Müzik eğitiminde kemençe yok

Müzik eğitiminde kemençe yok
Müzik eğitiminde kemençe yok
Karadeniz denilince akla gelen kemençe yöresel sanatçıların gayretiyle yaşatılırken yörede müzik eğitiminde kemençenin olmaması dikkati çekiyor


Samsun’da İlkadım Güzel Sanatlar Lisesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesinde müzik eğitimi veriliyor ancak her iki okulda Karadeniz kemençesiyle ilgili eğitim verilmiyor.

Türkiye genelinde eğitim fakülteleri müzik bölümleri ile güzel sanatlar liselerinde Karadeniz kemençesiyle ilgili eğitim yapılmadığı belirtiliyor. Kemençe, Türk müziği devlet konservatuvarlarında sınırlı olarak gösteriliyor.

Türkiye’de müzik eğitiminin klasik batı müziği ağırlıklı olarak yapılması nedeniyle hala metodu olmayan kemençe, müzik eğitiminde kendi bölgesinde de hak ettiği yeri alamıyor.

YUNANİSTAN KEMENÇEYE SAHİP ÇIKIYOR
Yunanistan’ın ise Karadeniz Bölgesi’nin çalgısı olan kemençeye Türkiye’den daha çok sahip çıktığı görülüyor. Kemençenin metodunu yazan, orkestralarında yer veren Yunanlar, Eurovision’a bile kemençeyle katılıyor.

Karadenizliler yöresel çalgıları kemençenin kendileri için ayrı bir yeri olduğunu belirtiyor, meraklıları ise kurslara giderek kemençe öğrenmeye çalışıyor.

"KEMENÇE EĞİTİMİ VEREN KİŞİ AZ"
Samsun’da yaşayan Trabzon’un Sürmene ilçesinden Şenol Berber de çocukluğundan beri ilgi duyduğu kemençeyi artık öğrenmeye karar verdiğini, 4 aydır kemençe kursu aldığını belirtti.

Kemençe konusunda kendisini geliştirmek istediğini söyleyen Berber, "Çocukluğumdan beri yöresel çalgımız olan kemençeye ilgi duyuyordum. Serbest meslekle uğraşıyorum. Şimdi fırsat buldum ve kemençe öğreniyorum" dedi.

Kemençenin hak ettiği yerde olmadığını ifade eden Berber, kemençe eğitimi veren kişi sayısının da çok az olduğunu belirtti.

İlköğretim 5. sınıf öğrencisi İsmail Taha Başer de kemençeye ilgi duyduğunu, okulunda ve sınıfında kemençe öğrenen tek öğrencinin kendisi olduğunu söyledi.

Trabzonlu olduklarını, kemençeyi sevdiğini, babasının teşvikiyle kursa başladığını ifade eden Başer, şöyle konuştu:

"Aslen Trabzonluyuz. Trabzonlu olduğum için kemençeye ilgi duydum. Babam da çalmamı istedi. Normalde sınıfımızda hatta okulda bile çalan yok. O yüzden ben de kendi kendime bir yenilik yapıyım dedim. Kemençeye gitmek istedim. Kemençeyle ilgili Trabzon’da ve Karadeniz’de tanınmak istiyorum. Okulda kemençe bize çok öğretilmiyor. Öğretmenimiz de Adanalı, kemençeyi çok bilmiyor."

"ÖNCE METODUNUN YAZILMASI GEREKİYOR"
Kemençe eğitimi veren Zülfi Gaydan ise mahalli bir çalgı olan kemençenin yıllardır mahalli olmaktan çıkıp ulusal hatta uluslararası bir çalgı konumuna bir türlü gelemediğini söyledi.

Bunun sebeplerinin başında kemençenin metodunun yazılmamış olmasının geldiğini ifade eden Gaydan, şunları kaydetti:

"Kemençeye metot yazılmadı henüz. Bu konuda eğitim verecek bilgili, nota bilen yeterince usta öğreticinin olmayışı da eksiklik. Nota bilen ve kemençe eğitim veren çok az insan var. Kemençenin gelişebilmesi, ulusal bir çalgı olabilmesi için mutlaka metodunun yazılması, bunu öğretebilecek metot bilen, nota bilen eğitimi bilen öğretmenlerin, öğreticilerin yetiştirilmesi gerekiyor. Bununla ilgili müzikle ilgili okullara kemençenin ders olarak konulması ve okutulması gerekir."

Kemençe eğitimiyle ilgili altyapı sorunları çözüldüğü takdirde kemençenin ulusal bir çalgı olabileceğini, uluslararası boyuta da taşınabileceğini belirten Gaydan, Yunanların kemençeyi Karadeniz’de öğrenmelerine rağmen bilimsel anlamda Türklerden daha etkin kullandıklarını söyledi.

Kemençeye ilgi duyan insanların bireysel çabalarıyla bu enstrümanı çalmayı öğrendiklerini, başka illerden de kurs almaya gelenler olduğunu, son yıllarda kadınların da kemençeye ilgi duyduğunu ifade eden Gaydan, kemençenin usta-çırak ilişkisiyle, babadan oğla ve bireysel çabalarla ayakta kaldığını kaydetti.(aa)