'Ne şeriat ne darbe'cilere şok!

'Ne şeriat ne darbe'cilere şok!
'Ne şeriat ne darbe'cilere şok!

Evindeki arama bittikten sonra bekleyenlere el sallayan Prof. Dr. Saylan, 12 Eylül?ü yaşamış biri olarak ?Ne şeriat ne darbe? dediğini hatırlattı. FOTOĞRAF: ERHAN SEVENLER / AA

Evi yedi saat aranan Prof. Dr. Türkan Saylan, 'Aramanın da bir kuralı vardır. Hükümet bize Ergenekoncu diyor ama bize hıncı var' dedi

İSTANBUL - Ergenekon operasyonunun 12’nci dalgasında en çok dikkat çeken isim Prof. Dr. Türkan Saylan. Saylan’ın Arnavutköy’deki evi dün yedi saat boyunca aranırken genel başkanı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin faaliyetleri de ‘felç oldu’.
Arama tamamlandıktan sonra Saylan, pencereye çıkarak gazetecilere açıklama yapmak istedi. Ama polislerce engellendi. Saylan daha sonra kapısı önünde bekleyen gazetecileri kabul ederek aramanın detaylarını şöyle anlattı:

AŞK MEKTUPLARINI ALMADINIZ İNŞALLAH!: Çok efendi davrandılar. Odaları bölüştüler, aramaya başladılar. ‘İnşallah aşk mektuplarımı almadınız’ dedim şaka olarak. Birçok makalemi aldılar yazılmış, ‘Basılmış kitap var, uğraşmayın’ dedim. Yarım çuval tuttu. Sonra onları liste yaptılar, imzalattılar. Yoksa arama uzun sürmedi. Zaten küçücük bir ev, burası var, yatak odası var, misafir odası ve mutfağa girişte bir kütüphane var. Kitaplara çok baktılar. 

NE ŞERİAT NE DARBE: İstanbul mitinglerinde (Cumhuriyet mitingleri) bulunduk. Bazılarında da konuşmacıydım. Bazılarında konuşturmadılar. ‘Eğer biz varsak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği varsa, ‘Ne şeriat ne darbe’ deriz biz’ dedim. Çünkü neden? Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlarının 12 Eylül’den sonra neler çektiğini çok iyi bilen bir insanım yaşım icabı. Asla böyle bir şey izin verilmemesi gerekir. Tabii bu hayali kuran insanlar olabilir. Ama biz bunlardan değiliz. 

‘BU KADIN NE ZAMAN TUTUKLANACAK’: Bunu hep söylediğim halde bir grup, basınımızda var bunun içinde, ülkücü yazarlarımız da var, bazı sakallılar yazı yazdılar ‘Bu kadın ne zaman tutuklanacak’ diye. Öyle bir çağrışım yapıyorlar ki. Belli gazeteler, ‘İşte biz PKK’lıymışız’. Hiçbirini tanımadığım insanlar beyanat veriyor...

FİŞİMİ ÇEKİN: Geçen gün doktoruma ‘Artık benim fişimi çekin, ben çok yoruldum’ dedim. Çok ağır kemoterapi görüyorum. ... Ama şimdi iyiyim. Serum veriyorlar durmadan, besliyorlar beni. Aşağı yukarı bir ay hiçbir şey yemedim.  

MUHALİFİZ, ONURUMUZLA YAŞIYORUZ: Önemli olan derneğimizin sağ sağlim ilerlemesi. Çünkü bir muhalifiz. Hırsızlığa, yalancılığa, sömürüye ve üç kâğıda muhalifiz. Muhalif olmayacağız da ne yapacağız. Biz onurumuzla yaşıyoruz. 

KIZDIM: Şubelerimizin başkanlarıyla, yönetim kurulu üyelerimizi gözaltına aldılar. Çok rahatsız oldum. Bana yapılana kızmam ama başkalarına yapılana çok kızarım. 20 bin üniversite öğrencisine ve  36 bin kız çocuğuna burs veriyoruz hep birlikte. Bilgileri, disketleri ve bilgisayar çıktılarını kopya etmeden alıyor ve gidiyorlar. O çocuklar bursalarını alamayacaklar. Bu ay o üniversite öğrencileri harçlıklarından, ekmek paralarından yoksunlar. Bunu kim bize anlatacak? Bunun gerekçesi ne olacak?  Burslarla ilgili her şube savcılığa gitsin dedik.  

1 MART TEZKERESİYLE BAŞLADI: Aramanın bir kuralları var.. Biz yıllarca İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.)  hocayla polise insan hakları eğitimi yapmışız. Ne zaman ki ‘1 Mart Tezkeresi geçmesin’ diye ifade verdik, yazı yazdık, işte ondan sonra her şey değişti. Hükümet bize ‘Ergenekoncu’ diyor ama bunu demek için bize hıncı var. Yani niye 1 Mart tezkeresi geçmemiş, bu işin burdan başladığını düşünüyorum. Türkiye’ye bu kadar küçük düşürücü davranışlarda bulunulmaması gerekiyor. Bize çok iş düşüyor, inşallah bunun da üstesinden geliriz alnımızın akıyla. (Radikal)