Onların dini 'X' dini mi?

Dağın yamacında birbirine sokulmuş taş evlerin önündeki düzlüğe kurulmuştu 'tören masası'. Mavili beyazlı masa örtüsünün üzerinde pet şişe suları, kutu meyve suları vardı.
Haber: CELAL BAŞLANGIÇ / Arşivi

Dağın yamacında birbirine sokulmuş taş evlerin önündeki düzlüğe kurulmuştu 'tören masası'. Mavili beyazlı masa örtüsünün üzerinde pet şişe suları, kutu meyve suları vardı. 1993 yılında terk edilen köyleri, eski adıyla Kıwak, yeni adıyla Mağara'ya avukatları İHD Genel Başkan Yardımcısı Eren Keskin ile birlikte gelen Ezidi köylüleri İdil Kaymakamı Hasan Tanrıseven, İlçe Jandarma Komutanı Halil Çelik ve köy muhtarı korucubaşı Selahattin Yıldırım karşılıyordu.
Ezidi köylülerin evlerini teslim aldıklarına dair bir tutanak hazırlamıştı kaymakamlık. İmza töreni sırasında kaymakam Tanrıseven "Köylülerin geri dönmek için yaptıkları başvuru kaymakamlığımız ve valilik tarafından uygun görüldü" diyordu, "Korucular 1994'te geçici görevle köyde konumlandırıldı. Korucular eski görev yerleri olan Bozkır Köyü'ne geri dönecekler."
Köylüler adına söz sırası, 20 yıl sonra köyüne ilk kez gelen Ezidi
İmam İsmail Deniz'deydi. "Topraklarımıza kavuştuğumuz için mutluyuz. İnşallah bu toprakları bir daha boş bırakmayacağız. Artık sahip çıkacağız. Şimdilik sembolik olarak bazı köylüler geldi. Ancak köyün eski sahiplerinin tümü ileride geri dönecekler."
Yalnızca köyün 'devir teslim töreni' sahnesine bakınca bile birçok soru geliyordu birbirinin peşi sıra.
Bu coğrafyada nasıl yaşamıştı Ezidiler? Özellikle bölgede 'düşük yoğunluklu çatışma' sürecinde başlarına neler gelmişti? Şimdi nasıl geri dönmüşler, korucular tarafından işgal edilen köyleri nasıl bir çırpıda boşaltılmıştı? Geri dönüşlerinde kendilerini bekleyen sorunlar nelerdi?
Kürtlerin Müslümanlıktan önceki dini olan 'Ezidi' ya da Türkiye'deki yaygın adıyla 'Yezidi' olan Ali Şahin de Mağara Köyü'ndendi. İdil'deki Ezidiler'in okula gitmek için Mardin'in Midyat ilçesini seçtiklerini söylüyordu Şahin:
"Müslüman Kürtlerin şiddetine maruz kalıyorduk. Şeytana taptığımıza inandıkları için bizi aşağılıyorlardı. Midyat'ta Süryanilerin arasında daha rahat ediyorduk. Mesela İdil'de ilkokuldayken teneffüse çıkınca etrafımıza bir çember çizip dışına çıkmamızı yasaklarlardı. Bu yüzden ağabeyim okulu bıraktı. Midyat Endüstri Meslek Lisesi Metal Bölümü'nü bitirdim. 1985 sonunda, 17 yaşındayken köyden çıkıp Almanya'ya gittim. 1990'lı yıllara doğru faili meçhul cinayetler başladı. Korucular da
Ezidileri tehdit ediyordu. Zaten köylülerimize de 'ya korucu olacaksın ya da terk edeceksin' baskısı vardı. Bu yüzden yavaş yavaş boşaldı köy. En son aile de 1993'te ayrıldı."
Ancak 1 Haziran'da sona eren tek yanlı ateşkesin getirdiği yumuşama, Avrupa Birliği sürecinde yaşanan değişimler, Avrupa'nın her bir ülkesine tespih tanesi gibi dağılmış Ezidileri geri dönmeye özendirmiş. Avukat Eren Keskin'e başvurmuşlar.
26 Aralık 2003'te İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'ya başvurmuş Keskin. Mağara köylülerinin evlerinin, arazilerinin işgal altında olduğunu, zararın tazmin edilmesini ve geri dönüşlerinin sağlanmasını istemiş. Bir yanıt alamayınca da 19 Mart 2004'te İdil Asliye Ceza Mahkemesi'ne dava açmış.
Dava için İdil'deyken 20 kilometre mesafedeki Mağara'ya gitmek istemiş Keskin. 'Güvenlik sorunu' nedeniyle gitmemesinin daha iyi olduğu söylenmiş kendisine.
