Öğretmenin dünyası...(11)

Türkiye'de 20 üniversitede Fransızca ve Almanca öğretmenliği bölümü var. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nda 1991 yılından bu yana Fransızca ve Almanca öğretmeni ataması yapılmıyor.

Eğitim var ama atama yok
Türkiye'de 20 üniversitede Fransızca ve Almanca öğretmenliği bölümü var. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı'nda 1991 yılından bu yana Fransızca ve Almanca öğretmeni ataması yapılmıyor. Buna rağmen bu bölümlere her yıl binlerce öğretmen adayı alınıyor. Öğrenciler zorlu geçen eğitim yıllarının karşılığında ise işsizler ordusuna katılmaya hak kazanıyor. Devletin çözümü ise, ücreti milyarları bulan sınıf ve İngilizce öğretmenliği sertifikasını alanları uzman olmadıkları branşlarda atamak.
Dertlerine çözüm bulunması için YÖK'e dilekçe yazan Uludağ Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği öğrencileri, sorunu Fransız Başkonsolosluğu'ndan milletvekillerine kadar her yere taşımış. Ancak öğrencilerin elinde koca bir sıfır var. Bakanlığın kendilerinden haberi bile olmadığını söyleyen öğrenciler, "Bu alanda öğretmen atanmayacaksa, bölümler kapatılsın. Bari bizden sonrakiler yanmasın" diye konuştu.
Uludağ Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi Uğur Kartal, çocukluğundan beri en büyük idealinin öğretmen olmak olduğunu belirterek,
"Bu bölümü seçerken bize öğretmen olamayacağımız hakkında kimse bir şey söylemedi. Kötü haberi okula başladıktan sonra üst sınıflarımızdaki arkadaşlarımızdan aldık. Bir tek özel liselerde çalışabiliriz ancak onlar da Fransa'dan gelen öğretmenleri tercih ediyor" dedi.
'Para için sertifika veriyorlar'
Sınıf ve İngilizce öğretmenliği sertifikalarının okullar tarafından sadece para kazanma amacıyla verildiğini söyleyen Kartal şöyle devam etti:
"İngilizce sertifikasını 1.5 milyar, sınıf öğretmenliği sertifikasını
ise 1 milyar lira karşılığında veriyorlar. 40 kredilik İngilizce dersini Eskişehir'den aldım. Haftada 40 saat toplam 560 saat İngilizce dersi verdiler. Bunu aldığımız takdirde İngilizce öğretmeni olabileceğimiz söylenmişti. Atanan arkadaşlar var ama çok az. Göstermelik olarak yaptılar bunu. Üniversiteler bu sertifika programını para için açıyor. Biliyorlar bizim öğretmen olamayacağımızı. Aldığım sertifikayla ben ilkokul öğretmenliği de yapamam. Ben Fransızca öğretmeniyim beni Fransızca öğretmeni olarak atamak zorundalar. Sertifikalı olarak atadıkları öğretmenlerin İngilizcelerine baksınlar, inanın ki yeterli değil, ilkokul öğretmenlerine bakın ne kadar öğrenci yetiştirebiliyor. Madem bu bölüm mezunları öğretmen olamıyor kapatsınlar o zaman. Biz çektik hiç olmazsa başkaları çekmesin."
Ankara'ya gittiler ama...
