Öcalan'a beş komşu getirildi

Öcalan'a beş komşu getirildi
Öcalan'a beş komşu getirildi

Öcalan 10 yıldır İmralı Cezaevi?nde tutuluyor. Avukatları ve ailesi 15 günde bir ziyaret edebiliyor. FOTOĞRAF: DHA

Öcalan'ın kaldığı İmralı Adası'na dördü PKK'lı biri TİKKO davasından hükümlü beş mahkûm getirildi
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

ANKARA - Adalet Bakanlığı, İmralı Adası’nda yeni yapılan F tipi cezaevinde Abdullah Öcalan ile birlikte kalacak mahkûmlardan beşini belirledi ve önceki gece İmralı Adası’na gönderdi. Nakilleri yapılan dört mahkûmun PKK davasında bir mahkûmun da TİKKO davasında cezaevinde bulunduğu bildirildi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, söz konusu mahkûmları ‘az ziyaretçisi’ olan mahkûmlar arasından seçtiklerini ifade etti.
Abdullah Öcalan yakalandığı 1998 tarihinde bu yana İmralı Cezaevi’nde tek başına kalıyordu. AİHM ve Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi, Öcalan’ın tek başına cezaevinde kalması nedeniyle Türkiye’ye sürekli uyarılarda bulundu. Bu uyarılar üzerine Öcalan’ın yalnızlığına son vermek için Adalet Bakanlığı kolları sıvadı. Bakanlık önce İmralı Adası’nda yeni bir F tipi cezaevi inşa etti. Bakanlık kısa bir süre önce yeni binayı teslim aldı. İmralı F tipi Cezaevi’nde yedişer metrekareden oluşan toplam dokuz bölüm bulunuyor. Bu bölümlerden birinde Öcalan kalacak. 1000 metrekarelik alanı kaplayan yeni cezaevinin Öcalan’ın halen kaldığı cezaevinin hemen önünde inşa edildi. 

Hobi odası kullanabilecek
Öcalan nakledilince eski cezaevi idare binası olarak kullanılacak. Öcalan ve diğer mahkûmların günün belirli saatlerinde ‘Hobi odası’ denilen el işleri yapabilecekleri odada bir araya gelebilecek. Öcalan ve diğer mahkûmlar da diğer F tip cezaevlerinde uygulanacak infaz rejimine tabi tutulacak. F tip cezaevlerinde disiplin cezası almayan mahkûmlar koğuşlarına tele-vizyon alma, etkinliklere katılma gibi haktan yararlanabiliyor. 

Az ziyaretçisi olanlar seçildi
Bakanlık Öcalan ile birlikte aynı cezaevine paylaşacak mahkûmlardan beşinin nakillerini dün sabah saatlerinde yaptı. Bakanlığın diğer üç mahkûmu da önümüzdeki günlerde İmralı F Tipi’ne nakillerini yapacağı belirtildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan mahkûmların dördü PKK davası nedeniyle cezaevinde bulunuyorken bir mahkûmun TİKKO davasından cezaevinde bulunduğu açıklandı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, söz konusu mahkûmları tespit ederken, az ziyaretçi olan kişileri tercih ettiklerini belirterek “Az ziyaretçisi olan seçilmeye çalışıldı. Hükümlünün ailesi için büyük külfet oluşturur, çünkü adaya gidip gelmek. Güvenlik kriterleri ve bir takım kriterler değerlendirildi. Mahkûm seçimi de bu sabah itibarıyla tamamlanmış oldu” dedi. Öcalan’ın yanına gönderilen mahkûmlar şunlar: 

