Öğretmenin dünyası...(1)

Her yıl atama döneminde kilometrelerce uzayan başvuru kuyruklarına, ÖSS'deki tercih listelerine bakılırsa, öğretmenlik Türkiye'de gözde meslekler arasında.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

BAŞLARKEN
Her yıl atama döneminde kilometrelerce uzayan başvuru kuyruklarına, ÖSS'deki tercih listelerine bakılırsa, öğretmenlik Türkiye'de gözde meslekler arasında. Öğretmenlik saygın bir misyon, devlet garantisi, çalışma saatlerini azlığı, 'üç ay tatil' imkânı sanılarak seçiliyor. Devlet okullarında, madalyonun öteki yüzündeyse 454 milyondan başlayan ve ne kadar deneyimli, ne kadar çalışkan olursan ol aşılamayan 800 milyon liralık maaş tavanı; garsonluk, işportacılık gibi zamandan yana talepkâr paradan yana cimri ek işler, birleştirilmiş sınıflar, bilgi ve ilgi seviyesi insanı bunalıma sokacak kadar düşük çocuklar, katı bir müfredat programı, öğretmenin hem öğretmen hem de müstahdem gibi çalıştığı okullar, kısa vadede çözülmesi imkânsız gibi görünen sorunlar ve hepsinden önemlisi birer birer solan hayaller var. Yaşlı Avrupa'nın yanı başındaki genç Türkiye'nin en büyük hazinesi, umudu, motoru gençleri. Türkiye'de eğitime ayrılan bütçe ise 'yüzde 7'. IMF'nin son 'Dünya Ekonomik Görünüm' raporuna göre dünyanın 22'nci büyük ekonomisi olan Türkiye, Eğitim-Sen'in araştırmasına göre eğitime ayırdığı payla 'dünyanın 150'nci ülkesi. 1923 yılında, bir edebiyat öğretmeni 20 altın (2 milyar 420 milyon lira) maaş alıyordu. Bugün aynı öğretmene kira yardımı olarak 200 bin; çocuk yardımı olarak 9 milyon lira gibi hiç de gerçekçi olmayan yardımlar veriliyor. Bu dizide, Türkiye'nin eğitim alanındaki sorunlarının çözümünde anahtar öneme sahip öğretmenlerin gündemi mercek altına alınıyor. Bu dünyada yaşananları, öğretmenlerin, yetkililerin anlatımları ve istatistiklerle bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. 'Gerçekçi' çözümlerin bulunması yolunda bir çaba olarak...

Öğretmenlik ve öğretmenlerle ilgili düşüncelerinizi, 100 kelimeyi geçmeyecek şekilde özetleyerek 'dizi@radikal.com.tr' adresine yollayın, yayımlayalım.



Öğretmen artık 'model' değil...
Öğretmenlerin en büyük sıkıntılarından biri mesleğe duyulan saygınlığın azalması... 31 yaşındaki İngilizce öğretmeni Ayşegül Gülmez, öğretmenin eskiden toplumda lider olarak görüldüğünü belirterek, "Artık biz öğrenciler için bir model teşkil etmiyoruz. Hiçbir parıltımız yok. Aldığımız maaşla bile dalga geçiliyor" diye konuşuyor. Sınıfında tiner, jilet kullanan öğrenciler olduğunu söyleyen Gülmez, öğrencilere ulaşmak konusunda zorluklar yaşadığını söyleyerek yaşadıklarını anlatıyor:
"Çok ağır problemleri olan öğrencilere İngilizce öğretmek lüks geliyordu. Önce onların problemlerinin çözülmesi gerekiyordu. Öğrencilerle rahat iletişim kurabilmek için meslek içi eğitimlere katıldım. Onları rahatlatmak için şiir okurdum, ancak çocuklar pop şarkı sözlerinden başka bir şey duymuyorlar. Dalga geçmişlerdi, içim çok acımıştı. Öğrenciler değişikliğe kapalı."
Bu hayal kırıklıkları karşısında ise öğretmenlerin genel olarak takındığı 'duyarsız tavrı' kimi zaman Gülmez de takınmış. Toplumdaki genel bakıştan da rahatsız olduğunu anlatan Gülmez "İnsanlar, memuriyette çok büyük haklar da var ama buna rağmen sokaklara çıkıp hak istiyorlar görüşünde. Erkek öğretmenler ve idare kadın öğretmenlerle ilişkilerinde nerede durması gerektiğini bilmiyor" diye konuşuyor.
İngilizce öğretmeni Özgür Sezer ise kendi okul döneminde eğitimin daha yeterli olduğunu belirtiyor ve "Kendi dönemime bakıyorum, aldığımız eğitim, görgü bugünkünden çok farklıydı. İçinde bulunduğum kurumun eğitimi bana çok yetersiz geliyor. Öğrenciler bilgiye olan ihtiyaçlarını kaybetmiş gibiler" diye konuşuyor.
Her sene toplantı var ama...
Özgür öğretmeni en çok üzen, hayal kırıklığı yaşamasına sebep olan ise öğrencilerin ilgi alanları. Televizyonun etkisinin zaman zaman eğitimin bile önüne geçmesi öğretmenlerin işini daha da zorlaştırıyor. Özgür öğretmen de öğrencilerin çevresindeki kötü modellerin onlar üzerindeki etkisini azaltmak için mücadele verdiğini söylüyor: "Basın yayın organlarında, çevrelerinde gördükleri kişiler eğitim düzeyi düşük kişiler. Bu kişilerin yine de ceplerinde para olduğunu görüyorlar. Buna karşı bir şey yapamayacağımı düşünseydim öğretmenliği bırakırdım herhalde. Aksine bu bakış açısını düzeltmeyi görev edindim. Ahlaki değerleri öğretmeye çalışıyorum. İngilizce dersi 30 yıldır aynı müfredat ve kitaplarla okutuluyor. Bu kitaplar, çok yetersiz, hatalarla dolu. Her sene toplantılar yapıyor ve sorunu bildiriyoruz ama bir çözüm olmuyor. Müfredatın bire bir uygulamasını kimse yaptığını söyleyemez. Çünkü sınıf düzeyleri çok farklı. Ben İngilizce öğretmeni olarak işe, çocuğa özenin ne olduğunu, kelime yapısını öğretmekle başlıyorum. Çocuk bunları bilmeden liseye kadar gelmiş oluyor. Bu bilgiler bile bilinmezken, lise bir
İngilizcesi oldukça yüksek bir düzeyden başlıyor."

