Nedim Şener ve Ahmet Şık tahliye edildi

Nedim Şener ve Ahmet Şık tahliye edildi
Nedim Şener ve Ahmet Şık tahliye edildi
Oda Tv davasında Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da aralarında bulunduğu 4 kişi tahliye edildi.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Oda Tv davasının 11. duruşmasında tutuklu gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk'un tahliyelerine “suç vasfının değişme ihtimali” ve “tutuklu kaldıkları süreyi göz önüne alarak” kararlaştırdı.

Mahkeme heyeti, Şener, Şık, Çakır ve Musluk'un tahliyeleri yönündeki karara gerekçe olarak, “suç vasfının değişme ihtimali” ve “tutuklu kaldıkları süre”yi gösterdi.

Mahkeme'nin ardından Cezaevine geri götürülen gazeteciler işlemlerinin tamamlanmasının ardından saat 22:00'da cezaevinden çıkarak yeniden özgürlüklerine kavultular. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği tahliyeler sırasında, Şık ve Şener'in arkadaşları da tezahürat yapıp slogan attı. Şener ve Şık 375 gündür tutuklu bulunuyordu.

Ahmet Şık, cezaevinden çıktıktan sonra sert açıklamalarda bulundu. Ahmet Şık, cezaevinden ayrıldıktan sonra ilk açıklamasında 'Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hala içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında öğrenci var. Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hakimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek. Bunlara sesini çıkarmadığı için siyaseten sorumlu AKP hükümetidir' dedi.

‘HRANT İÇİN GİRDİM O SÖZLERLE ÇIKIYORUM’
Nedim Şener ise yaptığı araştırmaların bedelini ödetmeye çalıştıklarını ifade ederken, “Hrant için adalet için diyerek cezaevine girdim aynı sözler ile çıkıyorum. Hrant Dink için adalet sağlanmadıkça ne özgürlükten ne güvenlikten bahsedebiliriz. Bundan sonra bütün amacımız Hrant Dink’in kanını yerde bırakmamak olacak. İlk haberim Hrantla ilgili olacak. Gerçek hapsedilemez” dedi. Kızını çok özlediğini belirten Şener, “Kızımı okula götürmeyi özledim” ifadesinde bulundu.

TAHLİYE KARARININ ARDINDAN İLK TEPKİLER

Vecide Şener (Nedim Şener’in eşi) : Biz başından beri tahliye bekliyorduk . Çok şaşkın ve heyecanlıyım. Ancak bu durum artık bir his olayı değil, özgürlük olayı. Ben boş yere yatan bütün insanların özgür kalması istiyorum.

Ertuğrul Mavioğlu (Gazeteci) : Başından beri bu davanın hiç açılmaması gerektiğini söyledik. Bir yıl 9 gündür bu insanlar tutuklu ve bu bir insan hayatı için çok uzun bir süre. Bu davada bu insanların gazetecilik meslekleri sorgulandı. Bu arkadaşlarımız için sevinmek güzel ama halen içerde 100 civarında gazeteci var ve bunların durumları da tartışılmalı.

Akın Atalay (Ahmet Şık’ın avukatı): Gecikmiş de olsa, olması gereken bir karar olduğunu düşünüyorum. İnsanların bir kısmının da olsa özgürlüğüne kavuşmuş olmasını kısmı olarak olumlu görüyorum. Olan Ahmet Şık’ın bir yıllık ömrüne olmuş oldu. Ahmet Şık bundan sonra da yargılanmaya devam edecek. Keşke bütün yargılanmalar zorunlu olmadıkça herkesin özgürlüklerine saygı gösterilerek görülmeye devam etse. Sevindirici bir karar olarak görüyoruz.

 

TAHLİYELER “WORLDWIDE TT” OLDU
Nedim Şener, Ahmet Şık, Sait Çakır ve Coşkun Musluk’un tahliyeleri Twitter’ı adeta yıktı. Tahliyelerin ardından 'Ahmet Şık' ve 'Nedim Şener'  30 dakika içinde Worlwide TT statüsüne erişerek dünyanın en çok konuşulan konuları arasına girdi. Türkiye'de ise en çok konuşulan 10 konunun 4'ü tahliyeler oldu.

