@ismailsaymaz

'Okullar açılıyor, ben içerideyim'

Yarın okullar açılıyor. 15 milyon çocuk okullarının yolunu tutacak. Polise taş attıkları gerekçesiyle terör örgütü üyeliğiyle suçlanan çocuklar ise yine demir kapılar ardında olacak. Bayramı Mardin E Tipi Cezaevi'nde geçiren çocukların gönderdiği mektuplar, acı...
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - “Taş atmışım diye tutuklandım. Okul açılıyor, belki bırakırlar diye düşünmüştüm, ertelendi. Bizim yaşımızdaki çocuklar okula gidecekken biz cezaevindeyiz. Kimliğimiz farklı diye bize böyle davranılıyor...” “Okullar açılıyor, ben içerdeyim. Okulumu çok seviyordum, elimden aldılar. İlk defa bayramda evden uzaktayım. Akşam yattığımda en çok annemi düşünüyorum...” “Bana fıkra gibi geldi. Yasalar, maddeler... Ben bir şey anlamadım, niye içerdeyim? Annem çok üzülüyor. Görüşüme geldiginde sürekli ağladığı için doğru dürüst konuşamıyoruz...” 
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Terörle Mücadele Kanunu (TMK) mağduru çocukların İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi’ne gönderdiği mektuplar yürek burkuyor. İHD Mardin Şubesi, polise taş attıkları için kentteki cezaevine konulan çocukların durumuyla ilgili bir rapor hazırladı. Rapora göre, cezaevinde sekizi hükümlü 24 çocuk tutuklu var. Cezaevinde doktor ve psikolog bulunmadığından çocuklar tedavi olamıyor, ilaçları gardiyanlar veriyor.
Tamamı öğrenciyken tutuklanan çocukların Ramazan Bayramı ve okulların açılmasının arifesinde gönderdikleri mektuplarda yer alan mesajlar çarpıcı:
P.İ. (16 yaşında. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla hakkında 14.5 yıla kadar hapsi isteniyor. Beş duruşmaya çıktı): “Şubatta Cizre’de, taş atmışım diye tutuklandım. Okulum açılıyor. Bizi bırakırlar diye düşünmüştüm ancak ertelendi. Lise 3 öğrencisiydim. Yedi aydır içerdeyim. Açıköğretime kaydolacağım. Bizim yaşımızdaki çocuklar okula gideceklerken biz cezaevindeyiz. Kimliğimiz farklı diye böyle davranılıyor. Cinayetten yargılansam bu kadar ceza istemezlerdi... Psikolojimiz bozuldu. Koğuştan kötü kokular geliyor, nefes alamıyoruz. Doktor yok, gardiyanlar tedavi ediyor, ilacı onlar veriyor... Ailem görüşüme geliyor ama her defasında telefonlar bozulduğu için görüşümüz yarım kalıyor. Bayramda dışarıda olmak güzel olurdu.”
Y.S. (16 yaşında. Cizre’de tutuklandı, hakkında hâla dava açılmadı. Dört aydır tutukluolarak parmaklık ardında): “Lise 1 öğrencisiydim. Okullar açılıyor, ben içerdeyim. Okulumu çok seviyordum, elimden aldılar. Hakkımda kaç yıl ceza istiyorlar, bilmiyorum. İlk defa bayramda evden uzaktayım. Akşam yattığımda en çok annemi düşünüyorum. Arkadaşlarımızın çoğu ceza almış. Dışarı çıkacağımı düşünüyordum. Arkadaşlar ‘Sen de ceza yiyeceksin’ dediler. Her akşam televizyonda bizimle ilgili haber çıkacak diye bekliyoruz ama bahseden yok.”
İ.K. (16 yaşında. Cizre’de tutuklandı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 yıl ceza verildi. Ceza, yaşı dikkate alınarak 7.5 yıla indirildi. Dosyası, Yargıtay’da): “Ortaokulu bitirdim, burada açık öğretime kaydolmak istedim ama param yok... Dosyam Yargıtay’da ama umudum yok. Bana fıkra gibi geldi. Yasalar, maddeler... Ben bir şey anlamadım, niye içerdeyim? Annem çok üzülüyor. Görüşüme geldiginde sürekli ağladığı için doğru dürüst konuşamıyoruz.  Kardeşlerim şimdi Manisa’da çalışıyor, domates topluyorlar. Dışarıda olsam onlarla çalışırdım... Buraya bir grup geldi üniversiteden, durumumuzu araştırmak için. Kötü kokudan dolayı içeri girmediler. Dedim, biz nasıl kalıyoruz? 15 yaşında arkadaşımız var burada. Hakkında 20 yıl ceza isteniyor. Çok küçük, ceza da verecekler galiba... Geçen yemekte zehirlendik. Hastaneye götürülmedik. Dediler ki, bol bol su için geçer, dediler. Sanki bol su var.” 

‘Çocuklara ders kitapları verilmiyor’
Diyarbakır Barosu, kentteki E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan 17 çocukla yüz yüze görüştü. Ziyaret sonrası hazırlanan raporda şu tespitlere yer verildi:

* Çocuklara her öğün yarım ekmek, son bir haftadır her akşam makarna veriliyor. Yemeklerden çivi, topluiğne, ip ve böcek çıkıyor.

* Sıcak su günde 10 dakika veriliyor, sıcak su verilirken soğuk su kesiliyor. Bu yüzden soğuk suyla yıkanıyorlar. Giysilerini elde yıkıyorlar. En erken iki ay sonra hastaneye sevk ediliyorlar.

* Ailelerin getirdiği ders kitapları çocuklara verilmiyor.

* Koğuşta hamam böcekleri ve fareler cirit atıyor. 

* Adlilere tanınan haklar TMK’den yargılanan çocuklara verilmiyor. Örneğin bilgisayar kursuna katılamıyorlar.

* Gece ışıkların söndürülmesine izin verilmiyor.

* Götürüldükleri psikologun, “Siz teröristsiniz” dediklerini söylüyorlar. Ellerindeki kelepçe de sökülmüyor.

* Aileleri görüşe geldiğinde kötü muameleye ve hakarete uğruyor.