Ölüm orucunu bitiren adım atıldı

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, onlar için 'yüksek güvenlikli lüks hücreler' diyordu. İstanbul Barosu'nun o dönemdeki raporundaysa F tipi cezaevleri, "Mahpusların birbirinden yalıtıldığı bir cezaevinde her türlü hak ihlaline karşı korunmasız ve savunmasız kalacakları"...

İSTANBUL - Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, onlar için 'yüksek güvenlikli lüks hücreler' diyordu. İstanbul Barosu'nun o dönemdeki raporundaysa F tipi cezaevleri, "Mahpusların birbirinden yalıtıldığı bir cezaevinde her türlü hak ihlaline karşı korunmasız ve savunmasız kalacakları" bir yer olarak tarif edilmiş, hizmete sokulması 'insanlık dışı' ceza olarak nitelendirilmişti.
F tipinin ne olduğunu en çok içinde olanlar bilirdi. 18 cezaevinde 865 hükümlü ve tutuklu Ekim 2000'de açlık grevine başladı. Grev 20 Kasım'da ölüm orucuna dönüştürüldü. Bu, etkisi yıllarca sürecek operasyonun bahanesi oldu. 19 Aralık 2000'de cezaevlerine sabah saat 05.00'te eşzamanlı operasyon düzenlendi. Devlet operasyona 'Hayata Dönüş' adını verdi. İkisi asker 32 kişi öldü...
Operasyondan hiçbir şey değişmedi. Ne F tipi cezaevleri gündemden düştü ne ölüm oruçları bitti. O günden bu yana ölüm orucunda, müdahaleler sonucu, intihar saldırısı, kendini yakma ve tedavi sırasında 122 kişi öldü. Gayriresmi verilere göre, 600'ü aşkın tutuklu ve hükümlüyse Wernice Korsakoff başta olmak üzere çeşitli ruhsal ve sinirsel hastalıklara yakalandı. Zamanla gündemden düşen F tipinde tecrit sürüyor ancak tek bir adım atılmadı. Herkes bir umut bekliyordu.
Savunma ölüme yatıyor
5 Nisan 'Avukatlar Günü'nde avukat Behiç Aşçı 'ölüm orucuna' yatacağını açıkladı. Sanatçılar, gazeteciler, sivil toplum, yazarlar bağırıyordu:
"Bir insan göz göre göre ölüyor, lütfen bir adım atın."
Aşçı'nın vücudu Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi'nde, 133 numaralı apartmanın dördüncü katındaki bir evde günden güne eriyordu. Oysa küçük bir adım onun 'hayata dönmesi' için yeterdi.
Aralık ayında Aşçı ölüm orucunun 262. günündeyken Adalet Bakanlığı'ndan
"Cezaevlerinde tecrit yok" açıklaması geldi.
Orucun 265. gününde TBMM Başkanı Bülent Arınç devreye girdi. Aşçı'nın annesi Fazilet Erdoğan'la bir araya geldi. Arınç, F tipinde şartların insani olmaktan çıktığını, ocak ayında bir heyet kurularak cezaevi koşullarının inceleneceğini söyledi. Arınç'ın bu insani ziyareti bile eleştirildi.
Doktorlar artık Aşçı'nın ölüm sınırına yaklaştığını söylüyordu. Belki 20-25 günü kalmıştı.
Ümitler giderek tükeniyordu. Bu arada Türk Tabipleri Birliği (TTB), DİSK, KESK, TMMOB, İstanbul Barosu harekete geçti. Heyet, Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde yaptıkları incelemeden sonra 5 Ocak 2007'de bir rapor sundu. Raporda tecrit koşullarının bütün hafifletici önlemlere karşın yaygın bir şekilde devam ettiği anlatıldı. Raporun sunulmasından 17 gün sonra TTB Başkanı Gençay Gürsoy, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Kenan İpek'le telefonla görüştü.
İpek, raporlarında dile getirilen önerilerin büyük çoğunluğunun kabul edildiğini söyledi.
Adalet Bakanlığı da yeni bir genelge yayımladı. Savcılıklara gönderilen genelgede rapordaki maddelerin çoğu kabul edilmişti.
TBB Başkanı Gürsoy, genelgeyi olumlu bulduklarını belirterek, dün Aşçı'ya ve ölüm orucundaki Sevgi Saymaz ve Gürcan Görüroğlu'na ölüm orucunu bırakmaları çağrısı yaptı. Gürsoy, "Bunlar tecrit koşullarının büsbütün ortadan kalktığı anlamına gelmez ama önemli olan bu somut adımın başka adımlarla devam edeceği konusunda verilen sözdür" dedi.
Sevinç gözyaşları
Genelgenin yayımlanmasının ardından gözler, Aşçı'nın kaldığı eve çevrilmişti. Şişli'deki apartmanın önünde saat 19.00'u gösterirken destekçileri toplanmıştı.
Açıklamalar yapılırken Aşçı'nın yakınları birbirine sarılarak gözyaşı döktü. Aşçı ve diğer iki eylemcinin, ölüm orucuna ara verdiği, tedaviyi kabul edecekleri söylendi.
Sağlık görevlileri gelip Aşçı'yı aldı. Enfeksiyon ihtimaline karşı kimsenin yaklaşmaması istendi, ayrıca sesten rahatsız olacak kadar hastaydı. Ambulansa konulurken objektiflere zorlukla el salladı. Ambulans Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne giderken halaylar çekildi, sloganlar atıldı.
Çiçek '20 saat' umudu verdi
Kabul edilen önerilerden en önemlisi 'tretmana' tabi olmayan, yani herhangi bir disiplin suçu nedeniyle elinden alınamayacak bir hak
olarak tutukluların, hükümlülerin makul bir süre ve makul bir sayıda başka tutuklu ve hükümlülerle birlikte olabilmesiydi. Genelgeye göre hükümlü ve tutuklular 10 kişiyi aşmayacak gruplar halinde açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya gelebilecek. Bu süre daha önce beş saat olarak uygulanıyordu. Bu uygulamadan hiçbir koşul aranmaksızın disiplin cezası alanlar da yararlanacak, hücre cezası olanlar yararlanamayacak. Bu arada Prof. Dr. Gençay Gürsoy'u arayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek'se 10 saatin 20 saate çıkabileceğini söyledi.