Öğretmenin dünyası...(2)

En zor ders yaşamak
12 yıllık öğretmen İlker Akdoğan, maaşı yetmeyince piyanist şantörlük yapmaya başlamış. 30 yıllık öğretmen Mehmet Ünaltekin ise masörlük ve saat tamirciliği yapıyor. Ünaltekin, "Yaşamıyorum sadece hayatımı sürdürüyorum" diyor.

Siyasiler, ne kadar 'Halkın okullarda eğitim aldığı öğretmenden pazarda çorap satın almasını içime sindiremiyorum', 'Benim öğretmenimin dersten çıktıktan sonra mendil satmayı düşünmemesi lazım' dese de, ortalama 700 milyon lira maaşla aile geçindirmek kolay değil. Bu yüzden pek çok öğretmen pazarcılıktan garsonluğa ek iş yaparak geçinmeye çalışıyor.
Ek iş yapan öğretmenlerin okuldan sonra ikinci yaşamı başlıyor.

Öğretmenler günün geri kalanına garson, seyyar satıcı, piyanist şantör kimliği ile devam ediyor. Kimi öğretmeler ek iş yaptığının bilinmesinden sıkıntı duyuyor, onların en büyük korkusu bir gün öğrencisiyle karşılaşmak. Bazıları ise 'bunun devletin ayıbı olduğunu düşünerek' ek iş yaptığını açıklıkla dile getiriyor ve öğrencileriyle karşılaşmaktan çekinmiyor.
Fikir 'pazar'dan
12 yıl önce öğretmenliğe başlayan sınıf öğretmeni İlker Akdoğan,
"İstanbul'a gelen bir öğretmen önce ek iş yapmayı göze alacak" diyor. Pazarcılık yapan bir öğretmen arkadaşının verdiği destekle o da ek iş yapmaya karar vermiş. Küçüklüğünden beri müzikle uğraşan Akdoğan, kendisi için ek iş olarak 'piyanist şantörlüğü' seçmiş.
Öğretmenliğe başladığı günden beri ek iş olarak piyanist şantörlük yapan Akdoğan, "Öğretmen arkadaşım pazarda gözlük satıyordu. Bir- iki defa yanına gittim, gerçek bir pazarcı gibi davranıyor, gözlükleri tanıtıyor, satıyordu. Baktım ki, çekinecek bir şey yok. Ben de çalışmaya başladım. Zaten öğretmenlerin çoğu ek iş yapıyor" diye konuşuyor. Cuma günü okul bittikten sonra ve hafta sonu piyanist şantörlük yapan Akdoğan, bu işe günde sekiz saat ayırıyor. Eşi çalışmayan ve iki çocuğu olan Akdoğan, "Ek iş yapmasaydım geçinemezdim" diyor ve şöyle devam ediyor:
"Gece 02.00'de işten dönüyorum. Cuma, cumartesi günleri sorun olmuyor ama pazarları geç uyuyunca sabah yedide okulda olmak zor oluyor. Maddi anlamda ek iş yaptığıma değiyor, ancak manevi anlamda değmiyor. 700 milyon lira okuldan alıyorsam, 350 milyon da ek işten alıyorum. Bu parayı da çocuklarım için harcıyorum. Sosyal anlamda yaşantımız yok. Öğretmen evinde ayda bir defa yemeğe gidiyorsak şanslı sayıyoruz kendimizi. Başka şeylere zaman ve bütçe ayıramıyoruz. Aile içinde problem yaşamıyoruz, çünkü ekonomik sorunları halledince problem olmuyor.
Hocam sanatçı mısınız?
Öğrencilerim piyanist şantör olarak çalıştığımı biliyor. Zaten okul korosunu da çalıştırdığım için sınıfta da çalıyorum. Öğrencilerim 'Öğretmenim siz sanatçı mısınız' diyorlar. Ek iş yaptığımın bilinmesinden rahatsızlık duymuyorum. Okulu ve çocukları çok seviyorum, bu yüzden dayanıyorum."
30 yıldan beri öğretmenik yapan Mehmet Ünaltekin ise mesleğinin 19 yılında ek iş yapmış ve hâlâ ek iş yapmaya devam ediyor. İlk önce Polonya Pazarı'nda çeşitli malzemeler satmaya başlayan Ünaltekin, görevli olarak Almanya'ya gittiğinde de ek iş yapmak zorunda kalmış. Eşinin ameliyat parası için Almanya'da saat tamirciliğini öğrenmiş.
Türkiye'nin en başarılı öğretmenleri olarak Almanya'ya gönderildiklerini anlatan Ünaltekin, "Aldığım maaşla orada bile geçinemiyordum. Altı yıl Almanya'da görev yaptım. O süre zarfında ek iş olarak saat tamirciliği yaptım" diye konuşuyor. Türkiye'ye döndükten sonra yine ek iş yapmaya mecbur kalan Ünaltekin, saat tamiri işine devam etmiş. Daha sonra spor hekimliği konusunda eğitim alan Ünaltekin, masörlük yapmaya da başlamış.
Tek maaşla geçinmesinin mümkün olmadığını söyleyen Mehmet Ünaltekin şöyle konuşuyor:
Kendini yenilemek ne ki?
"Öğretmenin kafası huzur içinde dersini verebilmesi için maaşıyla geçinebilmesi lazım. Ben milli eğitim müdür yardımcılarının da ek iş yaptığını biliyorum. Cumhuriyet'in ilk yıllarında öğretmenler en çok maaşı alan meslek grubuydu. Öğlen okuldan çıktıktan sonra masörlük yapıyorum. Gece 24.00'te evdeyim, bir iki tane de saat tamir edip yatıyorum. Bayram günleri dahil günün sekiz saati dışında hep çalışıyorum. Hiçbir öğretmenin geleceğiyle ilgili kaygılar duymadığını düşünmüyorum.
Ben 20 senedir sinema, görmedim. 15 yıldır kitap okumuyorum. Potansiyelimin yüzde 30'uyla çalışıyorum. Ben yaşamıyorum, hayatımı devam ettiriyorum. Öğrencilerime seyyar satıcılığımdan da, saat tamirciliğimden de bahsediyorum. Öğrencilerimle karşılaştığım da onlar beni görmemeye çalıştı,amaben isimleriyle yanıma çağırdım."



