Nörolojiye göre şimdi aşk zamanı!

Mevsimsel değişimlerin duyguları daha yoğun biçimde hissetmeye yol açtığı söyleyen Prof. Dr. Önal, 'İlk bakışta aşk vardır. Bunu sağlayan kimyasal karışım, uzun bir beraberliğin garantisidir' dedi

ANKARA - Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zülküf Önal, hormonal değişimler nedeniyle bahar ve yaz aylarında duyguların yoğun hissedildiğini ve çok daha  kolay âşık olunduğunu söyledi. “İlk bakışta aşk vardır. Üstelik bunu sağlayan kimyasal karışım, uzun bir beraberliğin de garantisidir” diyen Önal, mevsimsel değişimlerin duyguların daha yoğun hissedilmesine neden olduğunu anlattı:
AŞK: “Aşk, limbik sistemin bütünlüğünün işareti. Mevsimsel değişimler duygusal değişimlere de neden oluyor. Hormonal değişimler nedeniyle bahar ve yaz aylarında  duygular yoğun hissedilirken çok daha kolay âşık olunuyor. Romantik aşk hayat verip motive ediyor. Bu süreç insan türünün devamlılığı için de gerekli.” 

LİMBİK SİSTEM: “Limbik sistem olumlu ve olumsuz duygusal hafızayı depolar. Uyku ve iştah döngülerini kontrol eder. Kokuları doğrudan işler. Doğru çalıştığı zaman kişi iyimser olur, rahat ilişki kurar. Aldıkları bilgileri süzgeçten geçirip çevresindekilere olumlu olarak yansıtır. Neşeli, cinsel açıdan çekici ve tutkulu olabilir.” 

AŞKIN MOLEKÜLLERİ: “Vücutta aşktan sorumlu bazı hormon ve moleküller bulunur. Bunlardan ‘feniletilamin’ beyinde aşkla ilgili oluşan en önemli  kimyasal. Güçlü, kontrolü elinde tutan, her şeyi tüketen, bazen sadece işle ilgilenen bazen de baştan çıkarıcı olan ‘östrojen’, beyne kendini iyi hissettiren kimyasallar olan dopamin, serotonin, asetilkolin ve norepinefrinin ‘arkadaşı’dır. ‘Progesteron’ östrojenin arka planda kalan güçlü kardeşidir. Zaman zaman ortaya çıkan bu hormon bazen östrojenin etkilerini tersine çeviren bir fırtına bulutu gibidir, bazen de arada eriyip gider.
‘Testestoren’, iddialı, odaklanmış, her şeyi tüketen, erkek, baştan çıkarıcı, saldırgan ve hissizdir. Dhea ise ‘bütün hormonların koruyucusu, bağımsız, baştan çıkarıcı, hayatın özünü içinde barındıran, enerji verici, testestoren ve östrojenin anne ve babası niteliğindedir. Gençlikte bol miktarda bulunur, yaşlandıkça azalır.
Adrenalin kalp hızını artırır, tansiyonu yükseltir, vücudu tetikte tutar, zevk ve heyecanın zeminini hazırlar. Dopamin de zevk, motivasyon ve konsantrasyonla ilgilidir. Bu hormon beynin ödül merkezinde yer alır. Yeterli dopamin düzeyi kendine güveni artırır. Aşkın ilk dönemlerinde yüksek dopamin, düşük serotonin seviyesi gözlenir.  Bu düşük seviyeye paralel olarak tutkulu aşıklarda bazal gangliya ve ön  singulat girusda artmış aktivite tespit edilmiştir. ‘İlk  bakışta aşk’ vardır. Üstelik bunu sağlayan kimyasal karışım, uzun bir  beraberliğin garantisidir. İlk bakışta aşkın mistik bir yanı yoktur, aşk ve cazibeyi yöneten duygular değil, moleküllerdir.”

LİMBİK LOB: “Kadınlardaki limbik lob erkeklerden daha büyük. Bu kadınların ilişkilerde daha istikrarlı ve tutarlı olmalarını sağlar. Östrojen, testestoren, nitrik oksit ve feromonlar ‘çekim’; adrenalin, noradrenalin, dopamin, serotonin ve feniletilenamin ‘karasevda’;  oksitosin ve vazopressinin ‘bağlılık’; azalan serotonin ve endorfin ise ‘ayrılık’tan sorumlu.”

GÖRSEL UYARI: “Bir araştırmada sıradan bir konuşma yapan bir erkekle kadının beyinleri tarandığında erkeğin beyninde cinsellikle ilgili  bölgeler aktive olurken aynı durum kadın beyninde izlenmemiştir. Erkek bu  görüşmeyi potansiyel bir cinsel randevu olarak görürken, kadın bu durumu ‘konuşan iki insan olarak’ algılamıştır. Romantik aşkı tetikleyen görsel uyarıdan başka şey değildir. Sanıldığı gibi ses, zekâ, cazibe veya sosyal ve finansal statünün bir önemi yoktur. Âşık kişinin beynindeki korteks, anterior singulat, hipokampus, striatum, nukleus acumbens bölgelerinde aktivite vardır.” 

AŞKIN EVRELERİ: “Aşk başladığı ilk dönemde beynin ödül devrelerini tetikleyerek kokain, eroin, morfin gibi uyuşturucu etkisi yaratır. Bu etki altı-sekiz ay sürer. 10 yıldan fazla evli 5 bin çift üzerinde yapılan bir araştırmaya göre evlilikteki romantizm yedi yıldan daha az sürer. Yeni evliler arasındaki romantizm 2 yıl, 6 ay, 25 gün sonra bitiyor. Bu süreden sonra erkekler düzenli, kadınlar da bakımlı olmayı bırakıyor. Evliliğin 3. yılında çiftlerin yüzde 83’ü yıl dönümlerini kutlamak için çaba sarf etmemeye başlıyor. Araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 83’ü evliliklerinin ilk aylarında el ele tutuşurken, 937.5 gün sonra bu oran yüzde 38’e düşüyor. İlk yıllarda günde sekiz kez birbirlerine sarılan çiftler, ilk yıldan sonra bunu yapmamaya başlıyor. Araştırmaya göre, bu oranlar dışarıda sürpriz bir akşam yemeği ve televizyon kumandasının paylaşılması için de geçerli.” (aa)