O çocukları tek tek gözlerinden öp

O çocukları tek tek gözlerinden öp
O çocukları tek tek gözlerinden öp
Gezi Parkı'ndaki annelerin bir araya gelip çocuklarına sahip çıkacağının sinyalini yarım saat önce annemin telefonuyla almıştım zaten: O çocukları tek tek gözlerinden öp
Haber: ŞENAY AYDEMİR / Arşivi

İSTANBUL - İstiklal Caddesi’nden Gezi Parkı’na doğru yürüyoruz. Annem son yirmi yıldır her türlü toplumsal hadise anında istikrarlı bir şekilde yaptığı gibi yine arıyor. 17 gündür de bu böyle. ‘Gitme’den ‘dikkatli ol’a uzanan bir süreç bu. Ama artık eskisi kadar endişe etmiyor. Çünkü gerçekten ‘arkalarda’ olduğumdan emin. Saat 20.15 civarı çalan telefonda ‘Anne’ yazıyor. Günlük ayarı yemek üzereyiz.
- Nerdesin
- Taksim’deyim Anne, Gezi Parkı’na bakacağım.
- Ha iyi. Dikkat et.
- Tamam anne. Hadi görüşürüz
- Ha bir de. Oradaki çocukların hepsinin gözlerinden teker teker öp benim için. Ben ‘bu yeni nesilden bir şey olmaz’ diye düşünüyordum. Allah onlardan razı olsun.


Beş vakit namazını kaçırmayan, her Ramazanda Allah rızası için hatim indiren ‘laik’ bir Müslüman olan öz annemden bu sözleri duyduktan sonra ‘ hava döndü anneden’ diye espriler yaparak Gezi Parkı’na giriyoruz. Biz girdikten birkaç dakika sonra, Parktaki anneler için anons yapılıyor. Bugün parkın etrafını saracak olan zinciri onların yapması isteniyor. Kimsenin o kadar anne olacağına dair bir öngörüsü yok. Sonra birden her yaştan anne bir araya geliyor. El ele tutuşuyor ve bütün parkı kapsayacak büyük bir ‘anne zinciri’ çıkıyor ortaya. Kimi polisin koruyamadığı çocuğunu korumak için orada, kimisi İstanbul Valisi’nin ‘çocuklarınızı oradan alın’ çağrı için gelmiş kalmaya karar vermiş. Kimisi çocuğunun geleceği için zaten başından itibaren Gezi Parkı’nda.

Anneler. Yoğun alkışlar ve karşılıklı tezahüratlar eşliğinde Gezi Parkı’ndan çıkıp Taksim tarafındaki merdivenlerden ‘Her yer anne, her yer direniş’ sloganları atarak alana inen annelerin yarattığı atmosfer göz yaşartıyor. Aynı şekilde parkın içindeki turları sırasında alkış kıyamet. Anneliğin bir kan bağı bağlantısı olmaktan çıkıp, o alandaki bütün çocukları kapsayan ve koruyan ortak bir güdü haline dönüştüğü tarihi bir an bu.

Benim öğrencilik yaptığım 90’lı yılların ilk yarısında anneler kalkıp eylem alanına ya da karakola çocuklarını almaya geldiğinde “Anne arkadaşlara rezil oluyorum” diye tepki gösterirdik. Eylemlere katılanlarımız, bunu çoğu zaman ailesinden gizlerdi. Gezi Parkı Direnişi, yalnızca toplumun birbirinden çok farklı kesimlerini bir araya getirip dayanışmayı ve mücadele etmeyi öğretmekle kalmadı, aynı zamanda ‘anneler ve çocuklar’ arasındaki mesafeyi de kapattı. Eskiden bizi eylem alanından ‘terlikle’ alan anneler, şimdi çocuklarının yanında saf tutuyor.

Darısı başta ‘Devlet Baba’ olmak üzere, bütün babaların başına.