Onu medya yarattı: Cemil Baran

Onu medya yarattı: Cemil Baran
Onu medya yarattı: Cemil Baran

İddialarına en çok Yeni Şafak gazetesinin önem verip manşetlerini ayırdığı Cemil Baran önceki gün ?yargı sürecini etkilemek? suçundan gözaltına alındı. FOTOĞRAF: ALPTEKIN IHKAN / AA

Garipoğlu olayında 'kilit isim' Cemil Baran'ın 'eğlenmek' için uydurduğu iddialar, beşi manşet, 20 habere konu oldu
Haber: MEHMET ÖZDOĞAN / Arşivi

İSTANBUL - 17 yaşında bir çocuk 197 gün nasıl kaçar? Emniyet de, yargı da, devletin üst düzey yetkilileri de, toplum da, basın da bu sorunun şaşkınlığıyla geçirdi son yedi ayı. Münevver Karabulut cinayetinin katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun bulunamadığı her gün Türkiye bu sorularla boğuştu. Basının ‘Cem Garipoğlu’nun nerede olduğuna ve ona kimlerin yardım ettiğine dair ipuçlarını ilk biz bulacağız’ diye kıyasıya yarıştığı bir ortamda, yaklaşık bir buçuk ay önce ‘Cemil Baran’ ortaya çıktı. Gaziantepli yerel bir gazeteci olduğu söylendi. Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili ‘kimsenin bilmediklerini’ bildiğini iddia etti. 

Açıklayın yoksa açıklarım!
Yıllarca bu sürece hazırlanmış gibiydi. Tarihler veriyordu: “7  Eylül’e kadar açıklayın! 30 Eylül’e kadar açıklayın, yoksa hepsini anlatırım.” Sinirli ve aceleci ‘tek cümlelik açıklamalarını’ ortaya atıp, ‘Yine kafaları karıştırdı’ haberlerinin kahramanı oluyordu. Gün aşırı yaptığı yeni açıklamalar, basında onu  bir anda ‘Kilit isim: Cemil Baran’ haline getirdi.  Kim olduğu, nasıl bu kadar çok şey bilebileceği gibi asıl soru işaretleri es geçildi. Konuşuyordu, bu kadarı yeterliydi.
1 Eylül- 2 Ekim arasında yayımlanan ulusal gazetelerin ilk sayfalarında  20’yi aşkın haberde, beş manşette, üç sürmanşette, üç de ikinci manşette Baran vardı. 

Medyatik bir geçmişi var
Aslında Cemil Baran’ın medyaya aşkı, Münevver Karabulut cinayetiyle başlamamıştı. Başbakan Erdoğan’a halı fırlatma, AKP Gaziantep İl Binası’nda 15 kişiyi rehin alma girişimi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü başörtüsü takarak protesto etme gibi ‘yaratıcı’ eylemleri vardı. Karabulut cinayetine de, Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında ‘arabulucu’ olduğunu söyleyerek  dahil oldu. İddiasına göre ‘3 milyon avro helallik’ alışverişinin baş kahramanıydı. Hemen televizyon programlarına çağırıldı.
İlk verdiği tarih 7 Eylül oldu. Yoksa ‘her şeyi’ açıklayacaktı. Hiçbir şey açıklamadı. Basının ilgisi yoğunlaştıkça, Cem Garipoğlu’nun nerede olduğunu açıklamayı da kendine borç bildi. Esas bombasını, ‘Cem Garipoğlu, Ermenistan- Rusya Sınırında yakalandı’ diye patlattı. Yeni Şafak Gazetesi 12 Eylül 2009 tarihli sayısında bu haberi sürmanşetten verdi. Cemil Baran iddia etmiş, yazılmıştı. Ermenistan’ın Rusya’ya sınırı olmadığı kimsenin aklına gelmemişti.
Cemil Baran’ın iddialarının arkası kesilmiyordu. Baran’a göre cinayeti altı kişi işlemişti. Yeni Şafak bu habere de ilk sayfadan yer verdi. Gazetenin 25 Eylül tarihli manşeti yine Cemil Baran’ın iddiasıydı: ‘Cinayeti saniye saniye izlediler!’ Baran’ın iddiasına göre Cem Garipoğlu cinayeti evde bulunan kameraların önünde işlemişti. Görüntülerin ise eve kamera sistemini kuran ve Garipoğlu ailesine ait Alarmnet A.Ş.’nin üst düzey yöneticisi Fatih Garipoğlu tarafından silindiği de yine Baran’ın iddiaları arasındaydı.
Cem Garipoğlu’nun teslim oluşu, Cemil Baran’ı tatmin etmedi. Star Gazetesi 28 Eylül günü, Süreyya Karabulut’un ‘cinayetin arka bahçesini bulun, Ahmetleri açıklayın’ isteğini destekleyen Cemil Baran’ın ‘Ahmetleri’ açıklamasına geniş yer verdi: “Ahmet’lerden birincisi Burgaz Rakı’nın muhasebe sorumlusu Ahmet Kavalcı, ikincisi de bir kurumdan emekli Ahmet Özkoca.” 
Ona göre, Emniyet’te, Adli Tıp’ta hatta Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bile ‘çürük elmalar’ vardı. Her şeyi önceden öğrenmişti. Tutuklanan albayları aslında bir yıl önce mektupla şikâyet etmişti. Baran’ın bu iddiaları da fos çıktı. 

Meğer dolduruşa gelmiş
Baran, önceki gün gözaltına alındı. ‘Yargı sürecini etkileme’ iddiasıyla gece boyunca İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan Baran, önce basının dolduruşuna geldiğini ifade etti. Tutuklanacağını anlayınca da ‘gerçeğe’ döndü. Hayyam Garipoğlu’nu tanımadığını, bildiği her şeyi basından ve Süreyya Karabulut’tan öğrendiğini, basının ilgisinin hoşuna gittiğini söyledi. İddialarındaki tarihleri ‘attığını’ söyleyince gazeteciler kendisine sordu:
“Bu kadar insanı meşgul ediyorsun, yazık değil mi?”
Cemil Baran bu kez cevabıyla kendisini manşetten indirdi:
“Ne yazık günahı abi, eğleniyoruz işte...”