Onun hakkından bana ne?

Onun hakkından bana ne?
Onun hakkından bana ne?
Açık Toplum Vakfı, 'Sizden farklı olanın hakkını ne kadar savunursunuz?' diye sordu. Toplumunher kesiminden aynı ses geldi: Başkasının hakkı, benim de hakkımdır. Elbette savunurum.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Açık Toplum Vakfı, “Sizden farklı birinin hakkını ne kadar savunursunuz?” sorusunu toplumun değişik kesimlerinden akademisyen, yazar ve siyasetçilere sordu. Verilen yanıtlar ‘Başkasının Hakkından Bana Ne?’ isimli 12 dakikalık kısa filmde toplandı. Filmde, İhsan Eliaçık, Tuğrul Türkeş , Zeynep Altıok, Cemal Uşak, Cafer Solgun, Zafer Arapkirli, Hüseyin Ergun gibi isimler ‘kendi ötekileri’ adına konuştu. Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu’ndan Hakan Altınay, çalışmayla ilgili şunları söyledi: “Çok sayıda beklenmedik yanıt aldık, bir ilahiyatçı çıkıp ‘Ben Kürdüm, Alevilerin yanındayım’ dedi. Bir antimilitarist Mustafa Balbay’ın bu kadar içeride kalmasına tepki gösterdi. Toplumsal olarak başkalarının hakkını önemseyebileceğimizi biliyoruz. Bunun vicdani, dini bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Beklenen duruşun yarısını sergiledi, yarısını sergilemedi insanlar.” Çalışmaya katılanlanlara ‘Başkasının Hakkından Bana Ne?’ sorusunu biz de yönelttik.

Cafer Solgun/ Yüzleşme  Derneğİ Başkanı Cafer Solgun, filmdeki konuşmasında, “Hasbelkader Kürdüm, Aleviyim ama başörtülü kardeşlerimizin sorunlarına öteden beri duyarlı davrandım. Daha genel bakınca benim yaklaşımım genel eğilim içinde istisna. Aleviler adeta “Biz çektik, onlar da çeksin” tutumu içine girdiler. Bunun tersi de oldu” diyor. Solgun, Radikal’e de şunları söyledi: “ Türkiye son yıllarda kendine özgü bir yüzleşme süreci yaşıyor. Tabu sayılan konular bu süreçte gündeme gelebildi. Empati kültürü ve ‘öteki’nin ayrımına varmak da bu süreçte gelişti. Kuşkusuz bu birdenbire gelinmiş bir nokta değil. Toplum olarak ağır bedeller ödedik. Örneğin Türkiye’de Ermeni olmak ‘zor’dur, daha genel bir ifadeyle gayrimüslim olmak. ‘Ermeni’ sözcüğü adeta bir küfür ve hakaret sözcüğü olarak kullanıldı uzun yıllar boyunca. Bugün Ermeni meselesi üzerine en azından konuşabilecek bir durumdaysak, hiç kuşkusuz Hrant Dink’i yitirdiğimiz için. Bir başka örnek olarak Aleviler konusunda da benzer bir durum söz konusu. Yıllarca inançları ‘yasaklı’ olan, inanç ve ibadetlerini, memleketlerini gizleyerek yaşamak zorunda kalan Aleviler, bugün sorunlarını, istemlerini yüksek sesle dile getirebiliyor. Ama bu noktanın da evveliyatında katliamlar var, provokasyonlar, ‘derin’ ve ‘kanlı’ senaryolar, oyunlar var... Empati kültürü ve başkasının haklarını savunma duyarlılığı, geçmişe oranla gelişti gelişmesine, ama vurgulamak gerekir ki, halen bu konuda aşılması gerekli sorunlarımız da var. Gerçek bir toplumsal barış ve işleyen, sahici bir demokrasi, ancak bu bilinç ve duyarlılığa sahip demokratik bir toplum olabilmemizle inşa edilebilir. Çünkü demokrasi ve özgürlüğün en temel ölçüsü, başkasının haklarını savunma konusundaki realitede kendisini gösterir...
Cemal Uşak/ Gazetecİ ve  Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı: Uşak, filmde, “Bizlerin mensup olduğu inanç manzumesi rövanşit olmaya manidir. Diyelim ki öteki bize cephe almış biri bile olsa onun hakkını savunmak durumundayız” diyor. Uşak, gazetemize şöyle konuştu: “Ülkemizde, maalesef sıkça telaffuz edilip de içi doldurulmayan kavramlar gibi, empati kavramının da maalesef pek karşılığı yok. Sözü vardır, ama özü yoktur. Halbuki başkasının hakkını savunmak, özü itibariyle kendi hakkımızı savunmaktır. Çünkü her birimiz, yek diğerinin ‘başkası’yız. Jean Paul Sartre ustanın sözünün aksine, ‘öteki bizim cehennemimiz’ değildir; tam tersine cennetimizdir. Eğer inananlar için öte dünyada; inanmayanlar içinse bu dünyada bir cennete kavuşma arzusu içindeyse, bunu inşa edecek olan bizim öteki ile olan ilişkilerimizin insaniliği ve vicdaniliğidir. Bunun turnusol kâğıdı ise, başkasının veya ötekinin hakkını savunmaktır. Bunu da hiç olmazsa, kendi insanlığımıza saygının gereği olarak yapmaktır.
Tuğrul Türkeş/ MHP Genel Başkan Yardımcısı: Vakfın çalışması için yapılan görüşmede, “Kuralların herkes için geçerli olması gerekir. Bir bakanın elbiseme yumurta geldi diye bir öğrenciden davacı olmasını ben hoş karşılamadım. Benim iktidar dönemimde de olsa hoş karşılamazdım” diyen Türkeş’in Radikal’e açıklaması şöyle: “Başkasının hakkına da sahip çıkmak önemli bir duruştur. Ben de bu anlamda başkasının hakkına elbette saygı duyarım. Elbette bu hak şimdiki gibi ülkenin üniter yapısını bölmek isteyen, ülke üzerine çeşitli oyunlar tertip edenlerin hakkını savunmak değildir, onlara müsemma göstermek değildir ama onlarla da bir masa çevresinde konuşabilmek için bir demokrasi kültürü gerekir.”
İhsan Elİaçık/ İlahİyatçı Yazar Eliaçık, filmde, “Eşitlik sağlanıncaya kadar ben Kürtlerin tarafındayım. Hatta bu hak iade edilene kadar Kürdüm. Hak iade edilene kadar Alevi - Sünni tarafında ben Alevi tarafındayım” diye konuşuyor. Eliaçık, şöyle diyor: “İslamın mesajı eşitlik üzerinedir. Kuran-ı Kerim kendinden olmayanı, senin dilinden, dininden olmayanı savunmayı gerektirir. Bunu yapanlar Allah katında makbul olur. Başkasının hakkını gasp eden, kendi hakkından daha önemsiz kabul edenler İslamiyet adına konuşurken, İslamiyeti de doğru anlatmamış olur. Elbette ezilen Kürt’ün, Alevinin de hakkını savunabilmeliyim.”