Ankara'ya giderek yardım aradıklarını anlatan Uğur Kartal, "Sorunun çözümü için milletvekillerine de gittik. Bizi iyi karşıladılar ama bir sonuç çıkmadı. Ziyaretimizden sonra CHP'li Kemal Sağ Meclis'e soru önergesi verdi ama hâlâ yanıtlanmadı. YÖK'e dilekçe yazdık. Cevap geldi,
'Dilekçeniz işleme alınmıştır' dendi başka bir şey olmadı. Fransız Başkonsolosluğu'na yazılar yazdık. Fransız Konsolosluğu, 'Bu tür konular sizin içişlerinizdir biz ilgilenemeyiz' dedi. Bir ay önce Milli Eğitim Bakanı 'Bu yıl liselere Fransızca ve Almanca dersleri seçmeli olarak zorunlu kılınacak' diye konuştu. Ama KPSS kitapçığına baktık bize ayrılan kontenjan yok" diyor.
'Aileme ne diyeceğim?'
İzmirli olan Kartal, üniversitede okumak için gecesini gündüzüne kattığını belirterek, "Yazları gidip sabah 09.00'dan gece 04.00'e kadar otellerde çalışıyorum. Babam polis memuru. Maaşı belli. Kendi çabamla okudum. Ailem öğretmen olmam için bekliyor. Döndüğümde bana 'Bu kadar okudun da ne oldu' demeyecekler mi? Nasıl yüzlerine bakacağım. Okuldan sonra hayatımı neye dayanarak kuracağım. 'Siz öğretmen olamıyorsunuz, gidin rehber olun' diyorlar. Ama biz öğretmen olacağız, bu yüzden geldik" diye konuştu.
Kalite düşüyor
Aynı bölümde okuyan Berna Altan ise, ziraat, kimya ve tekstil mühendislerinin bile hiç hakkı olmadığı halde okullara öğretmen olarak atandığını söyleyerek şöyle devam etti: "Alınan kararlarla eğitimin kalitesini düşürüyorlar. Altı ay verilen formasyon ne işe yarar, ben dört yıl eğitim alıyorum. Daha yararlı olabilirim. Mezun olunca yurtdışına gitmeyi düşünüyorum. Ailelerimiz okumamız için çok para harcadı. Sadece öğrendiğim işi yapmak istiyorum."
Aynı bölümü bitiren arkadaşlarının evde, kendilerinin ise şimdilik sırada
oturduğunu söyleyen öğrenciler, "Tek farkımız bu. Sonuçta onlar işsiz, biz de okulu bitirince onlar gibi işsiz olacağız" diyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorunun farkında olmadığını söyleyen Mustafa Akman şunları söyledi: "Ankara'ya gittiğimizde bir milletvekili bizi bakanlığa gönderdi. Orada bu konuda çalışma yapan birilerinin olduğunu söyledi. Oradan oraya yönlendirdiler ama bir kişi bile sorunun farkında değil. 'Aaa öyle mi' dediler ve 'Niye Fransızca bölümünü seçtiniz?' demekle yetindiler.
'Anlayış değil, çözüm istiyoruz'
Ailesinde üç kuşağın da öğretmen olduğunu belirten Aslıhan Köse ise, "Her telefonda anneme 'Atamalarımız olmayabilir' diyorum. Ama anlamıyor, o beni öğretmen olarak görüyor. Birileri bize bu durumu anlatmış olsaydı ben devam etmezdim. Ben hayatta vereceğim en iyi verimi okuluma verdim. Şu anda bitmiş durumdayım. Psikolojik yardım alıyorum, çünkü geleceğimi göremiyorum. Kendimi yeterli hissediyorum ama bunu gösterebileceğim bir alanım yok. Türkiye'den hiçbir beklentim yok. Her geri gelen dilekçede 'Dikkate alındınız, anlıyoruz' yazıyor. Biz anlaşılmak değil, çözüm istiyoruz" diye konuştu.



