Osman Baydemir: Ceylanpınar'da uykusunda katledilen polisler kardeşimizdir

Osman Baydemir: Ceylanpınar'da uykusunda katledilen polisler kardeşimizdir
Osman Baydemir: Ceylanpınar'da uykusunda katledilen polisler kardeşimizdir
TBMM'deki olağanüstü toplantıda konuşan HDP Şanlıurfa milletvekili Osman Baydemir, "Sürecin akamete uğraması ve çakışmaların yeniden başlamasına neden olan bütün saldırıların arka planını açığa çıkaracak bir Meclis Komisyonu oluşturalım" dedi.

RADİKAL - Meclis’te ‘terör’ gündemiyle yapılan olağanüstü oturumda söz alan HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, “Ceylanpınar'da uykusunda katledilen polisler kardeşimizdir” dedi. Baydemir, çatışmaların durmasının Meclis'in elinde olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: "Meclis ‘Evet’ derse vallahi de billahi de bu savaş 48 saat içerisinde durur. Tek bir kardeşimizin hayatını yitirmesini istemiyorsak irade Meclis'tir. Milletin iradesi burada tecelli etti. Her birimiz bu zeminde bu gidişe dur demeliyiz."

Osman Baydemir'in konuşmasından öne çıkan noktalar şöyle:

TBMM’nin 8 Haziran sabahından itibaren Türkiye topluluğunun tüm farklılıklarına sahip olduğu temsil oranından memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Türkiye yeni bir döneme uyandı. Türkiye farklılıklarının bir bütün olarak, siyaset mekanizmasına emretmiş olduğu, "Barışın, ortak paydalarda buluşun ve ret politikaları nihai barışla taçlandırın" mesajı alınmadı ya da gereğinin yerine getirilmemesi için ısrar ediliyor.

Kobani'de insanlığa karşı suç işleyen IŞİD organizasyonunun yarasını sarmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından, Türklerin ve Kürtlerin birlikte yaşayabileceğinin sembolü olan gençler Suruç’ta katledildiler.

'ÇATIŞMASIZLIK ORTAMININ KIYMETİNİ BUGÜN DAHA İYİ ANLIYORUZ'

Tek bir yurttaş evladımızın hayatını yitirmesini istemiyorsak irade burasıdır. Milletin iradesi burada tecelli etmiştir. Gelin hepimiz, bulunduğumuz zeminde sorumluluğumuz gereği bu çatışma pratiğine dur diyelim. Emin olun ki 2013 yılından seçime kadar devam eden çatışmasızlık ortamının kıymetini, ne kadar değerli olduğunu bugün daha iyi idrak edebiliyoruz.

Yapmamız gereken tek şey var. Tek bir canımızın toprağa düşmeyeceği ortak iradeyi yaşama geçirmek. Neden bu sarmal başlatıldı? Cumhuriyet tarihimiz boyunca en büyük siyasi gelişme elbette ki 2013 Nevruz’uyla barış manifestosu ile başlayan süreçtir. O sürecin Ağrı’da seçim atmosferini zehirlemeye çalışan provokasyona kadar devam etmiş süreçte AK Parti iktidarı barışı etkin şekilde yönetemedi. Hükümet bir kez daha 1990’ların, diğer hükümetlerin devlet refleksine geri döndü. Adeta bir milliyetçi dalga yaratarak HDP’yi baraj altı bırakma çabasına  girdi.

'B ve C PLANLARI 8 HAZİRAN’DA YÜRÜRLÜĞE GİRDİ'

"Hükümet kuramazsak B ve C planlarımız var" denilmiş. İşte o planlar 8 Haziran’da yürürlüğe girdi. Tek başına iktidar olma uğruna Türkiye’nin dört bir yanına cenazelerin gitme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bugün bir kez daha barış zeminine geri dönüş şarttır.

Partimize yöneltilen 200’e yakın saldırı eğer etkin şekilde soruşturulsaydı Suruç’taki katliamı Türkiye yaşamamış olacaktı. Savaş isteyenlerin restine rest ile karşılık vermek amacında değiliz. Amacımız ateşe benzin dökmek değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe deklarasyonunu tanımaması... Türkiye'nin Suriye politikası ve Rojava statüsüne 'kırmızı çizgi' diye karşı çıkması, yani Suriye’de barbarlığa karşı mücadele eden kardeşlerimizin komşu olarak tercih edilmemesi barış sürecinin sekteye uğramasına neden olan en önemli argümanlardan olmuştur.

'KARDEŞLİĞİME İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN…'

Her bir saldırı arka plana sahiptir. 8 Haziran sabahından itibaren tek başına iktidar olunmadığı için ülke savaşa çekiliyor. Tek başına iktidar olma uğruna fidanlar toprağa gömülüyor.  İsterseniz kardeşliğime inanın, ister inanmayın; Rabbim şahittir ki bütün dünya iktidarları, bir askerin, bir polisin, bir gerillanın, bir sivilin yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun.

Kinle, öfkeyle yanıt vererek sorunu çözemeyeceğiz. 30 yıllık pratiğimiz de buydu. Bu pratikten yeterince çektiğimiz için 2013’te müzakere masasını kurduk. Bu aşamaya kadar onlarca fedakarlık örneği vardır. Gelin el ele vererek bu toplumun tek ferdinin hayatını yitirmeyeceği bir geleceği inşa edelim.

'CUMHURBAŞKANI'NIN KONUŞMASI BİRLİKTE YAŞAMA SUİKAST GİRİŞİMİ'

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Çin’e gitmeden önce yaptığı konuşma, Davutoğlu’nun bugün yaptığı konuşma birlikte yaşama suikast girişimidir. 

Birbirimizden farklı düşüncelere sahip insanlarız. Benim hitabım biz saygıdeğer vekillerin vicdanınadır. Net bir duruş sahibi olmazsak toprağa düşecek her candan bizlerde mesul olacağız. Gelin kalleşliğin olmamasının önünde biz bariyer oluşturalım.

Bu coğrafya bin yıldır ittifaklarla ayaktaydı. Bugün bu meclis evet derse başta AK Parti Grubu evet derse vallahi bu savaş 48 saat içinde durur. 48 saat içinde tek bir insanın hayatını kaybetmeyeceği zemini yaratırız. Neden 8 Haziran sabahından itibaren bu grubun İmralı Adası’na gitmesine izin vermiyorsunuz. 

Neden kalıcı barışın inşasının önüne bariyer oluşturuyorsunuz. Hepinizin vicdanına çağrımdır.