Öleceğiz derken...

Saat 21.10-21.15 arasında üçüncü kattaki küçük Salon 7'de 20 kadar kişi filmin başlamasını bekliyorduk. Bir ara 'yangın' diye bir fısıldaşma oldu.
Haber: NİLGÜN TOPTAŞ / Arşivi

İSTANBUL - Saat 21.10-21.15 arasında üçüncü kattaki küçük Salon 7'de 20 kadar kişi filmin başlamasını bekliyorduk. Bir ara 'yangın' diye bir fısıldaşma oldu. 'Çıkalım' diye kapıya yöneldiğimizde aşağıdan gürültüler ve duman geldiğini gördük ve işin ciddiyetini anladık. Bu sırada elektrik kesildi. Kapıyı açmak istedik, ama aşırı sıcak ve yoğun duman nedeniyle yapamadık, aşağıda tam olarak ne olduğunu bilemediğimizden biraz beklemeye karar verdik. Elektrik bir ara geldi, sonra tekrar gitti ve ortalık zifiri karanlık oldu.
Radikal adına üç kişi oradaydık, ben, Nazan Özcan ve Bahçeşehir Üniversitesi öğretim görevlisi Kaya Özkaracalar. 'Exit' yazan diğer kapıya yöneldik, ancak ordan da dışarı çıkılmasına izin vermeyecek kadar büyük sıcaklık ve duman geldiği için kapattık. Panik başladı. Telefona sarılanlar 7. Salon'da unutulduğumuzu anlattı. Beş dakika sonunda genç bir adam kapıya geldi ya da zaten içerideydi, elindeki zayıf ışıkla, birbirimize tutunup koşmadan kendisini izlememizi söyledi ve arka taraftaki bir kapıdan dışarıya çıktık. Kimse çıkanlarla ilgilenmiyordu, belki de şöhretlerle ilgilendiklerinden! İçinde su bile olmayan bir ambulansa gittik, kurumla dolu burunlarımıza 3-5 dakika hava verdiler, sonra evlerimize gittik.