 

14 sanıklı Oda Tv davasında eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun ölmesinin ardından 13 sanık yargılanmaya devam ediyor. Bunlardan son tahliyeler sonrası 6 kişi tutuklu olarak yargılanmaya devam edecek.

 

"İDDİANAMENİN ÖZÜ ÖRGÜT YARATMAKTIR"
Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Ahmet Şık’ın avukatı Fikret İlkiz ek savunmasını yaptı. "Şüpheliler gazeteci olmasına rağmen iddianamenin özü örgüt yaratmaktır" diyen İlkiz, iddianamenin suçlu göstermek için özel bir niyetle hazırlandığını savunarak suçlamaların somut olmadığını iddia etti. İlkiz, "Bu dava gazetecilerin yargılandığı davaysa biz de yargılanan gazeteciyiz. Gazeteciler yalan haber yaptıkları için değil gerçekleri yazdıkları için tutuklu olduklarını biliyorlar" dedi. İlkiz, "Telefon tapelerinde benimle yaptığı görüşmeler var. Bana kitabıyla ilgili haberler çıktığında ’Ne yapayım?’ diye sordu Ahmet Şık. Ben de "Bir an önce yayınla da üzerindeki şaibe kalksın" dedim. İşte o tapelerdeki talimat verdiği iddia edilen Fikret Abi benim" dedi.

ŞIK: SUSMAM SUÇSUZLUĞUMDAN
Savunmanın ardından tutuklu yargılanan Ahmet Şık kürsüye çağrıldı. Üye hakim Şık’a sorular yöneltti. Şık ise susma hakkını kulandığını belirterek, "Bilin ki susmam suçsuzluğumdan ve haklılığımdan. Tapelerin tamamının okunması lazım. Savcı işine gelen yerleri almış, gelmeyen yerleri almamış. Heyetin bana soru sorması için önce Yalçın Küçük’ün Ergenekon’un lideri ve Soner Yalçın’ın da yönetici olduğunu, Nedim Şener’in de bilerek ve isteyerek yardım ettiğini inandıracak delillerle ortaya koyması gerekir" dedi. Şık, "Nedim Şener’in bu kitapla hiçbir ilgisi yok. Olsaydı söylerdim. Ben kimsenin emeğini yemem. Bu kitabı yazmakta tek katkı benim haber kaynaklarım" diye konuştu.

ŞIK SESİNİ YÜKSELTTİ
Şık, üye hakimin, gazeteci Alper Görmüş’ün Nokta Dergisi’nde yayınlanan ’darbe günlükleri’ haberine ilişkin soru sorması üzerine, sinirlenerek sesini yükseltti. Şık, "Bana doğru dürüst soru sorun. Bunun davayla ne ilgisi var?" demesi üzerine Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, Şık’ı uyararak sorulara cevap vermesini, aksi takdirde yerine oturmasını istedi. Ahmet Şık, yüksek ses tonuyla konuşmaya devam edince bazı jandarma görevlilerinin ayağa kalktığı gözlendi. Şık ’darbe günlükleri’ haberine ilişkin soruya, "Haberi ben yazmadım ancak bir gazeteci olarak bu habere imza atmak isterdim" dedi. Şık ayrıca, "Telefonda ’Fikret Ağabey’ dediğim kişi avukatımdır. Avukatım bile davanın gizli sanığı haline gelmiştir" diye konuştu.

DİNK CİNAYETİYLE İLGİLİ ÇIKINCA YENİ KİTAP YAZACAĞIM
Ahmet Şık’ın ardından kürsüye gelen Nedim Şener de üye hakimlerin sorularını cevapladı. Nedim Şener, yapmadığı ve yazmadığı bir kitabı anlatmaya çalıştığını ve bunun çok zor bir durum olduğunu belirtti. Gözaltına alınmadan önce Hrant Dink cinayetine ilişkin yeni bir kitap çalışmasının bulunmadığını ancak tahliye edildiğinde Devlet Denetleme Kurulu raporları doğrultusunda, Hrant Dink cinayetiyle ilgili yeni bir kitap yazacağını kaydetti. Nedim Şener de, "Bu kitapları nasıl yazmadığımı anlatmaya çalışıyorum. Yazmadığım bir şeyi nasıl anlatayım? Ben gerçek uğruna hayatımı vermeye hazırım" dedi. "Ahmet’le mahkemede ayrıldık. Ben ’ilahi adalet’ diyorum, o ’diyalektik adalet’ diyor" diyen Şener tahliyesini talep etti.

