@ismailsaymaz

Önce bırak,sonra ara

Ankara'daki saldırıda canlı bomba olan Ömer Deniz Dündar ile Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz'e, Adıyaman'da yürütülen El Kaide soruşturmasında takipsizlik verildiği ortaya çıktı. Bu kapsam hakkında dava açılan ve bugün Emniyet'in "arananlar listesinde" yer alan üç İŞİD üyesinin de ifadeleri alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı belirlendi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’nda başlayıp Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nda devam eden “El Kaide” soruşturması kapsamında Adıyamanlı Mustafa Dokumacı, Mehmet İşbar ve Salih Küçüktaş hakkında 26 Aralık 2014’te dava açıldı. Bu kapsamda soruşturulan, aralarında Ankara ’daki saldırının iki canlı bombasından biri olan Ömer Deniz Dündar ve ikizi Mahmut Gazi Dündar ile Suruç’taki canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

İddianamede, Adıyaman’daki IŞİD’in Dokumacılar hücresine adını veren Mustafa Dokumacı’nın 3 Temmuz 1985’te doğduğu, nüfusunun Adana Seyhan’a kayıtlı olduğu ve Adıyaman’da yaşadığı belirtiliyor. İşbar’ın 14 Şubat 1982’de, Küçüktaş’ın da 8 Ocak 1985’te doğdukları ve ikisinin de Adıyamanlı olduğu vurgulanıyor. İşbar’ın Adıyaman Belediyesi’nin açtığı resim öğretmeni olduğu öğrenildi.

İFADELERİ ALINIP BIRAKILMIŞ

İddianameye göre Salih Küçüktaş, 5 Aralık 2013’te de illegal yoldan Suriye’ye geçti. O gün yaptığı bir telefon görüşmesinde, elindeki malzemeleri askere yakalattığını, karşı tarafta onu bekleyenlerle nerede buluşacaklarına dair görüşme yaptığını söyledi. İkinci görüşmede ise karşı tarafta buluşacakları şahıslarla yer kararlaştırdıklarını belirtti. Bu arada Suriye’de savaşan Dokumacı ve Küçüktaş ile o esnada Adıyaman’da bulunan sanık Mehmet İşbar’ın da 17 Aralık 2013’te telefonla görüştükleri anlaşıldı. Görüşmede Dokumacı’nın “Yav kardeş ben malum yerdeyim” dediği, İşbar’ın da “Valla geldik biz, dedik belki görürüz orada, göremedik, kısmet olmadı, inşallah hava biraz ısınsın ziyaretinize geleceğim” diye karşılık verdiği saptandı. Takip edilen telefon görüşmelerinden, Mehmet Mustafa Çevik’in de Dokumacı ile birlikte Suriye’de bulunduğu belirlenirken; Emrullah Atmaca, Hakan Büyüktaş ve Akif Yerlikaya’nın da bu ülkeye geçtiği tespit edildi.

Savcılık tarafından ifadeleri alınan Salih Küçüktaş ve Mehmet İşbar, “iddiaları kabul etmediğini” söyledi. İddianamede sanıklar için “Suriye’ye çatışma bölgesinde aktif gruplarla ilişkisi, bizzat çatışma bölgelerine gitmesi ile başka kişilerin gitmesine ön ayak olması, eleman temini, gizliliğe riayet, kod ismi kullanma ve hiyerarşi içinde aktif rol alma yönünde tespiti yapılan telefon görüşme kayıtları ve ifadeler ile şüphelinin mevcut somut delillerle ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde” örgüt üyesi oldukları ifade edilmesine rağmen iki sanık, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

SAVCILIK: ÜLKEDE SANSASYONEL EYLEMLER YAPABİLİRLER

İddianamede, Adıyaman’da Selefi/Vehhabi görüş doğrultusunda El Kaide’nin çatışma bölgeleri olarak adlandırılan Afganistan/Pakistan/Veziristan ve Suriye’ye gidilmesi konusunda toplantılar düzenleyen telkinde bulundukları ifade edildi. Bu ülkelere gidenlerin askeri eğitim aldıkları vurgulanarak, “Bu kapsamda ülkemize geri dönmüş ve dönmesi muhtemel grup üyelerinin ülke genelinde muhtemel sansasyonel eylemler düzenleyebilecekleri” belirlendi. 

Devlet dinlerken, sınırı geçtiler

Soruşturma kapsamında Dokumacı, İşbar ve Küçüktaş’ın telefonlarının takip altına alındığı anlaşıldı. İddianameye göre 24 Eylül 2013’te Dokumacı ile Küçüktaş arasında yapılan görüşmede Dokumacı, arkadaşına Suriye’ye ne zaman geleceğini sordu. Hacı isimli kişinin para ayarlayacağını söyledi ve Salih’in de araç ayarlamasını istedi. 25 Eylül’deki görüşmede Dokumacı, kendisinin Suriye’ye olduğunu, eğitimlerinin bittiğini, ev bulup yerleştiğini, geldiği takdirde Salih’in de eğitimden geçip yanına gelebileceğini, bulundukları yerin Şanlıurfa sınır hakkında olduğunu söyledi. 27 Eylül’de ise Dokumacı, Küçüktaş’ı arayarak, “Bizim çocuklar yanında mı?” diye sordu. Bu sorudan hareketle savcılık, Küçüktaş’ın Suriye’ye geçerken, yanında Dokumacı’nın eşi Hacer ile Kasım Dere’nin eşi Serpil ve oğlu Abdulsamet’in de aynı gün Suriye’ye götürüldüğünü saptadı. Aynı şekilde Salih Küçüktaş’ın da 27 Eylül’de kendisini Suriye’ye götürecek kişiyle görüşüp buluştuğu, bu ülkeye geçtikten sonra da aynı gün İşbar’la görüştüğü tespit edildi. O görüşmeler, şöyle:

X: Abi ben sizi Hatay’a götürecek kişiyim de… Ne zaman geleyim?

Küçüktaş: Şimdi gel abi

X: He neredesiniz abi?

Küçüktaş: Ben Fatih İlköğretim’in önündeyim…

Aynı gün, Suriye’ye geçtikten sonra yaptığı görüşme:

“İşbar: Ne yapıyon bacanak, uyudun mu?

Küçüktaş: Yok gidiyorum işte

İşbar: Yani arabadan indiniz mi?

Küçüktaş: He geçmişim ben öbür tarafa

İşbar: Maşallah, Allah mübarek etsin.”