Mağduriyetler insanlarıartık duyarlı kıldı

Açık Toplum Vakfı’nın www.aciktoplumvakfi.org.tr adresli internet sitesinde 12 dakikalık film izlenebiliyor. Sitede, Açık Toplum Vakfı’nın açıklaması yer alıyor: “Şu an Türkiye’nin aşmakta zorlandığı konuların temelinde yattığına inandığımız ve hepimize belli ölçülerde sirayet etmiş olan ‘kendisi gibi olmayanın haklarını gözetmemek’ bakışını sorguladığımız kısa film çalışmamızı tamamlamış bulunuyoruz. Amacımız, ‘bizden farklı’ olduğuna inandığımız kişi ya da gruplarla bazı talepler veya beklentiler konusunda benzer düşünebilme imkânı üzerine bir egzersiz yapmaktı. Cevaplar kişilerin dini, ekonomik, ideolojik ya da kültürel nedenlere dayanarak ‘kendisinden başka’ olanın da hakkını gözetmekten yana olması noktasında birleşti.” Filmde yer alan bazı görüşler şöyle:
Sivas’ta yaşamını yitiren Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok: “Mağduriyet ve zulüm arttıkça, herkesin bir ucundan kendi canı yanmaya başladıkça, karşısındakine duyduğu empati yükselmeye başladı diye düşünüyorum. Tutuklu gazeteciler, insanlık suçları, zamanaşımı, şike soruşturması, inanılmaz sürelerde sadece iddanamelerle tutuklu bulunan insanlar, öğrenciler, bir puşi için ömründen ömür çalınan insanlar... Birebir bunları yaşamasam bile en sokağa inmeyen, en apolitik insan bile bir yerinden durup da birisine üzülüyor.”
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı buluşması sırasında başörtülü bir kadın: “28 Şubat sürecinde birtakım haklarından feragat etmek zorunda kalan bendim.
O zaman yaşadığım mağduriyet, beni diğer kesimin haklarına karşı daha duyarlı kıldı. O zaman başkalarının hakkında fazla düşünmediğimi fark ettim. Bugün aynı şekilde ana dilde eğitimin ne kadar gerekli olduğu ya da Kürtlerin kimi özgürlük haklarının arkasında durmamızın sebebi de aslında hepimizin ortak talebi.”
Gazeteci Alparslan Akkuş: (şike operasyonu konusunda) “Aynı Fenerbahçeli sosyal ortamda kendi takımı dışında herhangi bir operasyona alkış tutabiliyor. Benzer bir haksızlıkta kendisine gaz sıkana karşı olduğuna alkış tutuyor. Bunun olmaması gerekiyor. Herkes için haktan ve hukuktan yana olursak o ortak akıl ortaya çıkar.”
Gazeteci Zafer Arapkirli: Ben bir Beşiktaş taraftarı olarak bu mağduriyete karşı çıkılması gerektiğini inanıyorum. Ama bu mağduriyete karşı çıkılırken Galatasaraylı ve Trabzonluların böyle bir karşı çıkışta birlikte saf tutmalarını isterdim.”
SODEP Genel Başkanı Hüseyin Ergün: 28 Şubat’ın karşısında durduk. Ben o zaman Yeni Demokrasi Hareketi’nin genel başkanıydım Cem Boyner’den sonra. Ama bugün de insanları tutuklu olarak yargılanmalarının karşısındayız. Ne yapmış olursa olsun Mustafa Balbay’ın 4 sene içeride kalmasının asla ve asla bir gerekçesi olamaz.
Toplum Gönüllüleri Samsun Yaz Kampı’ndan bir genç: Siyasi yapı değişiyor, her şey değişiyor. Onun için benim ne zaman öteki olacağım ve hangi otoriteye göre öteki olacağım belli değil. Her an öteki adam olabilirim. Onun için tüm ötekilerin hakkı benim derdim.