EMİN ARSLAN DIŞARI ÇIKARILDI
Bu arada taleplerin alınması sırasında verilen kısa aranın ardından Mahkeme Başkanı Ekinci, duruşmayı izleyen eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan’ın arada sanıklarla konuştuğunu belirterek, "İleride tanık olma durumunuz olabilir. Lütfen dışarı çıkın" dedi.

YALÇIN: HAKİM VE SAVCILARIN 3 GÜN HAPİSTE YATMALARI GEREKİYOR
Talepleri alınmak için kürsüye çağrılan sanık Soner Yalçın "Büyük ihtimalle bizi yine burdan Silivri’ye göndereceksiniz yeni bir tarih vereksiniz. Biz tekrar gelip gazetecilik, yazarlık üzerine konuşmalar yapacağız. Masumiyetimizi anlatacağız ve tekrar Silivri’ye döneceğız. Bu böyle sürüp gidecek. Bu yüzden herhangi bir talebim yok. Tutukluluk kararı veren hakim ve savcıların en az 3 gün hapishanede yatması gerekir" dedi

"TAHLİYE İSTEYEREK SİZİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK İSTEMİYORUM"
Soner Yalçın’dan sonra söz alan tutuklu sanık Barış Terkoğlu "Ben inandıklarımı yazmaya devam edeceğim. Beni hapsederek engelleyemezsiniz. Gir çık, gir çık olacaksa müebbet verin veya tedavi ettirin beni. Çünkü ben tüm yazdıklarıma sonuna kadar inanıyorum. Ben Balyoz’la ilgili bir haber yapıyorum. Bir yanlışlığı düzeltiyorum. Ben adalete yardımcı oluyorum. Yaptığım haberlere ait bir düzeltme var mı? Yok. Demek ki doğru yapmışız. Sizden sadece bu tabloya baktığınızda bir hata yapılıyor mu diye bakmanızı istiyorum. Sizden tahliye isteyerek sizi zor durumda bırakmak istemiyorum. Ben adalet istiyorum" dedi.

"ODATV ÇALIŞANLARININ EVİNE SÖZDE HIRSIZ GİRİYOR"
Odatv ofisinde el konulduktan sonra dosyaya konulmayan ama kendilerine de verilmeyen yazılı evrakların adli emanetten istenmesini talep eden Barış Pehlivan "Oda tv çalışanlarının evlerine son altı ayda 3 kez hırsız girdi. En son 1 Mart’ta oldu. Ama evlerden hiçbirşey çalmıyorlar sadece ortalığı dağıtıyorlar. Bir hırsız birşey çalmayacaksa neden eve giriyor. Bunun normal olmadığını biliyorum. Bu gözdağlarıyla bizlere pislikleri bulaştıramazlar. Ahmet Şık’ın kitabını Oda tv’ye kimin koyduğunu bir sonraki duruşmada söyleyeceğim. Nasılsa tutukluğum devam edecek" şeklinde konuştu.

"1 YILDIR SARIŞIN OLMADIĞIM İÇİN Mİ TUTUKLUYUM"
Davanın meşruiyetini yitirdiğini ancak hala devam ettiğini belirten sanık Coşkun Musluk ise, "Burada savunma yapmak zorunda kaldığı için utanıyorum" dedi. Tutuklu sanık Müesser Yıldız Uğur mahkemeye sunduğu yazılı savunmasında şu ifadelere yer verdi: "İklim Ayfer Kaleli’nin işlediği öne sürülen suçlar ve onun için talep ceza benden fazladır. O tutuksuz ben tutukluyum. Neden? 1 yıldır bunun cevabını arıyorum. O sarışın sen esmersin veya o uzun boylu sen kısa gibi bir cevap bile kabulümdür. Yeter ki bir cevap veriniz"