Anne: Oğlum istedi
Bayram Kaymaz: İdamın kaldırılmasıyla cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi. Öcalan’ın yakalanarak Türkiye’ye getirildiği dönemde kendisini yakmak istedi. Cezaevi doktorunun yaptığı yanlış iğne sonucu felç olduğu iddia edildi. İzmir Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde kalıyordu. DGM’de yargılanması nedeniyle açtığı davada Türkiye’yi AİHM’de 5 bin avro tazminat ödemeye mahkûm ettirdi.
Bayram Kaymaz’ın annesi, oğlunun kendi isteğiyle İmralı’ya gittiğini söyledi. Anne Kaymaz, “Genel af çıkmasını istiyoruz. En kısa sürede oğlumu ziyaret etmeyi düşünüyorum” dedi.
Hasbi Aydemir: PKK hükümlüsü. 1998’de Bingöl’de güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada yakalandı. Müebbet hapse mahkûm edildi.Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nden getirildi. Aydemir özellikle teorisyen yönüyle tanınıyor.
Şeyhmus Poyraz: PKK hükümlüsü. Cezası: Müebbet hapis. 2005’te, Öcalan’ın tecrit koşullarının kaldırılması için ölüm orucu yaptı.
Cumali Karasu: PKK hükümlüsü olan Karasu 12 Şubat 1994’te, Tuzla tren istasyonuna düzenlenen beş yedek subay adayının öldüğü eylemin sorumlusu olarak yargılandı.
Hakkı Alkan: Uzun yıllar TİKKO örgütünün üst düzey yöneticilerinden biriydi. Kırsalda ‘silahlı eylemlerde bulunduğu’ iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Hakkı Alkan, 1999 yılında yurtdışından Türkiye’ye giriş yaparken yakalandı. Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nden İmralı’ya nakledilen ve bu cezaevindeki eylemleri nedeniyle çok sayıda disiplin cezası alan Hakkı Alkan’ın, bu cezalara karşı AİHM’de açtığı davalar devam ediyor.

DTP memnun, Bahçeli tepkili 
Öcalan’a komşu gelmesi DTP’lileri memnun ederken MHP lideri Devlet Bahçeli “Bana göre bir zavallılıktır” diye konuştu.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, “12 yıldan beri bu tecrit anlayışının kırılması gerekiyordu. Başından beri karşı çıkıyorduk. Şu anda farklı bir yaklaşım biçimi var. Olumlu karşılıyoruz” dedi. 
DTP Milletvekili Fatma Kurtulan ise, “Olumlu bir adım ama ‘neyi çözecek?’ diye sorarsak, yanıt vermekte zorlanıyoruz. Hükümetin şu an yaptığı ufak tefek iyileştirmeleri ele aldığımızda, akan kanı durduracak, Kürt sorununu ülke gündeminden çıkaracak bir kapsamda olmadığı görülüyor. Bu da o kapsamda değerlendirilebilir. Bir iyileştirmedir belki ama ‘neyi çözecek, ne değişecek?’ diye sorarsak yanıt yok” diye konuştu.
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da, herkese uluslararası standartlardan doğan haklarının tanınması gerektiğini ifade etti. İmralı Cezaevine beş mahkûm gönderilmesini “olumlu” olarak değerlendiren Akın Birdal, “Umuyoruz ve diliyoruz ki Türkiye yarı açık bir cezaevi olmaktan kurtulur” dedi. Genel af beklentisi olup olmadığı sorusu üzerine Birdal, “Demokratikleşme, toplumsal bir barış, bağışlayıcı ve barışçı bir toplumu yaratmak için bir araçtır. Başvurulabilir, neden olmasın” dedi.
DTP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani de, bütün tutuklu ve hükümlülerin yatmış oldukları yerin fiziki koşullarının, insani, uygar ve hukuki olması gerektiğini söyledi. Geylani, “Bu nedenle İmralı’ya birkaç hükümlünün gitmiş olması, orada 10 yıldır tek başına izole edilen, tecrit içinde yaşayan Öcalan ile diyalog kurmaları, psikolojik olarak birtakım gelişmelerin olması bence doğaldır. Olması gereken bir şey, gecikmiştir. Bir insanın hapiste tüm insani, hukuki haklara sahip olması gerekiyor” diye konuştu.

Bahçeli: Zavallılık
MHP lideri Devlet Bahçeli de konuyla ilgili şöyle konuştu: “Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve onun Başbakanı ve hükümetinin uzun zamandır düşündüğü, Avrupa Birliği sürecinin bir dayatması olarak yerine getirmeye mecbur kaldıkları bir haldir. Bana göre bir zavallılıktır”