Öğretmenin dünyası...(9)

Öğretmenlik mesleğinde en büyük zorluğu rehber öğretmenler çekiyor. Okul müdürleri, "Rehber öğretmenler ne iş yapar" diye soruyor. Çoğu öğretmenin ders saati bile yok.

'Ben okula geldiğimde okulun rehberlik servisi yoktu. Eskiden kooperatif odası olan bir odayı gösterip, 'Siz yerleşin de içini düzenleriz' dediler. Ben, 'Müdür bey, ben hallederim' deyip, kolları sıvadığım gibi odaya girdim. Duvarlarını farklı renklere boyadım. Odanın demirbaş eşyalarını başka bir okuldan buldum. Çocuklar için iki pano oluşturdum, onların yaşlarına uygun dergiler koydum ve öğrencilerimin yaptığı resimleri duvarlarıma astım.'
Beş yıldır rehber öğretmenlik yapan Adem Ateş, Türkiye'de rehberlik servislerinin rehber öğretmenlerin gayretleriyle yürüdüğünün en güzel kanıtlarından biri.
Türkiye'de rehber öğretmenliğin 'tam kapasiteyle yapılabildiği' okul bulmak güç. Kimi okullarda rehber öğretmen zaten yok, mevcudu 3 bini bulan kimi okullarda ise 'rehber öğretmeni yok' denmesin diye bir öğretmen veriliyor ama imkân sağlanmıyor. Rehber öğretmen, ancak boş geçen derslerde devreye giriyor.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunu olmayan yüzler-ce genç, okullara rehber öğretmen olarak gönderiliyor. Sosyoekonomik düzeyi düşük semtlerde, aileler çocuğunun okula gidip gitmediğinden bile bihaberken, Doğu ve Güneydoğu'da rehber öğretmen ihtiyacı en yüksek seviyede.
İdealist olmak şart
Uludağ Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık mezunu Adem Ateş beş yıldır rehber öğretmenlik yapıyor. Şu an Güngören'de bir ilköğretim okulunda çalışan Ateş, "Pes etmemek gerekiyor. Ben istemeseydim bana hiçbir imkân verilmeyecekti. Öncelikle rehberliğin ne kadar önemli ve zorunlu olduğunu anlatmamız gerekiyor" diyor.
İdealist bir öğretmen olan Ateş, devlet okullarının rehber öğretmene çok ihtiyacı olduğunudüşünerek, üniversiteden mezun olur olmaz rehber öğretmen olarak çalışmaya başlamış.Okullardarehber öğretmenlerin daha çok idari işlerde kullanılmak istendiğini söyleyen Ateş, yaşanılan sıkıntıları şöyle anlatıyor:
"Okullarda rehberliğin önemi bilinmiyor. İlk göreve başladığımda bir öğretmen arkadaşımız 'Rehber öğretmen ne yapar' diye sormuştu. Rehber öğretmen okulda her işi yapabilecek joker eleman olarak görülüyor. Diğer öğretmen arkadaşların da psikolojik danışmanlığa önem vermesi gerekiyor. Benim çalıştığım okulda 1600 öğrenci var. Bu şartlarda öğrenciyi tanıma şansınız yok. Bu noktada sınıf öğretmenlerinin yardımı gerekiyor."
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okumayan kişilerin rehber öğretmenlik yapmasının da çok yanlış olduğunu anlatan Ateş, "Rehberlik çok hassas bir konu. Çünkü karşınızdaki bir insan. İnsanı yanlış yönlendirir, problemleri tespit edemezseniz, kişiyi intihara kadar bile sürükleyebilirsiniz. Bizim aldığımız eğitim bile bu bölüm için yeterli değil, sürekli kendinizi geliştirmelisiniz, alan çalışmalarını takip etmelisiniz" diye konuşuyor.
Özellikle sekiz yıllık eğitimde rehberliğin büyük önem taşıdığını vurgulayan Ateş, şöyle konuşuyor: "Spor salonu olmayan, kültür alanları yetersiz okullarda öğrenci, öğretmen ve tahtayla baş başa kalıyor. Öğrenciyi yönlendirebileceğiniz alanlar olmuyor. Bunları sağlamak için öğretmenlerin bir arada çalışması gerekiyor. Bizim çocuklarımızın birçoğu evde dayak yiyor. Bir- çok öğrenciden 'Hocam biz adam olmayız, bizi dövün' sözlerini işitiyoruz. Düşünün eğitim geleceği açısından nasıl bir konumdayız."
Rehberlik saati yok
33 yaşındaki rehber öğretmen Ümit Makaracı ise, Kuştepe'de 1200 öğrencisi olan bir okulda tek başına çalışıyor. Öğrencilerin sıkıntılarına tek başına yetişmesinin çok zor olduğunu söyleyen Makaracı, "Ailelerden ve çevreden kaynaklanan çok yoğun problemler var. Burada birkaç rehber öğretmen olmalı. Rehberlik demek psikolojik danışmanlık demek ama bu tam olarak okullarımızda yerleşmedi" diye konuşuyor. Uyguladıkları testlerin, anketlerin daha düzenli olması gerektiğini anlatan Makaracı şöyle konuşuyor: "Hangi testlere, anketlere öncelik tanınmalı? Bu konuda milli eğitimde bir fikir birliği olmalı. Bir rehberlik servisinde dergi, kitap, doküman, güncel yayınlar, alanımızla ilgili bültenlerin olması gerekiyor ama yok. En önemlisi rehberlik saatlerinin olması lazım. Başka öğretmenlerin ders saatinden zaman almak zorunda kalıyoruz."
Odalar donanımsız
Bir odada olması gereken eşyaların bile rehber öğretmenlerin odalarında bulunması mucize. Odasında bilgisayarı, telefonu olmayan Makaracı,
"İnternet çok gerekli.
Öte yandan veli arayıp direkt rehber öğretmenle görüşebilmeli.
Odalarımızda telefon olmalı" şeklinde konuşuyor. Bahçelievler'de bir okulda çalışan Süleyman İldan ise şöyle konuşuyor: "Müfredat yoğun, öğretmenin maddi ve eğitim düzeyi yetersiz, yönetmelikler bürokrasiyi hantallaştırıyor. Ailenin, okulun vermesi gereken değerler televizyon aracılığıyla alınıyor. Ailedeki sosyal, kültürel, ekonomik farklılıkları dengeleyip, evdeki iki çocuk için bile model oluşturamazken, birden öğretmenin okulda 40 çocuğa model olmasını bekliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yönetici, öğretmen olarak rehberliğe inanmıyoruz. İnananlara da deli gözüyle bakıyoruz. Yeni bir sistem yaratarak, yeni bir kişilik arzulayarak, işe sıfırdan başlamalıyız."



