Obama üniversitelilerle Tophane'de buluştu

Obama üniversitelilerle Tophane'de buluştu
Obama üniversitelilerle Tophane'de buluştu
Türkiye'den üniversiteli gençlerle yuvarlak masa toplantısında buluşan ABD Başkanı Barack Obama soru yağmuruna tutuldu

İSTANBUL - ABD Başkanı Barack Obama İstanbul ziyaretinde üniversiteli gençlerle buluştu. Obama, "Sizin nesliniz hem dramatik, hem zor değişikliklerin gerçekleştiği bir dünyada yaşıyor. Dünya sizin yarattığınız dünya olacaktır. Yeni duvarlar inşa etmek yerine yeni köprüler kurabilirsiniz. Ortak paylaşılan bir refah oluşturabilirsiniz. Bu çabalarınızda ABD’de bir dost, bir destekçi, bir ortak bulacaksınız" dedi.
Obama, Tophane-i Amire binasında bazı üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Burada öğrencilere hitap eden Obama, "Yeni duvarlar inşa etmek yerine, yeni köprüler kurabilirsiniz. Bu çabalarınızda ABD’de bir dost, bir destekçi, bir ortak bulacaksınız" diye konuştu. Obama, İstanbul’a şehrin güzel mekanlarını görmek için değil, iki ülkenin ortaklığını yinelemek için geldiğini belirttierek, "ABD ve Müslüman dünyasındaki kökleri karşılıklı saygıda olan bir ilişkiyi yeniden inşa etmeyi istediğim için geldim. Dostluğumuza hizmet edecek ortak hayallerimiz olduğunu unutmamamız gerekiyor" dedi. Açık, dürüst, canlı ve karşılıklı saygıya dayanan bir diyaloğun kurulabileceği inancını dile getiren Obama, ABD temaslarında yeni bir dönemin başladığını, farklılıklar üzerine odaklanılmaması, etrafa güvensizlik duvarları örülmemesi gerektiğini belirtti.


Obama başkan seçilemezdi...

 

"Fikir birliği olmadığı zamanlarda bile birbirimizin bakış açısına saygı duymamız gerekiyor" diyen Obama, ABD hakkında bazı kalıplaşmış düşünceler bulunduğunu, ancak bunların yanlış bilgilerden kaynaklandığını söyleyedi ve şöyle devam etti:
"ABD'nin bencilleştiği, kabalaştığı ve bizim ötemizdeki dünyaya önem vermediğimiz gibi bir algılayış olabilir. Bu benim bildiğim ve sevdiğim ülke değil. Dünyadaki her ülke gibi ABD de hatalar yapmıştır ve mükemmel değildir. Ama 200 yılı aşkın bir süredir daha iyi bir birlik kurmak, daha umut dolu bir dünyaya ulaşmak için çaba sarf ettik. Çeşitli meslek gruplarından farklı köken, mezhep ve dinlerden ortak ideallerde birleşen insanlar istediği takdirde herkesin başarabildiği bir ülkede yaşıyoruz. Eğer öyle olmasaydı Barack Obama başkan seçilemezdi. Tanımanızı istediğim Amerika budur."

Daha barışçı ve daha müreffeh bir dünya yaratılmasında gençlere büyük güven duyduklarını vurgulayarak, şunları söyledi:
"Sizin nesliniz hem dramatik, hem zor değişikliklerin gerçekleştiği bir dünyada yaşıyor. Bilgi ve icraatlara emsal olmayan bir erişiminiz var. Aynı zamanda ciddi zorluklar da var. Değişmekte olan küresel ekonomi, iklim değişikliği, aşırıcılık... Eski ihtilaflar ve yeni silahların olduğu bir dünyadasınız. Başkan sıfatıyla genç Amerikalıları dünyanın değişik yerlerindeki yaşıtlarıyla görüştürmenin yolunu arıyorum. Yeni eğitimler alabilmeleri için yollar arıyorum. Bu eğitim faaliyetleri her zaman Amerika'nın dünyayla iletişime geçmesi için iyi olmuştur. Babamın Hawai’ye gelip tanışmasının öyküsünde de bu vardı. Yıllar önce Robert Koleji’nin kuruluşunun da yolu buydu. Çok basit değişim programları aramızdaki duvarları yıkabilir. İnsanlar bir araya geldiği, birbiriyle konuştuğu, bir deneyim paylaştığı zaman ortak bir insanlık ortaya çıkıyor. Bunlar olduğu zaman da güvensizlik yok oluyor. Aramızdaki küçük farklılıklar ve fikir ayrılıkları yok oluyor ve ilerlememiz burada başlıyor. Dünya sizin yarattığınız dünya olacaktır. Yeni duvarlar inşa etmek yerine yeni köprüler kurabilirsiniz. Ortak paylaşılan bir refah oluşturabilirsiniz. Bu çabalarınızda ABD’de bir dost, bir destekçi, bir ortak bulacaksınız."


