ‘Bugün de defalarca tekrar etti en nihayet dayanamadım ve bakın biz sizinle böyle konuşmadık. Planlamayı 23 Ocak’tan sonra yapabileceğimizi bir kaç kez tekrar ettim. Onun için hiç bir hazırlığımız yok ama başlayacağız dedim ve ağzı kapandı.”

Grupta ayrışma var
1 Şubat 2004: “...Kurban bayramı. ...Aytaç paşalar a ziyarete gittik ve hemen konu  ülke meselelerine döndü. Bana “Seninle özel konuşmamız lazım. Ben Şener ile İbrahim’in davranışlarını tasvip etmiyorum. Çok ifrata kaçıyorlar.’ ... Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları arası açık ve bu sorun herkes tarafından ve kesinlikle biliniyor.  Bu nedenle artık kendimize bir çeki düzen verip ülkeyi bir maceraya götürmek yerine devamlı  ve kararlı bir tutum sergilemeyi ama açık konuşmayı tercih ederim, zannederim sende benim gibi düşünüyorsun.”
3 Şubat 2004: “... Hava Kuvvetleri Komutanı (İbrahim Fırtına) ve Jandarma Genel Komutanı (Eruygur) hemen 10 mart’ ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı (Aytaç Yalman) onları şimdilik frenlemiş ve bunun için daha zamanın uygun olmadığını beklememizi salık vermiş. .. Kara Kuvvetleri Komutanı bu konudan çok rahatsız olmuş. ... 

Farklı seslere yer yok
“Onun endişesi Şener ve Hava Kuvvetleri Komutanı,  biz onlar ile aynı fikirde olmazsak bizleri suçlayacakları ve bizim onlara engel olduğumuzu her tarafa yayacak olmalarıdır. Jandarma Genel Komuta’nı Orgeneral Şener Eruygurun amacı Kara Kuvvetleri Komutanı olmak. Bu nedenle de Yaşar’ın kuyusunu kazmak da  olduğunu anlattı.. Bana Jandarma Genel Komutanının bir senaryo dahilinde ve hükmet düzeyinde şimdiden  teşebbüse geçtiğini ve amacının, Yaşar’ın ekarte edilmesini ve bu konuda bir baskının hükumet tarafından Genelkurmay Başkanı’na yapılmasını sağlamak olduğunu  düşünüyor. ... Konuşmamıza darbe konusu ile devam ettik. Ben eğer bir darbe yapılacaksa bunun 2004 Aralık’tan önce yapılmamasını ve AB’nin vereceği cevaba göre AKP‘nin köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın desteğini de alabileceğimizi söyledim.”
6 Şubat 2004: “... Eruygur’u ikna etmek oldukça güç. Bir netice alamayacağımı bildiğim halde yinede onu ikna etmeyi denedim. Pek ikna olduğunu söyliyemem.” 

‘Denizci kıvırıyor’
13 Şubat 2004: Jandarma Genel Komutanı gene her zamanki saplantısı ile ne yapacaksak bir an önce yapalım ve oyalanmayalım’ diye söze başlamış. Benden öncede Kara Kuvvetleri Komutanı’na ‘aramızda galiba çatlak var, Denizci kıvırıyor’ demiş. ... biraz sinirlendim ama aramızda bir bozukluk olsun istemiyorum. Jandarma Genel Komutanı çok tehlikeli bir adam illaki kendi menfaati için darbe yapılmasını istiyor ve ne söylerseniz söyleyin ikna olmuyor.
28 Şubat 2004: Şener ve havacı bu konuda çok bastırıyorlar. Şener’in adeta aklından çıkmıyor, iki kelimede bir bunu söylüyor. Havacıda keza öyle.” ,
Mart 2004: “.. Akşam 19:30 da Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın Gölbaşı tesislerinde buluştuk. Kara Kuvvetleri Komutanı ile ben biraz gergindik. Zira aynı mevzuları yeniden konuşmak istemiyorduk. Bu seferki konuşmalarda biraz sert davrandım. Çünkü Jandarma Genel Komutanı sözü ikide bir oraya getirip bu işi ne zaman yapacağız diyordu. ... Bana kalsa adamın niyeti ülke yararı değil kendi yararı. Bu iş bir an önce olsun da nasıl olursa olsun oda mevkiini korusun.”

‘Durdurmaya karar verdik’
15 Mart 2004: “... Sabah beni Jandarma Genel Komutanı aradı. “Genelkurmay Başkanı her şeyi biliyor. Biraz önce beni aradı. Hemen öğleyin bir araya gelmemez lazım” dedi. Kendisine neleri bildiğini sordum. Jandarma tesislerinde Ömer İzgi ile yemek yediğimizi biliyor. Hemen hemen her şeyi biliyor dedi.”
16 Mart 2004: “Kara Kuvvetleri Komutanı’nı aradım ve doğru ona gittim. Mantı yapmıştı. Hava Kuvvetleri Komutanıyla ikisini durdurmaya karar verdik. 

Yüzler bir karış
17  Mart  2004: “Biz komutanlar erkenden tümen komutanın odasında buluştuk. Herkesin yüzü bir karıştı. İnanılmaz ama Şener hâlâ bu iş olsun diye çırpınıyordu. Bence Genelkurmay Başkanı’ndan nefret ettiği ve Kara Kuvvetleri Komutanı olmak istediği için saplantı haline gelmişti. 

‘Hava komutanını bozdum’
24 Nisan 2004: “Anladığım kadarı ile Jandarma Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hâlâ bozuklar. ... Hava Komutanını fena bozdum zira vatanını sadece o seviyor ve ona destek verilmiyormuş pozlarında.
18 Ağustos: “Eruygur veda etmek için geldi.  .. Ayrılacağına üzülmüş görünüyordu. ... Hâlâ içinde sanki satılmış gibi bir his vardı. .. Belkide Kara Kuvvetleri Komutanı Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile beni suçluyorlardı. ... göremedikleri şu vardı. Düşündükleri hareket TSK’yı parçalayacağı gibi başarı şansıda yoktu. ... Kara Kuvvetleri Komutanı Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman veda ziyaretine geldi. Değerli bir dosttan ayrılmanın sıkıntısı içime çökmüştü. ... Her ikimizinde üzerinde fikir birliği olduğu bir konu bu ülkeyi bir felaketten kurtarmıştık. ... Eruygur’un bizim bildiğimizin dışına çıkarak bazı işler yaptığını ondan öğrendim.  Hatta iş o kadar ileri gitmişti ki biz bile tasfiyeye tabiymişiz. Bunlar dehşet verici bilgilerdi. 

‘Alt komşum, görüşsem mi?’
16 Ekim 2004: “Sedat Peker adamlarının aradığı kişi jandarma astsubayı ve Aytaç Paşanın korumasıymış. Aytaç paşayı çok üzgün gördüm. ... Hiçbir ilişkisi olmadığı halde neden bu işin içine çekilmişti. ..
 ‘Ne yapayım ben bu adamla görüşmeye devam edeyim mi? (Eruygur’dan söz ediyor)
Burada altımda oturuyor bu herif’ dedi. .. Yapabileceğimiz yegane şey bu adam hakkında dosya tanzim etmek ve ağzını açtığı anda eldeki dosyayı kullanmak ve böyle onu tehdit etmek. Zaten Yaşar onu yakın takibe almış durumda en ufak kımıldadığı anda beynine vuracak.” (Radikal)