@ismailsaymaz

Nedim Şener yargılamasında 'telekulak', 'kabakulak' oldu!

Nedim Şener yargılamasında 'telekulak', 'kabakulak' oldu!
Nedim Şener yargılamasında 'telekulak', 'kabakulak' oldu!
Oda TV davasında yargılanan gazeteci Nedim Şener'in telefonu dinlendi, suç unsuru bulunamadı... Ancak hukuken imha edilmesi gereken dinlemeleri mahkemede 'delil' olarak kullanıldı!
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Gazeteci Nedim Şener’in telefonları 2009 yılında, “Hrant Dink benzeri bir suikastin içinde yer aldığı” savıyla Ergenekon kapsamında takibe alınmıştı. Yedi ay süren bu dinlemenin ÖzeL Yetkili Başsavcı Vekili Fikret Seçen, özel yetkili Savcılar Zekeriya Öz, Mehmet Murat Yönder ve Ercan Şafak tarafından, “terör örgütü faaliyetini gösterir veri bulunmadığı” için sonlandırıldığı ortaya çıktı. Fakat dinleme işlemi bitirildiği halde, yasa dışı bir şekilde bu sonucun Şener’e bildirilmediği, kayıtların imha edilmediği ve üstelik iki yıl sonra başlatılan Oda TV soruşturmasında delil olarak kullanıldığı anlaşıldı. Bu yöntem, tutuklu yargılanırken ölen MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’na da uygulanmıştı.

Gazeteci Nedim Şener, bugün görülen OdaTV Davası’nda, kendi telefonlarının dinlenmesine ilişkin 2009 yılına ait dokümanı mahkemeye sundu. Eldeki resmi evraklara göre Şener’in telefonları “Ergenekon’un propaganda biriminde yer aldığı", "Açık Toplum Vakfı ile beraber çalışma yaptığı", "Dink benzeri bir suikastin içinde yer aldığı” iddiasıyla 22 Mayıs 2009’dan itibaren üç ay süreyle dinlemeye alındı. Bu dinleme, aynı yılın Ağustos ayı sonunda üç ay daha uzatıldı. İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi, takip bitiminde yeniden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Fakat bu istek, dönemin özel yetkili savcıları Fikret Seçen, Ercan Şafak, Mehmet Murat Yönder ve Zekeriya Öz tarafından reddedildi. Dört savcının 23 Kasım 2009’da polise gönderdiği yanıtta, tapelerde “terör örgütü faaliyetini” gösterir bir veri bulunmadığı belirtilerek, şöyle denildi: “Teknik takip sırasında şüphelilerin kaydedilen telefon görüşmeleri içerisinde yasadışı terör örgütlerinin faaliyeti olarak nitelendirilebilecek herhangi bir görüşmenin bulunmadığı, telefonların bizzat şüpheli adına olup ve adres bilgileri de sabit olduğundan CMK’nın 135/1 ve ilgili yönetmeliğin 12/1. maddesinde düzenlenen ‘ Suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması’ koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.” Şener’in telefonlarının dinlemesine böylece son verildi...

SONRADAN DELİL OLDU!

Fakat Savcı Öz, 23 Kasım 2009’da üç meslektaşıyla beraber, “Örgüt faaliyeti olarak nitelendirilemez” dediği Nedim Şener’i 24 Şubat 2011’de Oda TV soruşturması kapsamında tekrar dinlemeye aldı. Şener, 6 Mart’ta tutuklanarak, cezaevine kondu. Tutuklandıktan sonra hazırlanan iddianamede, Şener’in “Suç unsuru içermiyor” denilerek son verilen telefon görüşmeleri ortaya çıktı. Yasalara göre imha edilip sonucun Şener’e bildirilmesi gereken bu görüşmelerin hukuk dışı şekilde saklandığı, delil sayıldığı ve sorguda yöneltildiği anlaşıldı.

Benzer bir süreci aynı davada tutuklu yargılanırken hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu da yaşamıştı. Kozinoğlu’nun biri sabit, dört ayrı telefonu 10 Nisan 2009’dan itibaren üç ay süreyle dinlemeye alındı. Dinleme işlemi dört kez uzatıldı. Kozinoğlu, dokuz ay dinlendi. İstanbul Terörle Mücadele Şubesi, 10 Ocak 2010’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup beşinci kez ve bir ay daha Kozinoğlu’nun dinlenmesini istedi. Fakat dört savcı 11 Ocak 2010’da bu talebi reddetti. Buna rağmen red kararı Kozinoğlu’na bildirilmedi, imha edilmesi gereken kayıtlar depolandı. Saklanmış 53 görüşme, 18 Şubat 2011’de Oda TV soruşturmasında ‘terör örgütünün delili’ saydı.