1 milyon çocuk okulsuz, birleştirilmiş sınıf 'baki'
Eğitim-Sen'in verilerine göre Türkiye'de...
  • Derslik başına düşen öğrenci sayısı 52.
  • Bütçeden eğitime ayrılan pay açısından Türkiye, dünya ülkeleri arasında 105'inci sırada.
  • Okula devam etmeyen çocuk sayısı 1 milyon 50 bin, çalışan çocuk sayısı ise 3 milyon 500 bin.
  • Her dört öğretmenden biri, öğrencilerinin üzerinde şiddete başvuruyor.
  • Öğrenci, öğretmen ve velilerin yüzde 77'si eğitimde fırsat eşitliği olmadığını düşünüyor.
  • Öğretmenlerin yüzde 60'ı eğitim sisteminin demokratik olmadığını ifade ediyor.
  • Veli, öğretmen ve öğrencilerin yüzde 75'ine göre okullarda araç gereç eksikliği var, rehberlik hizmetleri ise yetersiz.
  • 2000 yılına kadar son verilmesi hedeflenen, 'birleştirilmiş sınıf' uygulaması hâlâ devam ediyor. Türkiye'de halen 646 bin 410 ilköğretim öğrencisi birleştirilmiş sınıflarda öğrenim görüyor, 17 bin 636 ilköğretim okulunda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılıyor.
  • Birleştirilmiş sınıf uygulamasının en yoğun yaşandığı iller: Şanlıurfa, Diyarbakır, Van, Samsun, Ağrı ve Erzurum. Uygulama büyük şehirlerde de sürüyor. Ankara'da 170, İstanbul'da 44 okulda, İzmir'de ise 269 okulda birleştirilmiş sınıflarda eğitim veriliyor.

    Bir tuhaf uyuşmazlık
    Eğitimde en büyük sorunlardan biri de öğretmen açığı ve atama bekleyen binlerce öğretmen. Türkiye genelinde 550 bin 553 öğretmen bulunuyor. Öğrenci sayısı 1983'ten bu yana yüzde 55, öğretmen sayısı ise yüzde 45 arttı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre öğretmen açığı yaklaşık 95 bin. Ancak Türkiye genelindeki sınıf mevcudu ortalaması 56'nın 30'a düşürülebilmesi, ikili ve birleştirilmiş sınıflarda eğitimin kalkabilmesi için 200 bin öğretmene ihtiyaç var. Öğretmen açığı fazla olmasına rağmen son beş yılda atanan öğretmen sayısı düşüyor. 2003 yılında 23 bin öğretmen atandı. 2004 yılında 18 bin öğretmen atanacak. 12 bin sınıf öğretmeni ise işsiz.

    Bütçeden yüzde 8
    Türkiye'de bütçeden eğitime ayrılan ortalama yüzde 8 olurken, ABD ve Avrupa ülkelerinde bu pay Türkiye'nin üzerinde. Eğitim- Sen'in istatistiklerine göre, Danimarka'da bütçeden eğitime ayrılan pay 13.1, ABD'de 14.1, İsveç'te 11.6, Finlandiya'da 12.2, İspanya'da 12.8, İsviçre'de ise 14.3. Türkiye'de eğitime ayrılan bütçenin yıllara göre değişimi ise şöyle:

    -----------
    YARIN: Gece piyanist-şantör, gündüz öğretmen