@ismailsaymaz

O kurşun sendelerken gelmedi

O kurşun sendelerken gelmedi
O kurşun sendelerken gelmedi
"Sendeleyip vurdum" diyen polisi, 'dikkatsizlik sonucu adam öldürme' olasılığına göre tahliye eden mahkemeye Adli Tıp'tan farklı bir rapor geldi: Atış düşme sırasında olmamış.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Aydın’da, geçen yıl “Dur ihtarına” uymayıp kaçtığı iddiasıyla asker firarisi Mahir Zorbey Demirkaya’nın arkasından ateş edip başından vurarak öldüren polis Murat Saylam, “Sendeleyip düştüm, silahım ateş aldı” dedi. Saylam, ‘kasten cinayet’ suçundan tutuklu kaldığı 34 günün sonunda ilk duruşmada bırakıldı. Saylam’ı “suç vasfı değişebilir” diyerek, yani cinayetin “dikkatsizlik sonucu insan öldürme” kapsamına gireceğini düşünerek tahliye eden mahkemenin kararı, bir yıl sonra Adli Tıp Kurumu’na (ATK) çarptı. ATK 1. İhtisas Kurulu’ndan mahkemeye gönderilen raporda, “Atışların düşme sırasında dengenin bozulması ve düşme sonrası kontrolsüz olarak silahın kendiliğinden ateş almasının mümkün olmadığı, en az iki kez tetiğe kuvvet uygulamış olduğu oybirliğiyle mütalaa olunur” denildi. İ

Aydın’da yaşayan 21 yaşındaki Mahir Zorbey Demirkaya bir şikayet üzerine ifade vermek için 4 Mart 2012‘de Efeler Polis Merkezi’ne gitmişti. Asker firarisi olduğu öğrenilince Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkeme tutuklanmasına karar verdi. Demirkaya, adliyeden çıkarılırken annesi Şükran Yükselen Cambazoğlu ve kardeşi İmranhan Hürkan Demirkaya ile vedalaşmak istedi. Annesine sarılıp kaçmaya başladı. Aydın Emniyeti’nde görevli Murat Saylam ile Adnan Kılıç, Demirkaya’nın peşine düştü. Demirkaya’nın kardeşi İmranhan Hürkan onları izledi. Saylam, kovalamaca sırasında, Dimarkaya’nın arkasında üç el ateş etti. Bu kurşunlardan biri Demirkaya’nın kafasına isabet ederken, ikincisi Demirkaya’nın omzunu sıyırıp bir beton sütuna, üçüncüsü de bir dükkanın tabelasına geldi.

Demirkaya ölürken, Saylam dengesini kaybederek düştüğünü ve elindeki silahın istem dışı ateş aldığını savundu. Mahkemece serbest bırakılsa da 6 Mart 2012’de savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. Saylam hakkında, ‘olası kastla adam öldürme’ iddiasıyla dava açıldı. İlk duruşma, 9 Mayıs’ta Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saylam, savcının “Tutukluluğu devam etsin” talebine rağmen ‘suç vasfının değişme ihtimali’nden ötürü tahliye edildi. Bu ‘ihtimal’ ile, “dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucunda adam öldürme” iddiası kastedildi.


Adli Tıp: Düşerken olmaz

Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Saylam’ın savunması doğrultusunda dosyayı ATK’ya göndererek, “Atışların düşme sırasında dengenin bozulması üzerine” meydana gelip gelmediğinin belirlenmesini istedi. 1. İhtisas Kurulu‘nun 16 Ocak 2013’te hazırladığı rapor 21 Mart’ta dosyaya girdi. Saylam’ın iddiasının çürütüldüğü raporda, “Sorulduğu üzere atışların düşme sırasında dengenin bozulması ve düşme sonrası kontrolsüz olarak silahın kendiliğinden ateş almasının mümkün olmadığı, en az iki kez tetiğe kuvvet uygulamış olduğu oybirliğiyle mütalaa olunur” denildi.

Bu arada, Demirkaya Ailesi’nin özel başvurusu üzerine İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nadir Arıcan ve Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr. İsmail Özgür Can tarafından 20 Eylül 2012’de bir bilirkişi raporu hazırlandı. Özel raporda da, “Atışların düşme sırasında dengenin bozulması ve düştükten sonra kontrolsüz olarak silahın kendiliğinden ateşlenmesi sonucu meydana gelmeyeceği” ifade edildi. Bir sonraki duruşma 18 Nisan’a bırakılırken, Demirkaya Ailesi’nin avukatı Bülent Tokuçoğlu, polisin kasten ve hedef gözeterek ateş ettiğinin bu raporla birlikte kesinlik kazandığını, tutuklanması gerektiğini kaydediyor.

Kardeşin iddiası, ‘kasten vurma’


Polis Saylam, kovalamacada “Dur” ihtarında bulunduğunu öne sürüyor. Saylam’ın arkasında bulunan polis Adnan Kılıç, ihtarı duyduğunu söylüyor. Fakat Demirkaya’nın kardeşi İmranhan Hürkan, “Dur diye bağırma olmadı” diyor. Yine Saylam, koşturmaca sırasında üç sokak geçip dik bir merdivenden indiklerini, Barboros Caddesi’ne girince önüne çıkan beton çiçekliğe ayağının takıldığını iddia ediyor. Elinin tetikte olduğunu, ayağı takıldıktan sonra havadayken silahının ateşlendiğini, kolunun üzerine düştüğünü, düştükten sonra silahın bir el daha ateş aldığını savunuyor. Polis Adnan Kılıç anlatımı doğruluyor. Fakat İmranhan Hürkan Demirkaya, “Silahını direk abimin üzerine doğrultarak ateş etti. Birinci atışta durdu, arkasından bir iki olacak şekilde sık aralıkla ateş etti. Silahı abimin kafasına doğrultmuştu. Polis ateş ettiğinde merdivenlerin bitiminde aramızda bir iki saniye farkla hemen arkasındaydım. Kesinlikle polis memuru yere düşmedi” diyor. Tanık esnaf Mustafa Yılmaz, “Polisin düştüğünü görmedim” diye ifade veriyor.