Orta sınıfın cebindeki TV stüdyoları çalıştı

Orta sınıfın cebindeki TV stüdyoları çalıştı
Orta sınıfın cebindeki TV stüdyoları çalıştı
"Akıllı telefonlar hayatı değiştirdi, biliyorduk. Akıllı telefonun orta sınıfın cebine bir TV stüdyosu sığdırdığını gördük. Orta sınıf her gün yediği pastanın fotoğrafını çekmese böyle bir dil kurabilir miydi?"
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Kimine göre vaha, kimine göre belaydı. Tartışılmaz olan ise sosyal medyanın Gezi Direnişi’nin baş aktörlerinden olduğu... Direniş boyunca penguen sansürün, gagasında mini gaz maskesiyle mavi Twitter kuşu ise ifade ve iletişim özgürlüğünün sembolü oldu. Sanatçı Burak Arıkan’ın deyimiyle sosyal medyanın kullanıcıları bazen ‘ofsayta düşürdüğü’ de oldu, alakasız yerlerden ve zamanlardan fotoğraflar dolanıma girip kafa karıştırdı. İletişim çoğunlukla özel Facebook grupları ve e-mail listeleri üzerinden ilerledi. Hatta karşıt görüşlü gruplar Twitter üzerinde örgütlenerek TT (trend konuları) listesinde öne geçme yarışına girdi. Gezi Direnişi’ne destek olan Twitter’cılara yönelik gözaltı dalgası ise olayları bambaşka bir noktaya çekti. Sosyal medyanın direnişi nasıl etkilediğini bilişim uzmanları ve sanatçılardan dinledik... 

'Avatar'lar sokağa indi, gerçek iletişim yaşandı


“Her servis, yeni bir beceri getirdi” 

Koray Löker (Yayıncı):
“Akıllı telefonlar hayatımızı değiştirdi ve bunu zaten biliyorduk. Ama değişimin ölçeğini görmek için Gezi Direnişi gibi bir örneğe de ihtiyacımız varmış. Liderlik koltuğuna, küresel çapta her isyanda üstlendiği rolle çoktan sosyal medya hatta Twitter oturdu. Gezi Direnişi sırasında unutulan, ama aslında sessizce damgasını vuran bir başka sosyal medya uygulamasını da hatırlamak gerekli sanki: Instagram. En popüleri Instagram olan bir dizi uygulamanın yaptığı, sözcükler yerine fotoğraflarla konuşulan bir sosyal medya inşa etmek ... Gezi Direnişi sayesinde akıllı telefonların, orta sınıfın cebine bir TV stüdyosu bile sığdırabildiğini gördük. Sokaklardan yapılan canlı yayınlar, montajsız bir tanıklığı ulaştırarak, başkaca bir söze gerek bırakmadan insanları harekete geçiren unsurlar arasına katıldı. Polis şiddeti yaşandığı duyulan ama görüntü gelmeyen mahallelerin, şehirlerin bu türden teknolojik olanaklara daha uzak olmasından yola çıkarak sosyolojik tespitlere girişildi. Bu konuları tartışırken uygulamalardan ziyade, telefonlara, telefonların üzerindeki merceklere baktık. Oysa kullanılan her servis, her teknoloji yeni alışkanlıklar öğretiyor, yeni beceriler kazandırıyor. Orta sınıf isyan ettiğinde böyle bir görsel dil kurmayı, her gün yediği pastaların fotoğrafını çekmese bu kadar hızlı başarabilir miydi?’’ 


“Kaotik ama içinde bir düzen var’’ 

Burak Arıkan (Sanatçı):
‘‘Haberciliğin olmazsa olmaz iki unsuru hız ve güvenirlilik. Sosyal medyanın 2000’lerin sonuna doğru gerçek zamanlı haber verme açısından gazeteyi ve televizyonu zaten geride bıraktığını gördük. Direniş sürecinde ise ana akım medya kurumlarının ne kadar güvenilmez olduğuna şahit olduk. Sebebi açık. Türkiye ’de tüm ana akım medya topu topu 6 tane holdingin elinde. Sosyal medyada ise haberin güvenirliliği olaya şahit olan kişinin çektiği görüntü ya da anlatımından geçiyor. Ortamın sosyal doğası gereği zaman zaman doğru olmayan, şaka ya da provokasyon haberler çıkabiliyor, bunlar bizi ofsaytta bırakabiliyor ama çok kısa sürede gerçek ortaya çıkıyor. Sosyal medya kaotik ama içinde düzeni olan bir ortam.’’ 

‘‘Twitter yoksa demokrasi de yoktur’’ 

Yaman Akdeniz & Kerem Altıparmak- Bilişim hukukçuları (*):
‘‘Bir kişinin ifade özgürlüğünün sınırlandırılması aynı görüşü ifade etmek isteyen on binlerce kişiyi de etkileyebilir. Özellikle sosyal medya ve Twitter gibi araçlar söz konusu olduğunda bu etkinin çok daha derin olduğu kolaylıkla gözlemlenebilir. İfade özgürlüğü kuramında ‘dalga etkisi’ (‘chilling effect’) olarak bilinen bu durum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin birçok kararında ifade özgürlüğünü ihlal eden bir etken olarak vurgulanmıştır. Söz konusu soruşturmada 24 kişi gözaltına alınmışsa da bu soruşturmanın etkisi bu 24 kişi ile sınırlı kalmamış, on binlerce sosyal medya kullanıcısı soruşturmanın etkisi ile tedirginlik yaşamıştır. İfade özgürlüğünün korunması gereken demokratik bir rejimde böyle bir etki kabul edilemez...Başbakan’ın söylediğinin tersine günümüz dünyasında sosyal medya bir baş belası değil demokrasinin olmazsa olmaz araçlarından biri haline gelmiştir. Yeni dünyada sosyal medya yoksa, Twitter yoksa demokrasi de yoktur.’’ (*) İzmir’deki Twitter gözaltıları üzerine cyber-rights.org.tr adresine yazdıkları yazıdan alıntıdır