Radikal okurları tartışıyor

YÖK'ten de gerici
Sorun sanıldığından da büyük. Sistem kötü demek doğru ama sorunun parçası olmaktan kurtulamayan bir yaklaşım. 'müdürüm kötü, araç-gereç yok demek' acizliktir. 'Ben çok demokrat ve idealisttim ama beni de caydırdılar' iradesizliği ilkokul düzeyindedir. Bugün sisteme alternatif düşündüğü iddiasında olan öğretmenler, karşı çıktıkları için dayak yedikleri YÖK'ten daha gerici bir eğitim modelini inşa ediyor. Demokratik bir toplumda özne rolünü üstlenecek bireyler yetiştirmek için kendilerini oluşturan ortaçağ zihniyetini iyi çözümlemeliler.
  • Ciwan Lezgin, Mardin, sınıf öğretmeni.

    İlk adım bile zor
    Göreve başladıktan iki yıl sonra değişik sebeplerden dolayı ideallerinden uzaklaştırılan ve görev aşkı zayıflatılan öğretmen artık bu olumsuzluklarla daha göreve başlayamadan karşı karşıya getiriliyor. Daha yolun başında zorluk yaşatılan öğretmen adayına hiç kimsenin niye
    ek iş yapıyorsun, niye literatürü takip etmiyorsun, niye kitap okumuyorsun, niye bilgisayarın yok gibi sitemkâr sözler söylemeye hakkı yok. Her şeyin başının eğitim ve eğitimin baş tacınında öğretmenler olduğunun bilindiği ülkemizde; öğretmenler ve öğretmen adaylarına daha
    ne kadar zorluk yaşatılacak?
  • Kaan Serter

    Şirket gibi okul
    İki ay önce İstanbul'da göreve başladım. İngilizce öğretmeni olarak göreve alındığım özel okulun öğrencileri, anaokulu ve ilköğretim öğrencileriydi.
    Zengin ailelerin çocukları olan öğrenciler, fazlaca şımartılmış, öğretmenlerine saygısız ve dersten uzak tavır sergiliyordu. Başa çıkabileceğimi sandım. Sonra idarenin de onayıyla otoriter davranmaya başladım. İdare, onların teneffüs haklarını almamı, onları hoşlandıkları birtakım aktivitelerden mahrum etmemi söylüyordu. Bunları da uyguladım. Ama öğrenciler şımarık ve kontrolsüz davranışlarını devam ettirdi. İdare sürekli müşterilerinin, pardon öğrencilerinin bu davranışlarına müsamaha göstermemi istiyordu. Bilgiyi öğretmek yerine satmam gerektiğini ve buranın da bir okuldan çok limited şirketi olduğunu anlamıştım. Bu olumsuzlukları idareye aktarmam neticesinde kovuldum.
  • Bukin Erdoğan

    Öğrenci mutsuz
    Günümüzde öğretmenlerden çok şey bekleniyor ama öğretmenler için bir şey yapılmıyor. Ülkemizde kalemini alamayan, evinde bir masası bile olmayan öğrenciler çok fazla. Doğal olarak böyle öğrenciler sınıfları doldurduğunda öğretmenin eli kolu bağlanıyor. Ne yapsın öğretmen, nasıl yardım etsin çocuklara? Kendi sorunları çığ gibi. Hangi birini saysam bilmiyorum. Öğretmen, öğrenci, veli mutsuz. Büyük şehirlerdeki öğretmenlerimiz ek iş yapmakta. Kırsal kesimdeki öğretmenlerimiz kitaptan, sanattan uzak bir yaşam sürmekte. Tek ortak yan geçim derdi.
  • Gökhan Şimşek, Türkçe öğretmeni, Mersin.

    İstismara son
    Aldığımız ücretin hayallerimize yetmediği, göçebe bir hayat sürmek zorunda bırakıldığımız kadar doğru. Fakat ben artık haklarımızın yanında çocuk haklarından da söz etmemiz gerektiğini düşüyorum. 'Okulda şiddet karakoldan beter' manşeti haklarımız gasp edildiğinde duyduğumuz acı kadar yakıcı mı? Öğrencilerimizin haklarını ne kadar biliyoruz? Yoksa yaşadığımız sıkıntıları onlara mı ödetmeye kalkıyoruz ? Okullarda çocuk istismarı konusunda bilinçli ve önleyici olmamız gerektiğini düşünüyorum.
  • Dilek Erol

    Görüşlerinizi 100 kelimeyi geçmeyecek şekilde gönderin yayımlayalım. Faks: 0212 505 65 80 - dizi@radikal.com.tr
    --------------------------------------
    YARIN: Köy Enstitüleri