Nereden baksan facia

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanvekili Dr. Erdener Birol, petrol taşıyan büyük bir tankerin...

ANKARA/İSTANBUL - Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanvekili Dr. Erdener Birol, petrol taşıyan büyük bir tankerin Türk Boğazları'nda yaratacağı tehlike riskinin, nükleer atık taşıyan bir gemiye göre daha fazla olduğunu öne sürdü. Prof. Dr. Tolga Yarman ise Boğazlar'da her iki tehlikenin de aynı boyutta olduğunu söyledi.
Doğu Bloku'nun yakıtları
Birol, Rusya'nın dünya ülkelerindeki nükleer atıkları yeniden işleme tabi tuttuğunu söyledi. Atıkların içindeki stratejik öneme sahip ve nükleer silahların ana yakıtı olan plutonyum 239 gibi maddelerin alınarak başka reaktörler için yakıt elde edildiğini anlatan Birol, Rusya'nın AB ülkelerinden nükleer yakıt aldığı konusunda bilgiye sahip olmadıklarını ifade etti.
Birol, "ABD menşeli yakıtların Ruslara satılacağını da tahmin etmiyoruz. Rusya, olsa olsa eski SSCB zamanında Doğu Avrupa ülkelerinde kurulmuş nükleer santrallardan çıkmış yakıtları alabilir" dedi.
Birol: Geçişi önlemek zor
Nükleer atık taşıyan gemilerin Boğazlar'dan geçişinin önlenmesinin çok zor olduğunu belirten Birol, bu gemileri, limanlarda veya deniz üzerinde kontrol edebilecek teknolojiye sahip olduklarını söyledi.
Birol, "Radyoaktif maddelerin taşınımı konusunda uluslararası kabul edilen birtakım standartlar var. Örneğin suya girdiği zaman erimeyecek, sızıntı yapmayacak şekilde özel paketlenir. Bu paketlerin üstünde veya bir metre seviyesinde radyasyon ölçümü yapabiliriz. Paketin gözle dayanıklılığını tahmin edebiliriz. Paketten örnek alarak sızıntı veya bulaşma olup olmadığını anlayabiliriz" diye konuştu.
Petrol taşıyan bir tankerin Boğazlar'da yaratacağı tehlike riskinin nükleer madde taşıyan bir gemiye göre daha fazla olduğunu belirten Birol, şunları söyledi: "Petrol yüklü bir tankerin kaza yapması halinde petrol denize yayılabilir, yanabilir ve hasara yol açabilir. Kuralına uygun hazırlanan bir radyoaktif madde taşıyan geminin batması halinde bile hemen karşılaşacağınız bir risk yok.
'Sızma olursa yayılır'
Uluslararası nükleer madde taşımacılığına uygun şekilde hazırlanan atıkları taşıyan bir geminin kaza yapma durumunda, radyoaktif madde yayılma ihtimali çok az. Dünyada böyle bir kaza olmadı.
Özel olarak paketlenmiş bu maddelerin suya düşmesi halinde bile tekrar çıkartabilirsiniz. Ancak sızma olursa radyoaktif madde yayılabilir."
Yarman: İki cehennem
Galatasaray ve Işık üniversiteleri öğretim üyesi Prof. Dr. Tolga Yarman ise, Boğazlar'da kaza olması durumunda hem nükleer, hem de petrol tankerlerinin tehlikesinin aynı boyutta olacağına dikkat çekti. Yarman, "Petrol tankeri de nükleer atık taşıyan bir gemi de tehlikeli. Hangisi kaza yaparsa yapsın büyük risk var. İkisi de aynı tür bir cehennem gayyasının unsurları" dedi.
Yarman, şunları söyledi: "Sanılmasın ki, Boğaz'da batacak gemideki nükleer atıklar dalgıçlarca ya da araç gereçle tekrar kolaylıkla su yüzüne çıkarılabilecektir. Çünkü Boğazlar'ı ve akıntıları tanıyan hemen herkes, her noktada kolaylıkla dalınamayacağını bilir. Dolayısıyla bir nükleer atık taşıyan geminin Boğaz'da batması dehşetli ve süregelen bir facia oluşturacak. Boğazlar'daki tehlikeyi önlemek için Montrö Antlaşması çiğnenmeden de gerçekleştirilecek çözümler bulabiliriz."