ÖĞRENCİLERİN SORULARI VE YANITLAR


Daha sonra ABD Başkanı Obama, öğrencilerin sorularını yanıtladı. Obama'ya sorulan sorulan ve ve ABD Başkanı'nın yanıtları şöyle:

- Dün 'Yurtta Sulh Cihan'da Sulh' dediniz fakat doğayla barış içinde olmamız gerekmiyor mu? Amerika Kyoto Protokolüne hala imza atmadı, atmayı düşünüyor musunuz?

Bilim bize diyor ki 'dünya ısınıyor'. Bunun havaya salınan karbon gazlarıyla olduğunu biliyoruz. Bunun önüne geçmek için adım atmazsak dünya 4-5 derece gibi ısınacak. Kyoto Protokolünü Amerika ve Çin imzalamamaya karar verdi. Amerika en büyük karbon salıcısı oldu. Amerika'nın Kyoto'yu imzalaması gerekli değil çünkü o anlaşmanın süresi bitiyor. Çok yakın bir zamanda yeni bir anlaşma üzerinde anlaşılabilir. Hem Amerika da hemde uluslararası bir ortamda olabilecek bir anlaşma üzerinde çalışıyoruz. Bunun çok geniş sınırları olacak. Tüm dünyada bunu yapabilmek için her ülkenin teknolojisinden yararlanmalıyız her kesin ortak sorunu bu. Daha az yakıt nasıl tüketebiliriz, karbon salınımlarını nasıl düşürebiliriz, bunları düşünüyoruz. Kullandığımız enerji miktarını düşürmeliyiz. Petrol gibi yakıtları kullanırsak bunların emisyonu gibi konular büyük bir proje olacaktır. Bunun maliyeti de yüksek olacaktır. Ben size yalan söylemek istemiyorum tüm dünyada bunun poltikası çok zor olacaktır. İnsanlara bunları hissettirmek gerekiyor. Elektriği farklı yoldan üretmek gerekiyor deseniz bu halkın bütçesine yansıyacak. Herkesin elektrik faturaları artacak. Bu halkın hoşuna gidecek bir şey değil. Siyasi mücadeleler olacak bu konular için. Bu nedenle sizin gibi gençlerin siyasette aktif olup ülkeniz de ki siyasetçilere bu konuları anlatıp, halkı bilgilendirmelisiniz.

- 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' sözünü nasıl uygulamaya koyacaksınız? Biz Türk gençlerinin ne gibi bir faydası olabilir böyle bir şeye?

'Ben yaptığım bir konuşmada dünyayı nükleer silahlardan temizleyeceğim' dedim. Kimileri bana inanmadı, sözlerimi dinlemedi. Ortadoğu'da Filistin ve İsrail'in yanyana gelemediğin, benim niye İran'la temasa geçmek istediğimi sordular. Bana göre bütün bunlar zor şeyler. Yüksekleri hedeflemezsek kaydeteceğimiz ilerleme çok az olur. Şu an ilerlememiz çok az. Dünkü konuşmamda da bahsettiğim gibi en önemli nokta diyalogdur. İnsanlar farklı kültürlerden gelen insanlarla tanışma ve onlarla konuşma fırsatı bulduklarında farklı bir dil konuşsanız bile farklı bir inança sahip olsanız bile aillerinize önem veriyorsunuz aynı ümitleriniz var. Topuma faydalı olmanızla ile ilgili temennizleriniz hep anı tüm dünyada. Farklılıklardan daha önemli. Bu başlangıç için çok önemli bir nokta. İnsanlar yaşlandıkça huylarından vazgeçebiliyorlar. Dün Başbakanınızla görüşmem de gördüm ki ikimizde soğuk savaş yıllarında doğmamıza rağmen gençliğimiz soğuk savaşın inişe geçtiği döneme denk geldi. Rusya'yı sadece düşman olarak gören liderlerden daha faklıyız. Eski şüphelerden arınmışız. ABD için bu şu anlama geliyor, sorumlu bir politika izlememiz gerekiyor. Lider ülke konumunda olmamız gerekiyor. İklim değişikliği konusunda da öyle dünya barışı konusunda da öyle. 'Nükleer silah geliştirmeyin.Siz bunu yaparsanız herkes yapar' demek yeterli değil. 'Bizde yapmayacağız' demeliyiz. Bu iddialarımızda ahlaki bir adım atmış oluruz. Ülkelerden destek almak istiyorsak bu politikalarımızı icraatlarla örtüştürmeliyiz. Anlaşmak güzeldir. Ancak bunların somut hareketlere dönüştürmek gerekiyor. Bu da zaman alacak. Küçük bir adımla başlayıp daha sonra büyütmek. Daha fazla barış için yaklaşımımız bu.

