'Nobellik' bir hayat söndü: Kan davalarını bitiren Sait Şanlı öldü

'Nobellik' bir hayat söndü: Kan davalarını bitiren Sait Şanlı öldü
'Nobellik' bir hayat söndü: Kan davalarını bitiren Sait Şanlı öldü

Şanlı ?Kız çocukları okutulmalı. Berdel evlilikleri bitmeli? diyordu.

500'e yakın kan davasını bitirerek binlerce cinayeti önleyen Diyarbakırlı 'arabulucu' Sait Şanlı, 65 yaşında öldü. AFP, 2006'da Şanlı'yı Nobel'e aday göstermişti

DİYARBAKIR/İSTANBUL - 448 kan davası, 97 kız kaçırma ve 196 yaralamaya bağlı husumeti barışla sona erdirince 2006 yılında Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Sait Şanlı, öldü. Güneydoğu’nun barış elçisi, Diyarbakır Kasaplar Odası Başkanı Şanlı 65 yaşındaydı. 
Şanlı, yaklaşık üç hafta önce aort damarlarındaki sorun nedeniyle Ankara Güven Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Geçirdiği iki ameliyata rağmen kurtarılamayan gönüllü barış elçisi bugün Diyarbakır’a getirilerek toprağa verilecek. Avukat, öğretmen ve imamın da yer aldığı barış komiteleriyle dolaşarak binlerce cinayeti önleyen Şanlı, kan davasının ne demek olduğunu ‘çok yakından’ biliyordu.
Şanlı, 65 yıl önce Diyarbakır Lice’de doğdu. 14 yaşındayken bir inekleri komşunun bahçesine daldı. Komşu ineğin kuyruğunu kesti, bunu gururuna yediremeyen amcası komşuyu öldürdü. Ailece Lice’yi terk edip Malazgirt’e taşınmak zorunda kaldılar. Kan davalı bir ailede doğup büyüyen çocuğun ilkokulu bitirdiği günden itibaren nasıl bir dikenli çemberde yaşayacağını, bunun etkisiyle ne okuyabileceğini, ne yaşayabileceğini bizzat kendisi gördü. O ve ağabeyi vurulurlar korkusuyla yıllarca penceresiz odada yatırıldı. Hasımları üç dört ayda bir yaşadıkları yere geliyor, onları sorup kayboluyorlardı. İlkokulu ikinci sınıftan terk etti. Besici oldu.  Yıl 1974 oldu. Muş’ta bir teneke buğday için 21 adam vurulup sekiz köy boşaltılınca kendiliğinden harekete geçti.
Kurduğu barış komitesiyle yıllarca köy köy dolaşarak kan davalarını bitirdi, kan davasına dönüşme olasılığı olan husumetleri bitirdi.
Bunu nasıl yaptığını Vatan gazetesindeki röportajında şöyle anlatmıştı: “Biniyorum arabaya, ailenin kapısına gidiyorum. Gerekirse ağlıyorum, sızlıyorum. Annelerin babaların elini öpüyorum. Yeter ki kan akmasın. Barış Komisyonu adında beş kişilik bir grubum var. Aileyle ilk önce onlar temasa geçiyor. Bu grupta bir köy imamı var. Kuran-ı Kerim’in emirlerini, hadislerini onlara söylüyor. Ayrıca muhtar var. Devleti temsil ediyor. Hukukçu var. Avukat “Siz intikam almaya kalkarsanız, bu kadar ceza alırsınız, aileniz mağdur olur’ diyor. Öğretmen çocukların eğitiminden söze giriyor...”  
Şanlı kan davalarına karşı kız çocuklarının okutulmasını, berdel evliliğin kaldırılmasını, tüm evliliklerin resmi nikâhlı olmasını ve bölgedeki bütün köylerde barış komiteleri kurulmasını istiyordu. (dha, Radikal)