Öğretmenler de 'barışı' öğrenmeli

Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin 'Toplumsal Barışın İnşasında Öğretmenlerin Rolü' raporu Güneydoğu ve Doğu'da öğretmenlerle öğrenciler arasındaki iletişim sorunlarını ortaya koyuyor.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

30 yıldır çatışma ortamının yaşandığı Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin iletişimine odaklanan Helsinki Yurttaşlar Derneği, ‘Toplumsal Barışın İnşasında Öğretmenlerin Rolü, Kürt Meselesi Okula Nasıl Yansıyor?’ isimli bir rapor hazırladı. Banu Can, Prof. Dr. Fatma Gök, Soner Şimşek tarafından hazırlanan rapor Helsinki Yurttaşlar Derneği, Boğaziçi Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi ortaklığıyla ve Van 100. Yıl Üniversitesi desteğiyle, Şubat 2012 – Eylül 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen yüz yüze görüşmelere dayanıyor. Muş ve Van’da 2012 yılı mayıs ve kasım aylarında birer, İstanbul ’da ise mart ve nisan 2012’de iki defa olmak üzere, her birine 10 ila 20 öğretmenin iştirak ettiği odak grup toplantıları yapıldı.

Ampulün içinde kamera var

Rapora göre Van, Muş ve İstanbul’da Kürt öğrencilerin çoğunlukta olduğu okullarda öğretmenler ‘çaresizlik’ hissediyor. Çatışma ortamından etkilenen öğretmen ve öğrenciler, bunu aşmak için yeterli donanım ve bilgiye sahip değil, çatışma ortamı ayrımcılığı da körüklüyor. Çocuklar devletle çatışmaya varan sokak pratikleriyle baş etmek için okulu, öğretmeni ve okuldaki hâkim anlayışı da eleştirel gözle değerlendiriyor. Van’dan araştırmaya katılan bir öğretmene göre, “Çocukların babaları siyasi tutuklu olduğu için çok küçük yaşta çalışmaya başlamak zorunda kalıyor.” Öğrencilerde devlete karşı bir güvensizlik olduğunu söyleyen Muşlu bir öğretmen ise şöyle diyor: “Bu son kampanya ile okula süt geldi, ben bir tane bile içmedim, korktum. ‘Devlet iyi bir şey olsa bize vermez’ diye düşündüm. Süt dağıtmak aslında iyi bir fikirdi. Maddi olarak zor koşullarda yaşayan aileler için iyi olurdu, ancak devlete karşı güvensizlik, önyargı var. Devlet bir ara ampul dağıtmıştı, ‘içinde kamera var, dinleme cihazı var, vb.’ söylentileri yüzünden insanlar kullanmaya çekindi.”

Kürt öğretmenler Kürt öğrenciye duyarlı

Bir başka öğretmenin anlatımına göre, Kürt öğretmenler çocukların sorununa daha duyarlı: “Eğitimci duyarlı ise öğrenciyi sahipleniyor, bunu daha çok Kürt öğretmenler yapıyor. Öğretmen dolabında kalem, kitap , ayakkabı, test kitabı bulunduruyor, SBS sınav ücretini (15 TL) veriyor. Dışarıdan gelen öğretmenler (Kürt olmayan öğretmenler) aynı şekilde davranmıyor, hatta öğrenciler pis diye sınıfa girerken eldiven takıyor.”
Çocukların kendilerini ifade ederken anadilde konuşmaktan çekindiğini anlatan bir veli yaşadığı olayı anlatıyor: “Çocuklar da anlıyorlar, diyorlar ki: ‘Kürtler gelmiş okula’. Oğlum bana diyor: ‘Anne, böyle beyaz tülbentle gelme okula. Sakın, öğretmen seni böyle görmesin. Öğretmenle düzgün Türkçe konuş’”.

İletişim şart

Raporun çözüm önerileri arasında öğretmenlere eğitim hayatından itibaren kimlik farklılıklarına duyarlı bir temelin ve bulundukları bölgeye yabancılık çekmemeleri için formasyon verilmesi bulunuyor. Öğrencilerin motivasyonu için bir öğretmenin bulunduğu okulda daha uzun süre hizmet vermesi bir diğer çözüm. Velilerin, öğretmen ve öğrencilerin iletişimde olduğu durumlarda okul ortamının daha az gerilimli olduğu raporun bir diğer notu.