Önce bombala sonra yargıla...

Önce bombala sonra yargıla...
Önce bombala sonra yargıla...

Davut ve Hacı Encü

Uludere'de bombalamadan kurtulan Davut, Servet ve Hacı Encü kaçakçılık suçundan ifadeye çağrıldı

Uludere’de 34 köylünün ölümüyle sonuçlanan bombardımandan sağ kurtulan Davut, Servet ve Hacı Encü, Gülyazı Alay Komutanlığı’ndan telefonla aranarak ifadeye çağrıldı. Kendilerine “pasaport kanununa muhalefet”, “sınırı yasadışı yollarla ihlal etme” ve “ülkeye sınırdan kaçak mal sokma” suçlaması yöneltildi. Bu suçlardan ifadeye çağrılan üç kişiye bir gün süre tanındı. Taraf ’a bilgi veren Davut Encü, önceki gün Gülyazı Alay Komutanlığı’ndan telefonla arandıklarını söyledi. Uludere katliamından sağ kurtulan Servet ve Hacı Encü’nün de arandığını belirten Davut Encü, “Telefonda bizim bir gün içinde Gülyazı Alay Komutanlığı’na gelmemiz gerektiği belirtildi. İfadelerimize başvuracaklarını belirttiler. Hangi konuda ifademizin alınacağını sorduğumuzda ‘pasaport kanununa muhalefet’, ‘sınırı yasadışı yollarla ihlal etme’ ve ‘ülkeye sınırdan kaçak mal sokma’ konuları olduğunu belirttiler. İfade için belirtilen sürede gitmememiz halinde asker zoru ile götürüleceğimizi de hatırlattılar.”

Devlete karşı suçlarda hızlı soruşturma
28 Aralık 2011 tarihinde Uludere’ye bağlı Gülyazı ve Ortasu köylerinden 34 kişi savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürüldü. Olayın ardından bu kişilerin öldürülmesine ilişkin sadece ön inceleme yapılmış, köylere giden müfettişler ifade almakla yetinmişti. Soruşturmayı yürüten savcılıklar konunun aydınlatılması için hayati önem taşıyan dört saatlik Heron görüntüsünü Genelkurmay Başkanlığı’ndan istemiş ama bu görüntüler gönderilmemişti. Buna karşılık taziye için giden Uludere Kaymakamı’na yönelik saldırı hakkındaki soruşturma hızla tamamlanmış, aralarında bombardımanda ölen köylülerin yakınlarının da bulunduğu kişiler tutuklanıp cezaevine konulmuştu.

Heronlar tepemizdeydi
Ortasu Köyü sakinlerinden Servet Encü, yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: Olayın olduğu gece , 7-8’er kişilik olmak üzere toplam 40’a yakın kişi katırlarımızı alıp sınırı 2 km kadar geçtik. Iraklılardan mazot, şeker ve gıda aldık. Haftanin ve Sinat’a da gitmedik. Geri dönerken askerler yolumuzu kestiler. Her zaman keserlerdi. Ancak geçmemize izin verirlerdi. Bu kez izin vermediler. Bizi sınırda beklettiler. En son da üzerimize bomba yağdırdılar. Ben sağ kalmasaydım cenazeler orada 1-2 gün daha kalabilirdi. Biz, biri sınırda diğer ikisi uzakta olmak üzere üç ayrı grup halinde idik. İzin verilmeyince yükümüzü bırakıp gitmeyi de düşündük. Bombalamadan sonra 100 metre yürüyüp telefonla yardım istedim. 2-3 saat sonra yardım geldi. Asker veya yetkili kimse gelmedi, sadece köylüler geldi. Kaçağa giderken de gelirken de tepemizde Heronların ‘vınnn’ sesi vardı. (taraf)