Önyargılar yüzünden 'maskeli' sınıf

Lösemi (kan kaseri) hastası bir çocuk. Sınıfta tek başına oturtulmuş. Kimse onunla konuşmuyor. 4. sınıf öğrencisi başka biri. Okula kayıt yaptırmak istiyor.

DİYARBAKIR - Lösemi (kan kaseri) hastası bir çocuk. Sınıfta tek başına oturtulmuş. Kimse onunla konuşmuyor. 4. sınıf öğrencisi başka biri. Okula kayıt yaptırmak istiyor. İdare, öğrenci ve veliler tedirgin olur gerekçesiyle kabul etmiyor. Sorun Milli Eğitim İl Müdürlüğü'ne gidiyor. Zorla da olsa kayıt yapılıyor.
Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Diyarbakır temsilcisi Nurdan Doğanay, bu örnekleri verdikten sonra "Çocukların taktığı maske onların güvenliği için, hastalığın bulaşıcı olmasından kaynaklanmıyor. Bu konuda artık insanların bilinçlenmesi lazım. Lösemi hastalığı bulaşıcı değil" diyor.
Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 çocuğa lösemi teşhisi konuluyor. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı İsmail Toksöz, ne dünyada ne de Türkiye'de lösemili çocukların özel eğitime muhtaç çocuklar olarak nitelendirilmediğini söylüyor. Toksöz'e göre bu çocuklar hastanede tedavi gördükten sonra normal okullarda eğitimine devam edebilmeli.
LÖSEV'in Diyarbakır şubesi çocukların dışlanmasını önlemenin yolunu bu yıl okula başlayan 14 çocuk için Mesut Yılmaz İlköğretim Okulu'na bağlı 1-L sınıfını açmakta bulmuş. Çocuklara Milli Eğitim Müdürlüğü'nce görevlendirilen öğretmen eğitim veriyor. Çocuklar her sabah servisle sınıfa geliyor ve akşam aynı şekilde evlerine bırakılıyor.
Doğanay uygulamanın bir faydası daha olduğunu belirtiyor: "Lösemi hastası çocukların bünyesi çok zayıf. En küçük bir şeyden bile hasta olabiliyorlar. Onun için çok temiz bir ortamda olmaları ve beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Sınıf sayesinde bünyeleri çok zayıf olan çocukların enfeksiyon kapmaları önleniyor."
Doktorlar kanserde hastanın moralinin çok önemli olduğunu söylüyor. 1/L sınıfı öğrencileri de birbirlerine çok bağlı. Telkinde bulunarak aynı dertten muztarip arkadaşlarına destek veriyorlar.
Anneler de atölyeye
LÖSEV anneleri de unutmamış. Hasta çocuklarıyla gelenlere Meslek Edindirme Atölyesi'nde el sanatları öğretiliyor. Annelerin çalışarak yaptığı ürünler satılıyor. Böylece hem annelere hem LÖSEV'e maddi kaynak sağlanıyor. Atölyeye gelen annelerden Hatice Tuncay şöyle konuşuyor: "Altı yaşındaki kızım sınıfta eğitim görürken, ben de atölyede bir şeyler öğreniyorum. 4.5 aylık bir bebeğim var. Atölyeye onu da getiriyorum. Burası bizim için çok iyi oldu."
Diyarbakır'da geçen yıl açılan LÖSEV Şubesi'ne 70'e yakın çocuk kayıtlı. Bu çocuklara giyim, gıda ve kırtasiye yardımı yapılıyor. Başka birçok kentte olduğu gibi en büyük sorun hematolog (dört yıllık dahiliye eğitimini takiben iki yıl yan ihtisas yapılarak olunan kan hastalıkları uzmanı) olmaması. Bu nedenle çocuklar tedavi için Ankara, Adana veya Şanlıurfa'ya gitmek zorunda kalıyor. Bu da eğitimi aksatıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilisi Toksöz, sağlık değil de önyargılar nedeniyle eğitimi aksayan çocuklar için şunu söylüyor: "Sorun yaşandığında il milli eğitim müdürlükleri vasıtasıyla mutlaka bizi bildirsinler. Sorun yaşanan okulun sınıf öğretmeni gerekirse rehber öğretmenle birlikte aile toplantıları yapmalı. Hastalığın bulaşıcı olmadığını ve yardım edilmesi gerektiğini anlatmalı." (Radikal, dha)