Öcalan'ın prostat ilacı da iddianameye girdi

Diyarbakır'da, PKK'nın sözde Türkiye Meclisi (KCK/TM) yapılanmasına yer aldıkları ve Türkiye'de terör örgütü adına faliyet yürütüp eylemleri organize ettikleri gerekçesiyle tutuklanan 52 DTP'li arasında bulunan Serdar Ziriğ hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu DTP'lilerin yaptıkları telefon görüşmeleri ve ortam dinlemelerinden elde edilen görüşmeler yer aldı



Ferit ASLAN/ DİYARBAKIR


İmralı’da ömür boyu hapis cezasını çeken teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yaptıkları görüşmeleri örgütün şu anda Avrupa’da bulunan sorumlusu Sabri Ok’a ilettikleri, Öcalan’ın sağlık durumunu ve kullandıkları ilaçları da görüşmelerde ifade ettikleri ortaya çıktı.
Cumhuriyet Savcısı Ergun Tokgöz tarafından Serdar Ziriğ ile ilgili hazırlanan 148 sayfalık iddianamede, çarpıcı ifadeler ve telefon görüşmeleri ile ortam dinlemelerinden elde edilen görüşmeler yer aldı. 18 Aralık 2008’de tutuklanan Ziriğ’in, tutuklu DTP’liler ile yaptığı görüşmeler ve yine aralarında 2 DTP Genel Başkan Yardımcısının da bulunduğu DTP’li yöneticilerin kendi aralarında ve örgütün Avrupa’da bulunan Sabri Ok ile yaptığı görüşmeler iddianamede yeraldı. İddianamede, 4 Mart 2009 tarihinde örgütün Türkiye sorumlusu olan ve Avrupa’da yaşayan Sabri Ok ile Öcalan’ın avukatı olan Ebru Günay arasındaki telefon görüşmesi şöyle yeraldı:
Sabri Ok: He iyiyim teşekkür ederim, sağol, nasıl geçti, ne var ne yok?
Ebru Günay: Valla iyiydi, iyi bir görüşmeydi, biraz aslında kritik bir görüşmeydi de sanırım.
Sabri Ok: Öyle mi?
Ebru Günay: Eee he, yani biraz öyle çağrıları falan vardı.
Sabri Ok: Hee
Ebru Günay: Bu son gelişmeleri falan biraz değerlendirdi. Özellikle bu, konferans yine gündemdeydi. Buna ilişkin biraz temel ilişkileri yeniden tartıştı, yeni bir çağrı yaptı. Ama genel olarak durumu iyiydi, yani morali falan iyiydi, sağlık durumu iyiydi. Biz sağlığıyla ilgili doktorlarla falan görüşmüştük, onları aktarmak istedik ama çok dinlemedi bizi.
Sabri Ok: Öyle mi?
Ebru Günay: Yani dinlemedi bu konudaki görüşüm şeydir dedi, ilginç bir yorum yaptı. Yani, ‘Ben dedi, sağlıklıyım desem de durum değişmeyecektir, benim burda kalp kriziyle veya deprem sonucu ölmem bile öldürülmemdir’ dedi, bunu iyi bilmek gerekiyor. ‘Ben işte kapitalist sistemin saldırısı altındayım’ dedi.
Sabri Ok: Evet
Ebru Günay: Biraz hani biraz böyle sağlığı dinlemedi, bunları söyledi ama genel olarak iyiydi hani, görüşme içeriği falan çok iyiydi, performans çok iyiydi, iyi görünüyordu yani.
Sabri Ok: Performans güzel miydi?
Ebru Günay: İyiydi iyiydi.
Sabri Ok: He sana kızmadı biraz.
Ebru Günay: He ya ben anlamadım zaten.
Sabri Ok: Sana kızmadı mı?
Ebru Günay: Ben hızlı konuşuyorum, fırça yiyorum, ondan sonra bu defa niye iyi özetlemedin, özetlemiyorsun, niye kısa cümlelerle formüle etmiyorsunuz diye fırça yiyiyorum, ben anlamadım ki habire fırça yiyip duruyorum ben.
Ebru Günay: Ama genel şeyi falan iyiydi, morali falan iyiydi, işte kaşıntıları falan devam ediyor sanırım. Biz onunla ilgili bi doktorla görüştük. Doktor mantar olduğunu söyledi ama dedi ‘ben mantar değil bu’ dedi, farklı bişey, ‘Bi ilaç psikolojik olduğunu söylüyorlar’ falan dedi. Tranpo ee şey için başka bi ilaç vermişlerdi, prostat için, onu.
Sabri Ok: Hee.
Ebru Günay: Kullanmaya başladım dedi. Biraz yan etkileri var sanırım, prostat ilaçları ağır oluyor ya.
Sabri Ok: He aynı yaklaşırlar mı o halde, ekip falan?
Ebru Günay: Bu yılbaşından beri görevde olan ekiptir. Yani bu son hani biraz daha böyle olumlu olan bi ekip var zaten, şey de söyledi, işte hani onlar kendilerince benim ölmemem için gerekli tedbirleri alıyorlar, hani bu konuda dikkatli ve hassas da davranıyorlar falan dedi ama.
Sabri Ok: He.
Ebru Günay: Tabi dedi sorun sadece bi şey hani, burda öldürülmek değil dedi, uzun vadede burda kalmam, ben dedi doğal yollarla ölmem bile aslında öldürülmemdir dedi. Biraz vurgusu onun üzerinden, girişi onun üzerinden yaptı, biz de çok anlamadık, hani niye böyle yaptı, koşullarını çok güncelleştirmedi.
Sabri Ok: Hı.
Sabri Ok: kendisi gündemi belirledi değil mi?
Ebru Günay: Biraz öyleydi, zaten biz şey yorumu yaptık. Hani biz o kadar fırçayı hani, bir an önce söyleyeceğinizi söyleyin, benim söyleyeceklerim var.
Sabri Ok : O öyle hazırlıklıdır. 

