Ne janti abiydin sen

Anı budur. Belleğe yapışık 'Kirli Ağustos' şiirleri, Edip Cansever'in, kolayca dile gelmese de, denizin üstünde acı unutulur.
Haber: HAYDAR ERGÜLEN / Arşivi

Geçen yılın ağustosu: Anı budur. Belleğe yapışık 'Kirli Ağustos'
şiirleri, Edip Cansever'in, kolayca dile gelmese de, denizin üstünde acı unutulur. Yalnızca deniz, yalnızca onun köpüklü belleği ve yalnızca
onun üzerinde, içinde yaşananlardan başka hiçbir şey yoktur. Orada ve anıda.
Geçen yıl Datça'da Can Şenliği'nde buluşmuştuk Necati Abacı'yla.
İlkel kapitalizmin küçük suçortakları olan bazı reklam 'ajans'larında hırpalanan belleğimizi, fikrimizi, gönlümüzü, kısaca ve uzunca aslında yaralarımızı sarmak, tam iyileşemesek de, iyi gibi davranmak için bazen uzaklık gereklidir. İnsanın kendisiyle uzakta buluşması gibi, sevdikleriyle, özledikleriyle de uzakta buluşması iyidir.
Bizi buluşturan Can Baba'yı sevgiyle anarken, saygının gereği olarak da atölye çalışmaları yapıyorduk. Şehir parkının serin bir köşesinde meraklısı için bir şiir atölyesi yaptım. Ertesi gün de Necati karikatür atölyesi yapıyordu. Katılımcılardan biri sormuştu en sonunda: 'Peki, şiir nedir?' Cevabını bilmediğim pek çok soru içinde en baba soru da budur. O küçük toplulukta, Necati'nin gülümseyen gözlerini görmüştüm. "Yıllar önce, herhalde eski Gırgır dergisiydi, Sarkis'in bir karikatürünü görmüştüm. Yoksul, işsiz, aç bir adam evden çıkarken, aynı yoksulluğu katmerli yaşayan karısı 'akşama ne pişireyim?' diye soruyordu adama. Adamın cevabı, işte şiir odur, şöyleydi: 'Tavuskuşu', şiir budur benim için." Soruyu soran cevabını almış mıydı ya da anlamış mıydı bilmiyorum ama, Necati'nin gözlerini tekrar yakaladığımda, şiirin bu olduğuna ben de inanmıştım.
Sizi kendinize inandıran insanlar vardır, bazen gözleriyle, bazen sözleriyle, ve bazen de sessizlikleriyle. Necati Abacı'nın 'yazısız' karikatürleri gibi. 'Yazısız' değildir, siz onları şiirle tamamlarsınız, şiirini yazarsınız, o size bir şiir payı bırakır çünkü. Tıpkı yaşamı gibi. Gülen, güldüren, komiklikler yapan bir çocuk-adam, 'gülümseme'yi üstlenmiştir hayatta, sizin gülümsemeniz ve içine biraz hüzün katmanız için. Sarkis'in karikatürü gibi. Şiirin acısını almak için çizmiştir sanki. Geçen yıl Datça'da açtığı 'Şair Portreleri'ni, şairlerin hepsi hüzünlü bilinir ya, aralarındaki hüznün tonlarını tek bir çizgiyle anlatmak için uzun uzun çalışan, uzun uzun okuyan bir adam. Şairleri, ayırmadan, seven adam. Zor bulunur. Necati Abacı o adamdır.
Bu yılın ağustosu: Acı budur. Dostluk denizinden geriye, incelikten kırılan bir çocuk-adama, 'Necati abi, ne janti abisin sen!' dediğimde havaya yayılan bir gülümseyiş.. kalmıştır. Umarım. Bütün ağustoslara.
Necati Abacı'nın cenazesi, bugün Altunizade İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılınacak öğlen namazının ardından Ümraniye Kocatepe Mezarlığı'na (Carrefour arkası) defnedilecek.