'Eski'lerden yüzde 66 fakirler
Öğretmenlerin maaşı, Cumhuriyet'in ilk yıllarına göre yüzde 66 oranında
azaldı... Eğitim Bir-Sen'in yaptığı araştırma Cumhuriyet'in ilk yıllarından bu yana öğretmen maaşında yaşanan erimeyi gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, bir edebiyat öğretmeni 1923 yılında 20 altın (2 milyar 420 milyon lira), bir okul müdürü ise 25 altın (3 milyar 25 milyon lira) maaş alıyordu. Bugün göreve yeni başlayan bir öğretmen 'ortalama' 500 milyon lira, 25 yıllık öğretmense ortalama 807 milyon 350 bin lira maaş alıyor. Bu da, 81 yılda maaşlarda ortalama yüzde 66 dolayında bir gerileme demek.
Açlık sınırının 500 milyon, yoksulluk sınırının ise 1.5 milyar lirayı aştığı Türkiye'de, bir öğretmenin maaşı aylık harcamalarının ancak yüzde 48.6'lık oranını karşılayabiliyor.
Dört Türk, bir Yunanlı ediyor
Türk Eğitim-Sen'in araştırmasında Türkiye'deki öğretmen maaşları, Avrupa Birliği ülkelerindekilerle karşılaştırılmış. Buna göre Türkiye'de 15 yıllık bir öğretmenin yıllık maaşı 5 bin 64 euro, Belçika'da aynı kıdemdeki bir öğretmenin aldığı yıllık maaş 27 bin 247 euro, Almanya'da 39 bin 578, İsviçre'de 38 bin 710 euro, 'komşu' Yunanistan'da ise 21 bin 54 euro. Türkiye'de bir öğretmen saatte yaklaşık 6 milyon kazanırken, AB'de bu rakam yaklaşık 25 milyon.
Eğitim-Sen'in araştırması öğretmenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için kaç saat çalışmaları gerektiğini ortaya çıkarıyor. 2003 yılının maaşlarına göre, eşi çalışmayan, iki çocuğu olan 25 yıllık öğretmen ortalama 720 milyon liralık aylığıyla bir kilo peynir için bir, bir kilo kıyma için iki saat çalışmak durumunda. Dört kişilik ailesiyle bir hafta tatile gidebilmesi için maaşının tümünü ayırması gereken öğretmenin ayda iki kitap alması için dört saat çalışması gerekiyor.
1979 yılında eşi çalışmayan, iki çocuğu okuyan 20 yıllık öğretmen, 9 bin 900 lira maaş alıyordu. Maaşının yüzde 59'unu beslenme giderine ayıran öğretmen aylık toplam harcamalarının yüzde 98'ini karşılayabiliyordu. Ancak bugün aynı durumdaki bir öğretmen, 720 milyon lira maaş alıyor. Maaşının yüzde 73.5'ini beslenme giderlerine ayırıyor.


