Nuh ondan sorulur

55 yaşındaki Hacı Hasan Özer, tüm haşmetiyle Doğubeyazıt'ta kendini gösteren Ağrı Dağı'nın tam karşısındaki...
Haber: SUNA AKTAŞ / Arşivi

DOĞUBEYAZIT - 55 yaşındaki Hacı Hasan Özer, tüm haşmetiyle Doğubeyazıt'ta kendini gösteren Ağrı Dağı'nın tam karşısındaki, 2000 rakımlı Üzengili Köyü'nde turist rehberliği yaparak geçimini sağlıyor. Beş oğul, 45 torun sahibi Hasan Özer'in, namı diğer Hasan dayının uzmanlık alanı; Nuh'un Gemisi. "İlkokul mezunuyum ama üniversite öğrencilerine rehberlik yapıyorum" diyerek bilgisiyle ve işiyle gururlanıyor Hasan dayı.
Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde denizden iki bin metre yükseklikte, Anadolu'nun bildik köylerinden biri Üzengili Köyü. Kışın yolları kardan bir mevsim kapanan 800 kişilik nüfusunun büyük çoğunluğu arpa-buğday ekip, hayvancılıkla uğraşıyor, kıt kanaat geçinmeye çalışıyor. 40 haneli Üzengili Köyü' nde hayat tekdüze ve renksiz. Ancak, iddialara göre Nuh'un Gemisi'nin kalıntıları ve gurur duydukları bir turist rehberleri var.
'En iyi ben bilirim'
Halk arasında kendisine 'Nuh'un Gemisi'nin tarihçisi' denildiğini be-lirten Hasan dayı işini hem seviyor hemde övünüyor; "Buranın tarihini benden başka kimse iyi bilemez. Ben bu işe gönül verdim. 15 yıldır burada yatıp, burada kalkıyorum. Burayı bütün dünyaya ve Türkiye'ye tanıtan benim" diyor.
Hasan dayı, 1986 yılında Amerikalı James Irwin ve bir Türk pilotun Doğubeyazıt'a Nuh'un Gemisi'ni bulmak için geldiğini söyleyerek anlatmaya başlıyor. Belli ki binlerce defa anlattığı öyküyü bir kez daha tekrarlamak onu hiç yormuyor. Heyecanla devam ediyor:
"Geldiler, 'Nuh'un Gemisi burada, yerini biliyor musun?' diye sordular. 'Bilmiyoruz' dedik. Fotoğrafını gösterdiler. Fotoğraftaki yeri biliyoruz deyince Amerikalı astronot hemen koluma sarıldı, 'Ne olur beni oraya götür' dedi. Götürdüm."
'Gemi kesinlikle burada'
Gelen turistlerin "Bu gerçekten Nuh'un Gemisi mi?", "Nuh'un Gemisi'nin birçok yerde daha kalıntıları olduğu söyleniyor" gibi soruları ise neredeyse James Irwin'den daha emin bir tavırla yanıtlıyor Hasan dayı:
"Gemi kesinlikle burada."
Belki de ikna edemediğini düşünen Hasan dayı, tüm kuşkuları gidermek için anlatmaya devam ediyor: "1948 yılında burada bir deprem oldu. Kaymalar oldu tabii. Ancak bu kaymalar Nuh'un Gemisi'nin yanına kadar gidip durdu. Niye daha öteye gidemedi? Çünkü bir keramet var bunda.
Bir başka işaret ise, burada 1960 yılından 1985 yılına kadar arkeolojik kazılar yapılıyordu. Daha öncesinden büyüklerimiz Nuh'un Gemisi'nin üzerinde bir ışık, bir nur olduğunu söylerdi, ancak çalışmalardan sonra bu ışık kayboldu.
Ha bir de Amerikalı arkeologlar gelip burada araştırma yaptı, bir kısmını deldiklerinde tahta parçaları ile renkli ve kokulu toprak buldular. Amerika'ya götürüp inceledi ve 'İşte Nuh'un Gemisi burada' dedi. E daha ben ne diyeyim."
Tabii Hasan dayı, 7 bin yıl önce meydana gelen tufanda başrol oynayan 164 metre boyunda 42 metre enindeki geminin hikâyesini mutlaka herkese anlatıyor.
Her yerde sureti var
Dünyanın yedi kıtasından binlerce insanın Nuh'un Gemisi'ni görmeye geldiğini belirten Hasan dayı, "Herkes fotoğrafımı çeker, öyle gider. Nuh'un Gemisi benden sorulur. Dünyanın yedi kıtasında benim suretim vardır anlayacağın" diyor. Gelen turistler memleketlerine davet eder ancak "Ben gurbete dayanam" diyerek reddeder Hasan dayı.
İki hafta önce gelen bir Japon turist grubu da Nuh'un Gemisi'nin bulunduğu yerin yakınına üzerinde 'Dünyada Barış Daim Olsun' yazılı bir barış çubuğu diker. Söz para konusuna gelince biraz ketum davranıyor Hasan dayı. Turistlerin geçimini sağlayacak kadar para verdiğini söylemekle yetinip susuyor.
'Yeryüzünde olanların hepsi ölecek...'
"İnsanların yoldan çıkmaları üzerine bir lanet göndereceğini söyleyen Allah'ın sözlerini insanlara ileten Nuh Peygamber'e kimse inanmaz. Cebrail aracılığı ile Nuh Peygamber'e bir gemi yapmasını emreder Allah" diye başlayan Nuh Tufanı diğer büyük dinlerde de yer alıyor. Nuh Tufanı Tevrat'ta şöyle anlatılıyor: "Kendine gofer ağacından bir gemi yap. Geminin uzunluğu üç yüz arşın, genişliği elli arşın ve yüksekliği otuz arşın olacaktır. Ve geminin kapısını yan tarafına koyacaksın. Alt, ikinci ve üçüncü katlı olarak yapacaksın. Ve ben, işte ben, göklerin altında kendisine hayat nefesi olan bütün beşeri yok etmek için yeryüzü üzerine sular tufanı getiriyorum. Yeryüzünde olanların hepsi ölecektir... Ve Nuh, Allah'ın kendisine emrettiği her şeyi yaptı. Ve Allah, Nuh'u ve onunla beraber gemide olan hayvanları korudu. Ve Allah yerin üzerinden bir rüzgâr geçirdi. Ve sular alçaldı ve enginin kaynakları ile göklerin pencereleri kapandı.
Ve göklerden yağmurun arkası kesildi ve gittikçe sular yerden çekildiler. Yüz elli gün bittikten sonra sular azaldı. Ve gemi yedinci ayda ayın on yedinci gününde Ararat
Dağları üzerine oturdu. Ve sular onuncu
aya kadar gittikçe azaldı. Onuncu ayda
ayın birinde dağların başları göründü."