Nihayet sağduyu!

'Zan altında bırakıyorlar'
Milli Eğitim Bakanı (MEB) Çelik, '100 Temel Eser'deki argo ve dinsel yönlendirmelerle dolu kitapları basan yayınevlerine tepki gösterdi. Çelik bu kitaplar yüzünden bakanlığın zan altında bırakıldığını söyledi.
'Her gün kontrol edemem'
Çelik şöyle dedi: Birisi müstehcen şiir antolojisi hazırlar ve 'MEB şiir tavsiye etti' derse bunda bizim günahımız aranmaz. Kitapları her gün kontrol edemeyiz. Küfür varsa MEB logosunu kullananlara dava açarım.
Yanlış çeviri tepkisi
Kültürel unsurlarla Hıristiyanların yazdığı bir kitabı Müslümanlaştırmanın farklı şeyler olduğunu belirten Çelik, "Heidi'yi sevdiysen, Müslümanlaştırmaktan vazgeç, otur kendi Heidi'ni yaz, kendi filmini yap" dedi.
Haber: BETÜL KOTAN / Arşivi

VAN - Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) ilköğretim öğrencilerine tavsiye ettiği '100 Temel Eser' kapsamındaki bazı kitaplarda argo ve küfürlü ifadelerin yer almasına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da tepki gösterdi.
İlkbiz Yayınevi'nin 'Türk Bilmecelerinden Seçmeler' ve 'Türk Manilerinden Seçmeler' adlı kitaplarındaki küfürlü ifadelerle 'Ecevit'in kafası, Cum Sezer'in sopası, Aptal olduk hepimiz, Kafaları kopası' gibi uydurma manilere kızan Erdoğan, kamuoyunda oluşan tepki nedeniyle Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'i telefonla arayarak, uyarıda bulundu. Bunun üzerine Bakan Çelik, ilgili yayınevlerine dava açacaklarını, bir genelgeyle tüm okul ve öğretmenleri bu tür yayınlara karşı uyaracağını söyledi. Çelik, kitaplarda dinsel ve ideolojik oynamalar yapan yayınevlerini eleştirerek "Heidi'yi sevdiysen, otur kendi Heidi'ni yaz. Onu Müslümanlaştırmaya çalışma" dedi.
Van'daki incelemelerini sürdüren Çelik'in, dün gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısının ana gündemini, Radikal'in ortaya çıkardığı '100 Temel Eser' skandalı oluşturdu. Kendilerini zan altında bıraktıkları için yayınevlerine ateş püsküren Çelik, şöyle konuştu:
Dava açacağız: İçinde cumhurbaşkanına veya bir başkasına hakaret içeren, küfür dolu bir kitabın okullara, öğrencilere tavsiye edilmesi, söz konusu olamaz. Birisi tutup da belden aşağı müstehcen ifadelerle şiir antolojisi hazırlarsa ve 'MEB çocuklara şiir tavsiye etti' diye ilan ederse bunda bizim günahımız aranmaz. Piyasalardaki kitapları her gün kontrol edecek halde değilim. Kitaplarda, argo ve küfür varsa, MEB logosunu kullandığı için dava açarım.
Ağzımdan hiç küfür duydunuz mu?: Müstehcen kitap falan tavsiye etmiş değiliz. Bakan olduğum günden beri konuşmalarımı irticalen yapıyorum. Ağzımdan küfürlü bir kelime mi çıktı?
Her şeyin istismarı var: Yani MEB okullara kitap tavsiye etmeyecek mi? Tüm bunlara rağmen, bizim '100 Temel Eser' projemiz hedefine ulaşmıştır. Tolstoy'un 'Savaş ve Barış'ını okuyun dedim. Kitabı tutup da özünü yok edecek şekilde tahrip edecek şekilde üslubunu değiştirip üzerine bir damga basarsa yanlış yapmış olur, korsan yayın neyse bu da odur. Her şeyin istismarı var. Ciddi yayınevlerinin kitaplarının bir hafta sonra korsan yayınları çıkıyor. Birlikte bunun üzerine gidelim o zaman.
Kendi Heidi'nizi yazın: Çeviriyi siz motamot yaparsanız, çok anlam ifade etmeyebilir. Ancak ülkenin kültürel unsurlarını göz önünde bulundurmakla Hıristiyan dünyasında yazılmış bir kitabı Müslümanlaştırmak farklı şeyler. Heidi'de bir kilise sahnesi vardır, buram buram Hıristiyanlık propaganda edilir. Eğer Heidi'yi sevdiysen, Heidi'yi Müslümanlaştırmaktan vazgeç, otur kendi Heidi'ni yaz, otur kendi çizgi filmini yap.
Cennet ifadesi normal: Radikal'in manşetinde, bir çeviride aslında olmadığı halde, 'Burayı cennete çevirmişsin' ifadesinin kullanıldığı belirtiliyor. Bir tatil köyüne gittiniz, masmavi bir deniz, arkanızda yemyeşil bir orman, kumsal o biçim, 'Burası cennet gibi bir yer' derseniz, yeni bir termonoloji mi kullanmış olursunuz? 'Burayı iyiden, doğrudan yana değiştirmişiniz' ifadesi yerine 'cennete çevirmişsiniz' dediğiniz zaman burada garipsenecek bir şey yok.
Yarabbim, Allah'ım garipsenmemeli: Diyelim ki Pinokyo, 'Oh God' diyor, bunu siz 'Tanrım, Allahım, Yarabbim' diye tercüme edebilirsiniz, bunda bir gariplik yok. Onlar 'Oh my God' diyor, sen bunu 'Aman Allahım'dan' başka nasıl tercüme edebilirsin?
Socrates peygamber değil: Ama tutup da 'Sefiller'in Jan Valjean'ını şekilden şekile sokuyorsun, Socrates'i bir peygamber gibi takdim ediyorsun. Socrates'i birisi bir aziz gibi, bir peygamber gibi sunmaya kalkarsa, bunda benim günahım olmaz ki, bu yanlış olur.
Ahmet Vefik'in tercümelerinden birinde kahramanlardan birisi 'No, no' diyor. Siz bunu tercüme ederseniz, 'Hayır, hayır' dersiniz. Ahmet Vefik Paşa, 'Haşa ki haşa' diye tercüme ediyor. Şimdi o zamanlar bu çok yerine otururdu ama bugün böyle tercüme ederseniz kimse anlamaz. Dolayısıyla çeviri yaptığınız dilin konuşulduğu toplumun kültürü, onların anlayışı göz önünde bulundurulur.