O artık hiçbir şeyi hatırlamıyor

Ölüm orucunda, tedavisi olmayan kalıcı hafıza kaybı hastalığına (wernicke-korsakoff sendromu) yakalanan Atılcan Saday, son iki yılını hiç hatırlamıyor

ANKARA - Ölüm orucunda, tedavisi olmayan kalıcı hafıza kaybı hastalığına (wernicke-korsakoff sendromu) yakalanan Atılcan Saday, son iki yılını hiç hatırlamıyor. Üstelik Saday, bu haliyle hastaneden çıkarılarak, Sincan F Tipi Cezaevi'ne götürüldü.
24 yaşındaki Saday lise ikinci sınıfta okurken, 1996'da 'örgüt üyesi' olduğu iddiasıyla tutuklanır. Cezaevinde liseyi dışarıdan bitirir ve İstanbul Üniversitesi
İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü'nü kazanır. Babası, oğlunun bir gün özgür kalacağı umuduyla kaydını yaptırır, ama F tipi tartışmaları ve ölüm oruçları dayanır kapıya. Atılcan, babasına "Girmeyiz hücreye, orada yavaş yavaş ölmektense, ölüm orucunda ölürüz daha iyi" diyerek ölüm orucuna başlar.
'Hayata Dönüş'te ağır yaralı
Derken 'Hayata Dönüş Operasyonu' yapılır. Atılcan, hastaneye kaldırılır, kırık bir kol ve nedereyse kör olmuş bir gözle. "Ceyhan'da en ağır yaralananlar arasındaydı" diyor baba Saday, "En son o taburcu edildi."
Sevk edildiği Sincan F Tipi'nde devam eder ölüm orucuna. 22 Mart'ta durumu ağırlaşınca Ankara Hastanesi'ne kaldırılır, ama tedaviyi reddeder. Hastanede, arkadaşları Ramazan Çiçek'e zorla müdahale edilince su, tuz ve şekeri keserler. İki gün süren bu eylemin sonunda Atılcan'ın bilinci kapanır ve tıbbi müdahale başlar.
Atılcan, iki gün sonra hafızasının son iki yılını silmiş olarak uyanır. Anne Fadime Saday, gözyaşları içinde anlatıyor:
"Operasyonu ve F tipini hiç hatırlamıyor.
İki yıl önce Ceyhan Cezaevi'nde kalmış hafızası. Arkadaşına 'Biz Ceyhan'da mıyız?' diye soruyormuş. Deprem olmuş da hastaneye kaldırılmış sanıyormuş." Baba Saday ise "Bir gün önce annesiyle görüşüyor, ertesi gün bana 'Bir hafta önce annem geldi' diyor" diye anlatıyor.
'Ya yanlışlık ya da zulüm' Refakatçi kalma izni verilmeyen anne-baba Saday için tek çare hastane önünde beklemektir artık. Ama önceki gün Atılcan'ın iki asker arasında götürüldüğünü görmüş anne-baba. Baba Saday, "Şok oldum. Tedavisi cezaevine gönderilecek aşamaya gelmemişti. 3 yaşındaki çocuk gibiydi. Onu bu haldeyken cezaevine götürmek ya bir yanlışlıktır, ya bir kasıt ya da bir zulüm" diyor.
"Devletin gözü aydın, bize sakat bir çocuk bıraktı" diyen anne Saday, söyleyecek söz bulamıyor.