- Söyleşilerinizden birinde 'Türkiye'nin AB'ye üye olmasını istiyorum' dediniz. Fransa Devlet Başkanı Sarkozy 'Bu sizin değil AB'nin kararı' dedi. Sarkozy'nin bu tutumunu nasıl değerlenidiriyorsunuz? Sayın Sarkozy niye bunu söyledi? Türkiye Sözde Ermeni Soykırımı'na karşı olduğu için mi böyle söyledi?

Evet doğrudur. ABD, AB üyesi değildir. Fakat bu benim bu konu hakkında fikir sahibi olmamı engellemiyor. Sarkozy'nin Amerika politikaları hakkında fikir sahibi olduğunu herkes bilir. Kendisi fikirlerini açıklamaktan kaçınmadı. Türkiye'nin AB'ye katılmasının doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. NATO üyesi olabiliyorsa ve askerlerini müttefiklerini korumak için ve desteklemek için gönderebiliyorsa, askerlerinin hayatlarını tehlikeye atabiliyorsa o zaman niye AB'ye üye olmasın veya AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkın neden olmasın ? Avrupa'nın çeşitliliğini gösteren bir şey olur. Türkiye'nin alınması gücüne de güç katar. Başkan Sarkozy iyi dostum ve iyi bir müttefikimiz. Bazen görüş ayrılıklarına düşebiliyoruz. Bu konuda ki tutumu hakkında uzun bir görüşmem olmadı. Ümit ediyorum ki kısa bir zamanda Türkiye'nin üyeliği gerçekleşir. Sarkozy'nin Ermeni Meselesi ile ilgili böyle bir tutum takındığını düşünmüyorum. Türkiye'nin entegre olma konusunda güvensizlik yaşadığını düşünüyorum.

- Siz ve Bush arasında ki farklar nelerdir? Bazılarına göre yalnızca yüzler değişiyor politika değişmiyor. Bazılarına göre Ortadoğu ve İran'la tartışma devam edecek. Kuzey Irak'ta bir Kürt devletine izin verir misiniz?

Türkiye'nin toprak bütünlüğü ile ilgili NATO müttefiklerinin yaptığı toprak bütünlüğünü korumak. Dolaysıyla Türkiye'nin parçalalara bölünmesine karşı oluruz. Olmaya da devam edeceğiz. Türkiye'de ki Kürt azınlığının bu topraklarda özgür biçimde yaşamaya devam etmesini ve diğer vatandaşlarla eşit olarak yaşamasını savunuyoruz. Dini olsun, etnik olsun tüm azınlıkların aynı şekilde diğer insanlarla eşit olmasını istiyoruz. Tüm azınlıkların bütünün birer parçası olduğunun anlaşılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Devlet mekanizmasını idare etmek çok zaman alan ve zor bir iştir. Zamanla çok farklı bir yerde bulursunuz kendinizi. Ben Irak'ta ki savaşa karşı çıktım. Orada bir savaş fikrinin kötü olduğunu söyledim, şu an da oradan askerlerimizi çekiyoruz. Örneğin ben iklim değişikliğine Bush'tan daha çok önem veriyorum. Ama bu onunla tamamen ayrı poltikalar olacak anlamına gelmiyor. Farklı sonuç verecek politikaları hayata geçirince asıl fark olacak. Amerika'da ki arkadaşlarımızın muhalif olan poltikacılarla fikir birliğine gidebiliriz. Örneğin sadece Amerika'ya değil tüm dünyaya El Kaide'nin bir zarar verdiğini, sivil insanlara zarar vermenin ve bunu siyasi amaçla uçurmayı kabul etmiyorum. Dolayısıyla ABD'nin NATO müttefiklerinin ve dünyanın çeşitli yerlerindeki müttefiklerinin El Kaide terörünü yok etmesini gerekleri yapmasına inanıyorum. Sadece askeri yöntemlerle değil farklı mekanizmalarla bunu gerçekleştirmeyi sunabilmek insanlara başka bir yolda var diyebilmek bu terör olaylarını engelleyebilir. 8 yıl sonra baktığınız da Obama ile Bush çok farklı değillerdi belki diyeceksiniz . Ama umarım ki şu an olan bir çok problem çözüme kavuşmuş olacak.