AKP'nin vaatleri
Eğitim ve öğretmenlerin sorunları her partinin programında yer alıyor. Bugüne kadar her iktidar değişiminde yeni bir eğitim sistemiyle karşılaşan Türkiye'de iktidar partisi AKP'nin öğretmenlere yönelik vaatleri şöyle:
  • Öğretmenler yurdun dört bir yanında konut sahibi olacak. Bu amaçla
    İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sağlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı arasında protokol imzalanarak, Ankara'nın Sincan ilçesinin Çoğlu Köyü Gülam mevkiinde 3 bin konutluk proje başladı.
  • Her öğretmene dizüstü bilgisayar verilecek.
  • Öğretmenlik, aday öğretmen, uzman ve başöğretmen olarak kademelendirilecek. Bu sayede eğitim-öğretim tazminatı kariyere
    paralel olarak artırılacak. Öğretmenler kariyerlerinde yükselmek için her yıl ÖSYM'nin düzenleyeceği sınava katılacak.
  • Farklı ücret uygulamasına son verilecek.
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 36 ilde şehir dışında görev yapan öğretmenlere ek tazminat verilmesi yolunda çalışmalar yapılıyor.


    Radikal okurları tartışıyor

    Yardım bekliyoruz
    Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü'nü bitirdim. Burada yüksek lisans yapıyorum. Hem üniversiteyi bitir, sonra zorunlu olarak yüksek lisans yap, daha sonra KPSS'den 90 puan alarak atan! Bu yıl 35 tarih öğretmeni
    alacaklar. Ama 5 bin tarih öğretmeni adayı var. Geleceğimiz karanlık. Ailelerimizin bizden beklentileri var. Onların yüzüne bakamıyoruz. Öğretmenler bizleri gördükçe şükretmeli. 20'li yaşlardaki gençlerin ceplerinde ne paraları, ne evlilik düşünceleri ne de kurdukları hayalleri var. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tarihçilere yardım elini uzatmasını bekliyoruz.
  • Barış Cel

    Örnekler de değişti
    Bir yerlere oturtamadığımız yarınımıza dair düşünceler (yoksulluk sınırında yaşam, zorunlu hizmet, düşündüklerimizi özgürce ifade edememe, karar alma süreçlerinde yer alamamamız ve yakında uygulamaya konacak olan hiyerarşik sınıflandırma projesi) ile bir sonraki kuşağın geleceğini renklendirmeye çabalamaktayız. Mesleğin en anlamlı getirisi olan 'örnek olma' ve 'toplumsal belirleyicilik' özelliklerini çoktan zengin hırsızlara, pişkin politikacılara, akıl fukarası sanatçı müsvettelerine ve şiddet çığırtkanı mafya dizilerindeki rollere kaptırmış mutsuz bireyleriz. Neyse ki okullarımızda özgürce düşünen, sorgulayabilen ve fikirlerini ifade edebilen bireyler yetiştiriyor(muş)uz!
    Ne mutlu yönetenlere.
  • Süleyman Uçar

    Hep hayal kuruyoruz
    Ben bir öğretmen adayıyım. Adayların hayali bir okula atanabilmek sadece. Bu hayal sistemin bir hediyesi bize. Öğretmen olmak için o kadar yıl okuduk emek verdik. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de hayal kuruyoruz, daha ne yapalım atanabilmek için. AB'ye girince işsizlik çözülecekmiş! Sorunlarımızı çözmek için AB'ye girmeyi mi bekleyeceğiz. Ya bizi almazlarsa...
  • Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencisi Beyhan Mengünoğul

    Örgütlenmek şart
    Mevcut eğitim camiasında sendikalı öğretmenin oranı yüzde 36'ya tekabül ediyor. Demek ki, eğitim ve bilim emekçileri örgütlenmeye duyarsız, haklarına razı. Örgütlenme ve demokrasi okullarda ders olarak işlenirken, nasıl oluyor da eğitimciler kendi içlerinde birlik olmuyor. Nasıl oluyor da demokrasi gereği hak talebini örgütlü olarak isteyemiyor. Bence nedeni öğretmen yetiştiren kurumlarda. Sağlıklı, birikimli ve nitelikli öğretmen yetiştiremeyince kendi sorunlarımızın esiri oluyor ve korkuyla beslenen hayatımız içinde kaybolup gidiyoruz. Üretimsiz, etkisiz, kitaba yabancı ve kendini düşünen bireyler olup çıkıyoruz. Yani nitelikli öğretmen yetiştirmek zorundayız. Mevcut öğretmenleri de ciddi, planlı bir hizmet içi eğitime tabi tutmalıyız.
  • Mehmet Koç, sınıf öğretmeni, Adıyaman

    Doğuda eğitim mucize
    Ben altı yıldır Batman'da öğretmenlik yapıyorum. Burada üç okulda matematik dersi vermeye çalıştım. Batman'da eğitim-öğretim yapmak mucize. Şu anda bile görev yaptığım okulda su sorunu var ve yetkililer oralı olmuyor. Bence sorun doğunun ekonomik kalkınmasından geçiyor ama o zamana kadar ögretmenlerin maaşlarının iyileştirilmesi şart. Bölgede çocuklar ciddi olarak rehberlik sorunu yaşıyor. Gençlere, bölgeyi iyi tanıyan psikologlar gözetiminde rehberlik edilmeli, yoksa çok farklı sorunlar gündeme girecek.
  • İsmini yazmak istemeyen bir öğretmen.
    ------------------------------------------
    YARIN: Özel okul öğretmenleri