Okurlar tartışıyor

Gereken yapılsın
Türkiye'nin temeli bozulmuş ama renkli görünen eğitim sistemi bizi kendi bataklığında sürüklemektedir. Geleceğimiz olan çocuklara okul, araç-gereç eksikliğini, kalabalık sınıfları, maddi imkânsızlıkları ve başka iş yaparak geçimimizi sağladığımızı anlatıyoruz. Bunun için çocuklarımızdan gelecek beklemeyin. Mademki, geleceği biz yetiştiriyoruz o zaman sorumlulardan gerekenin yapılmasını istiyorum.
  • Hasan Os

    Meslek kısırdöngü
    Ne yaptığını zor anlayabildiğin, anlayabildiğinde de kısırdöngüye girdiğin bir meslek öğretmenlik. Mesleğin sorunlarını, eğitim sistemini tartışıyor olmak hayal kırıklığının, 'elde var hiç'in ta kendisi. Sorarım size, öğretmen komik maaşıyla mı, dışarıdan 'Oh ne güzel üç ay tatil yan gel yat' diyenlerle mi, her gün evine döndüğünde 'Bugün yaptım hiç, yarın yapacağım başka bir hiç' düşünceleriyle mi, her şeyin üstesinden gelip düzeni kurmuş, az da olsa mutluyum dediği zaman 'Hadi bakalım zorunlu hizmete' denmesiyle mi uğraşsın.
  • Özden Tunç

    Öğretmen tedirgin
    Okullarda herkes tedirgin bir şekilde zorunlu hizmetin ne zaman çıkacağını konuşmaktan sanırım işini yapamıyor. Onca zorluğu aşıp geç de olsa düzenini kuran bunca insanı, zamanın geldi deyip, istemediği bir şeye zorlamak bence içler acısı bir durum. Öğretmen ihtiyacını karşılamanın daha rasyonel bir çözümü bulunamaz mı?
  • Murat İlhan

    Sorunlar bitti de...
    Öğretmen 657'ye takılmadan istediklerini yaptı da, kuş kadar maaş yükseldi de, meslek aşkı ikinci yılındayken öldürülmedi de, okullara araç gereçler sağlandı da, kırtasiyecilik yaptırılmadan öğretmenlik yapmasına izin verildi de... Problemler bitti de, zorunlu hizmet mi kaldı?
  • Emine Gül Çelebi

    (Görüşlerinizi 100 kelimeyi geçmeyecek şekilde gönderin yayımlayalım. Faks: 0212 505 65 80 - dizi@radikal.com.tr)
    ----------------
    YARIN: 'Doğu'da öğretmen olmak<