Nimet değil, tehlike

Tavuk geni taşıyan patates, fındık genli soya... Genleriyle oynanmış gıdaların zararlarını anlatan uzmanlar uyardı: Gümrüklerimizde laboratuvar yok.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - İnsan sağlığına etkileri yıllardır tartışılan genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ticareti 1996 yılında başladığında, dünyada 1.7 milyon hektarda bu tip ürün yetiştiriliyordu. Bugün ise 67.7 milyon hektarda 7 milyon çiftçi üretim yapıyor. Önümüzdeki beş yıl içinde 100 milyon hektarda, 10 milyon çiftçinin genleri değiştirilmiş
ürünler ekip dikeceği hesaplanıyor.
GDO ürünlerin başında soya, mısır ve pamuk geliyor. Türkiye 2003 yılında ithal ettiği 800 bin ton soyayı, 1.8 milyon ton mısırı GDO'yla en fazla soya ve mısır üreten Arjantin ve ABD'den aldı.
'GDO'ya Hayır Platformu' tarafından düzenlenen 'Genetik Tehlikeye Dikkat' başlıklı panelde, Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şeminur Topal GDO'ların alzheimer, koroner kalp hastalıklarını tetiklediğini öne sürdü. Topal, "Transgenik mısır üretildiği zaman, mısırdan üretilen nişastada, kekte, pastada da aynı tehlike sürüyor. Domates, balık, çilekte gen transferi yapılıyor. GDO'lar arttıkça, alerjik etkiler de artıyor. A vitamini kısıtlanıyor ve vücutta antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşuyor" dedi.
GDO, bir canlı organizmaya başka türlerden genlerin aktarımı olarak tanımlanıyor. Yabani ot ve zararlılara karşı dayanıklılık yaratmak, ürün miktarını artırmak ve açlığa çare bulmak amacıyla başlatılan gen transferinin ürünleri, tavuk genli patates, akrep geni taşıyan pamuk, balık genli domates vs...
Etiketlendirme şart
'GDO'ya Hayır Platformu'ndan Dr. Şiirsel Taş Dizdar ise GDO'lu ürünlerin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin uzun yıllar sonra da çıkabileceğine dikkat çekti. Dizdar, "1996'da Nebraska Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre, soyanın proteinini artırmak için Brezilya fındığı geni eklendi. Ama fındığa alerjisi olanlar soya yediklerinde reaksiyon verdi. Marketten aldığımız soyanın içinde fındık geni olabilir. Burada etiketlendirmenin önemi devreye giriyor. Ama üzerinde GDO yazması yeterli olmaz. Çünkü GDO, antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşturuyor ve mikroorganizmalarla birleşme ihtilali var" diye konuştu.
Laboratuvar yok!
İstanbul Ziraat Mühendisleri Odası'ndan Ahmet Atalık da, devletin hiçbir yetkili kurumunun bugüne kadar bu konuyla ilgili bir açıklama yapmamış olmasını eleştirdi. Türkiye'de 11 bin bitki türünün olduğunu anlatan Atalık, "Koskoca Britanya Adası'nda 2 bin 500 bitki türü var. Türkiye biyolojik çeşitliliğe sahip ama GDO ile çeşitlilik azalma tehlikesi altında. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın gümrüklerinde GDO'lu ürünü ayırt edebilecek laboratuvar altyapısı yok" dedi.
Neler yapılmalı?
'GDO'ya Hayır Platformu'na göre yapılması gerekenler şöyle: Bu ürünler Türkiye'ye sokulmamalı. Ülkeye girmesi halinde ürünlerin üzerinde 'ne olduklarını' belirten etiketler olmalı. Genetiği değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri, Türkiye'deki fiyatların çok altında. Türk çiftçisi ekonomik açıdan cazip görüdüğü bu ürünler hakkında il ve ilçe tarım örgütlerince bilgilendirilmeli. Geni değiştirilmiş tarım ve yem ürünleri için mevcut yasa ve yönetmelikler, gümrükler, analiz için laboratuvarlar hazır hale getirilmeli.