Avrupa Parlamentosu nezdindeki girişimlerden tam bir ay sonra 15 Nisan 2004'te İçişleri Bakanlığı İdil Kaymakamlığı aracılığıyla yanıt vermiş Keskin'e.
Kaymakamlığın yazısına göre 1990'ların başında köyde kalan beş-altı ihtiyar artan terör olayları nedeniyle evlerinin kapı ve pencere gibi aksamlarını sattıktan sonra Mağara Köyü'nü harabe bir biçimde bırakıp Avrupa'daki yakınlarının yanına gitmişler. Yazıda ilginç bir noktaya da değiniliyor:
"Mağara Köyü'nü terk eden Yezidiler ile sonradan köye yerleşen geçici köy korucuları arasında beşeri münasebetler de halen devam etmektedir. Nitekim yurtdışında ölen Yezidilerin cenazeleri havayoluyla Mardin'e gönderilmekte olup, Yezidilerin cenazeleri köy muhtarı Selahattin Yıldırım tarafından havaalanından alınmakta ve köy halkınca köydeki Yezidi mezarlığında defnedilmektedir. Cenazenin havaalanından alınmasından defnedilmesine değin olan süreç kamera ile kaydedilerek yurtdışındaki yakınlarına ulaştırılmaktadır."
Ancak, cenaze defnedip görüntülerine göndermek geçici köy korucularının 'bila bedel' yaptığı hizmetler arasında mıdır, yoksa mark ya da avro karşılığı var mıdır, gibi soruların yanıtı yazıda bulunmuyordu.
Ayrıca kaymakamlığın yazısında "İdari yollardan başvurmaları halinde köylerine geri dönmeleri yönünde herhangi bir engelin bulunmadığı" belirtiliyordu.
Bu yazı üzerine de Keskin "Avukat olarak ben köye giremedim. Köylüler nasıl dönecek" diye sormaktan kendini alamıyordu.
İdil Kaymakamlığı'nın bu yanıtından 13 gün sonra Şırnak Valiliği'nden bir yazı daha gelir avukat Keskin'e. "Mağara Köyü ile ilgili iddiaların yargıya intikal ettiği anlaşıldığından, valiliğimizce bu konuda yapılacak bir işlem bulunmamaktadır."
2004'ün Eylül'ünde İdil'de yapılan duruşmadan sonra avukat Eren Keskin yabancı bir televizyon ekibi ile birlikte köye girebilmek için bir hamle daha yapar.
"Yolda ilerlerken önümüzden giden bir sivil araç durarak içinden askerler indi. Sanki eşkıya durdurmuş gibi silahlarını bize çevirerek siper aldılar. Üsteğmen rütbeli bir asker, köye kameralarla giremeyeceğimizi, ayrıca köye gitsek bile kimseyle konuşmamamız gerektiğini söyledi."
Sürpriz gelişme
İşte bu olaydan tam bir ay sonra, bu yılın ekim ayında, hem de dava sürerken bir telefon gelir Keskin'e. Arayan Şırnak Valiliği'nden bir görevlidir ve köyü müvekkilleriyle birlikte teslim alabileceklerini söyler.
Ne olmuştur da Mağara Köyü'nün kapıları Keskin'e ve müvekkillerine açılmıştır?
Bu sorunun yanıtı hâlâ belirsiz ama Mağara Köyü boşaltılır ve 15 Ekim'de kaymakamın, jandarma komutanının, korucubaşının katıldığı törenle eski sahiplerine geri verilir. Şimdi Ezidiler için 10 yıl, 20 yıl ay-
rı kaldıkları topraklarında yeni bir hayat başlamaktadır. Ancak yaşayacak daha sorunları vardır. Bunlardan biri de bu ülkenin yurttaşı oldukları için verilen Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı'nın 'Dini' hanesine yaygın olarak 'X' yazılması ya da bu hanenin boş bırakılması. Nüfus kâğıtlarına 'Ezidi' ya da 'Yezidi' yazdıramıyorlar.
Şimdi Mağara Köyü'ne geri dönen Ezidilerin avukatı Eren Keskin İçişleri Bakanı Aksu'ya bir başvuru yaptı müvekkilleri adına. "Laik olduğunu iddia eden devletlerde, tabii ki asıl olan nüfus cüzdanlarında din hanesinin hiç bulunmamasıdır. Ancak şu anda nüfus cüzdan bilgileri içinde din hanesi bulunduğundan, müvekkillerim kendi dini inançlarının açıkça yazılmasını istemektedirler. Bu konudaki nüfus müdürlüklerine gerekli başvuruları yapmadan önce, sayın bakanlığınızın herhangi bir hukuki engel bulunup bulunmadığı yönünde tarafımızı bilgilendirmenizi talep etmekteyiz."
Bu durumda söylenecek tek bir söz kalıyor; ey AB sen nelere kadirsin, istersen 'X' bile 'Ezidi' olur!