BAYDEMİR’E ‘CİGULİ’
İddianamede, 26 Mayıs 2008 tarihinde yapılan ortam görüşmesinde, o dönem DTP Diyarbakır İl Başkanı olan Nejdet Atalay’ın şu anda tutuklu olan DTP PM üyesi Hüseyin Yılmaz’ı çağırıp Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’a gelişi ile ilgili görüşmesini ve Yılmaz’ın bunu tutuklu bulunan DTP’liler Çimen Işık ve Mehmet Abbasoğlu ile ilgili görüşmeleride yer aldı. Işık, Yılmaz ve Abbasoğlu arasında geçen ve ortam dinlemesi ile elde edilerek iddianameye konulan görüşme şöyle:
Çimen Işık : Ne oluyor.
Hüseyin Yılmaz: Yav bu Nejdet şey için toplantıya çağırmış da, bu Erdoğan yarın buraya geliyor.
Çimen Işık : Hee.
Hüseyin Yılmaz: 75 tane Milletvekili, 10 tane bakanla geliyormuş
Çimen Işık: Çıkartma yapıyor yani.
Hüseyin Yılmaz: Kent Meclisi haber vermiş, işte ver, ondan sonra Belediyelere ver, Belediye başkanlarına Osman cigulisi de yoktu, Fırat da yoktu. Neyse işte. Bunun her halde gelişine nasıl bir tepki gösterilmelidir. Biz düşünce belirttik yani bugünle yarın Diyarbakır’da bu mevsimde çok kısa sürede ciddi kitle (yığma) şansımız yok. Bi basın toplantısı mı olur işte Gün TV’de bi program mı yapılır, Roj TV de bir biraz da çıtayı yüksek tutarak savaştan tutalım tecrit politikalarına varıncaya kadar buradan giriş.
Hüseyin Yılmaz: Bu Erdoğan’ın gelişine karşı tepki örgütlemek, işte nasıl bir tepki verebiliriz, ne yapabiliriz.
Mehmet Abbasoğlu: Nereye gidiyon.
Hüseyin Yılmaz: Abi sizde Büyükşehir’e gitseniz biz bu ile gideceğizde
Mehmet Abbasoğlu: İlde ne var. Biz de onikide geleceğiz ya.
Hüseyin Yılmaz: Bu Osman ile konuşacağız.
Mehmet Abbasoğlu: Hııı.
Hüseyin Yılmaz: Erdoğan için gitmemesi, bi gidin çaylarını için ben bakıyım.(dha)