- Türkiye'nin AB üyeliğinin Medeniyetler İttifakı projesi için önemi nedir? Amerika için negatif görüşü olan kişiler sizin seçilmeniz ardından daha pozitif oldular bu ani değişimin nedeni nedir?

Türkiye'nin ABD ile dostluğu AB'ye üyeliğe bağlı değildir. Türkiye AB'ye giremeyese bile ABD ile ikili ilşkileri aynı şekilde devam edecektir. Günden güne de güçlenecektir. Başbakan ve Cumhurbaşkanıyla ikili görüşmelerde ticaretin geliştirilmesi üzerine, Türkiye ve ABD ortaklığının en önemli kısmı askeri ortaklık olmuştur. İnsanların iyi hissettiği şeyler Amerika'nın hala fırsatlar ülkesi olarak görülmesini benim seçilmem tetiklemiş olabilir. ABD'ye göre ben farklı bir azınlıktan geliyorum. Adım farklı, ten rengin farklı. Seçilmemi bir kanıt olarak görüyorum. Çok seslilik adına. Irk ayrımcılığı bitmiştir. Eğitim fırsatında herkes eşittir. Yurt dışında yaşamış biri olarak ve ailesinde Müslümanlar olan bir insan olarak dünyanın çeşitli yerlerinde kültür alışverişine katkımın olabileceğini düşünüyorum. Amerika halkı çok umut dolu. İnsanlar şöyle düşünebilir; Yeterince gerçekçi değiliz, tarihine bakmadan dünyayı yönettiğimizi düşünüyorlar. Türkiye'ye bakarsanız biz çok daha yeni bir medeniyetiz. Amerika hala çok yeni ve dönüşümlerin çok çabuk olabileceği bir ülke. Bazen bizim de sabıra ihtiyacımız var. Geçmişte kalmak yanlıştır. Amerika halkı şunu yapmalıdır: Her zaman ileriye doğru bakmak.

- Sayın Başbakan’ın Davos’taki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz de aynı durumda olsanız, aynı tutumu sergiler miydiniz?

Başbakan’ınıza çok büyük saygı duyuyorum. Önce Londra’da daha öncede telefonda ama, yüz yüze görüşme imkanımız oldu Londra’da.
Türkiye’de çeşitli temaslarımız oldu, onun iyi bir insan olduğunu ve bölgede barışın ilerlemesinde çok çaba sarf eden biri olduğunu düşünüyorum. İsrail ve komşular arasında çaba sarf etmekten de çok büyük gurur duyduğunu söylebilirim. Sayın Başbakan’ın tepkisini ele almam doğru olmaz.
Ortadoğu’da barışı mümkündür. Bir Filistin devleti ve bir Yahudi devleti. Her iki tarafında uzlaşı yapması gerektiğini düşünüyorum bunun başarılabilmesi için. ABD’nin ya da Türkiye’nin rolü insanlara ne yapmalarını söylemek değildir. Diyaloğu ilerletmekle iyi bir dost olabiliriz, zorundayız. Filistin’lilerin ve İsrail’lilerin anneleri aynı şeyi düşünüyorlar, şiddete maruz kalsın istemiyorlar, çocukları otobüse bindikleri zaman patlayacağını düşünmemeliler. Bazen, bir müddet sadece annelere görev versek bazı şeylerin çözüleceğine inanıyorum. Geçmişi değil geleceği düşünerek, bu ruhla bence barış sürecinin ilerlemesi mümkün olacaktır. Oradaki duruma bakarsanız, sürdürülebilir bir durum değil. Nüfuslar arttıkça etrafta, düşmanlık arttıkça İsrail'e, İsrail güvenilir bir yer olmuyor. Filistin için sürdürülebilir değil, istihdam üretemiyor. Bu yolun girilmemesi gereken bir yol olduğunu biliyoruz. Geçmişte çok fazla öfke güvensizlik ve nefret olmuştur. Bu nefretin giderilmesi yönünde çok fazla adım atıldı. Liderlerin gösterdiği bir cesaretten dolayı bir barış anlaşması imzalandı. Beyaz Saray’dan birkaç hafta önce, Protestanların liderini Katoliklerin liderlerini aynı odada ağırladım. Ayrılıkçılar ve birlikçileri aynı salonda ağırladık ve bir tek sistemin birer parçası olarak ordalardı. (Radikal)