Ölümü el ele yendiler

Biri antikacı, diğeri koli imalatçısı. Ortak tutkuları ise sualtı.

MUDANYA/İSTANBUL - Biri antikacı, diğeri koli imalatçısı. Ortak tutkuları ise sualtı. Setrak Eryazı 30 yaşında, dört yıldır dalıyor. Önder Sarıoğlu iki yaş küçük ama bir yıl daha tecrübeli Eryazı'dan. İkisi de amatör dalgıç...
Geçen pazar günü yine tutkularının peşinden Marmara'ya açıldılar dört arkadaşlarıyla birlikte. 12.00 sularında Sivriada
açıklarında demir atıp kendilerini soğuk suya bırakıverdiler. Ne var ki bu kez hesapladıklarından hayli fazla kalacaklardı suda. 18 metreye daldıktan sonra çıkmaya hazırlanırken akıntıya kapılıp gitmişlerdi.
Tam tamına 30 saat Marmara'nın soğuk sularında ölüm kalım mücadelesi verdiler. Ancak 50 kilometre güneyde, Mudanya'da çıkabildiler karaya. Başlarından geçeni anlatırken, sağ kalmalarını 'birbirlerini bırakmamalarına ve ölümü değil güzel şeyleri düşünmelerine' bağlıyorlar. Tabii bir de donmalarını önleyen balıkadam tulumlarına...
'Ailelerimizi düşündük'
Akıntıyı kapıldıklarını anladıklarında ilk işleri yeleklerini aynı ipe bağlamak olmuş. Sarıoğlu anlatıyor: "Kendimizi akıntıya bıraktık. Birbirimizden kopmamak için,
elimdeki fenerin ipini dalgıç yeleklerimizin kenarlarına bağladık, el ele tutuştuk. Bir süre sonra, ağırlık veren kurşunları, hava tüplerini attık. Ölümü değil, bizi merak eden ailelerimizi düşündük. Daha sonra güzel şeyler düşünmeye başladık."
Derken soğuk, açlık, susuzluk hissettirmeye başlıyor kendisini iyiden iyiye. Bir de denizanası çarpıyor Sarıoğlu'nun suratına. Gecenin soğuğu, denizin tuzu acısını katlıyor. Sahil Güvenlik helikopterlerin de desteğiyle Marmara'yı tararken Eryazı ile Sarıoğlu boş yere balıkçı teknelerine seslerini duyurmaya çalışıyor.
Gerisini Eryazı'dan dinleyelim: "En büyük kâbusumuz köpekbalığıydı. Neyse ki gerçekleşmedi. Pazartesi sabaha karşı karayı gördük. Ancak akıntı nedeniyle bir türlü yaklaşamadık. 17.00 sıralarında karaya çıktık. Balıkçılara 'Burası neresi' diye sorduk. Bizi sarhoş sandılar. 30 saat denizde kaldığımıza inandıramadık."
'Acemice daldık'
Eryazı hatalarının farkında: "Bölgeyi bilmeden acemice daldık. Balıkadam kıyafeti sayesinde donmaktan kurtulduk."
Artık her ikisine de dalmak yasak. Aileleri çok korkmuş. Sağıroğlu, "Ümitlerini kesmişler. Bana artık dalgıçlığı yasakladılar. Çok acı çektirdiğim için kararlarına saygı duyacağım" diye kabulleniyor aile meclisi kararını. Eryazı da üzgün ailesini perişan ettiği için: "Bir gün daha dayanamazdık. Dört yıldır 300'e yakın dalış yaptım, hiç tehlike atlatmadım. Ailemi üzdüğüm için bir daha dalmayacağım."
İkisinin de dalgıçlara bir tavsiyesi var: Bilmediğiniz yerde dalmayın.