Osman Yıldırım: Binbaşı Samet Kuşçu'nun durumuna düştüm

Ergenekon Ana Davası'nın 128'inci oturumunda birleştirilen Danıştay Suikasti Davası'nın sanığı Osman Yıldırm çapraz sorgusunda daha önce verdiği ifade ve dilekçelerdeki çelişkilere ilişkin bazı soruları daha önce 'yanıt vermiştim' diyerek cevaplamadı.



Çapraz sorgu esanasında davanın tutuklu sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in avukatı Selin Deviren Tahtabiçen ile Osman Yıldırım arasında zaman zaman tartışma yaşandı. Avukat Selin Deviren Tahtabiçen, Osman Yıldırm’ın el bombalarını Muzaffer Tekin ve Veli Küçük’ten almadığını, Alparslan Arslan’ın el bombaları attıktan sonra Veli Küçük’ün Beşiktaş’taki ofisine gitmediğini ve Osman Yıldırım’ın Muzaffer Tekin ile tanışmadığını iddia etti. Osman Yıldırım da 1957 yılında darbe yapılacağını hükümete bildiren ancak yargılanarak ordudan ihraç edilen binbaşı Samet Kuşçu’nun durumuna düştüğünü söyledi.
Çapraz sorgusuna geçilmeden önce söz alan Osman Yıldırım 127’inci oturumda davanın tutuklu sanığı İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek’in kendisine yalancı diyerek hakaret ettiğini söyledi. Hakarete hakaretle cevap vermek istemediğini ifade eden Osman Yıldırım, "Ne ben kimseye hakaret edeyim. Ne de kimse bana hakaret etsin. Bana hakaret edildiği zaman müdahale etmenizi istiyorum" dedi.

ÇELİŞKİ YOK
Muzaffer Tekin’in avukatı Selin Deviren Tahtabiçen’in sorduğu bazı sorulara Osman Yıldırm’ın cevapları şöyle:
Selin Deviren Tahtabiçen: Daha önceki bir beyanınızda Muzaffer Tekin’i 30 Mart 2007’de tanımadığınızı söylediniz. Burada ise bu tarihte tanıdığınızı ifade ettiniz? Bu iki beyanınız arasındaki çelişkiyi açıklar mısınız? Size cezaevinde bu şekilde ifade vermeniz için baskı mı yapıldı?
Osman Yıldırım: Çelişki yok. Bu soruya daha önce cevap vermiştim. İddianame hazırlanmadan, basına yansımadan önce Alparslan’a sahte itirafçılık yaptırıldıktan sonra konuşmaya başladım.
Selin Deviren Tahtabiçen: Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan ’Domuz Karikatürü’ne ilişkin ilk ifadenizde muhafazakar bir yapıya sahip olduğunuzu, eşinizin de başının kapalı olduğunu söylüyor sunuz? Daha sonra Danıştay suikasti dvasının görüldüğü Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemsi’ne gönderdiğini dilekçe de ise eşinizin baş örtüsü takmadığını ifade ediyorsunuz. İki beyanınız arasındaki çelişkiyi açıklar mısınız? Sizin ailenizin böşörtülü olup olmaması mahkemeyi niye ilgilendirsin?
Osman Yıldırım: Ailemde kimse başörtüsü takmıyor. Danıştay suikasti iddianamesi sipariş üzerine talimatla hazırlandığı, beni radikal kökten dinci ilan ettikleri için benim üzerimden oyun oynandığı için bunları söyleme gereği hissettim. Böyel bir şey yok diyorum. Yaşam şeklim yok diyorum.
Selin Deviren Tahtabiçen: Niye yalan söylediniz?
Mahkeme Bşkanı Köksal Şengün: İki dilekçe arasındaki farkı söylüyor. 5 ayda niçin bu kadar değişik ifade verdiğinizi soruyor?
Osman Yıldırım: Çocuklarım başörtülü değil. Eski eşim başörtülüydü. Orada bir çelişki yok. Hiç tanımadığım şeyh Salih Kunter dini örgüt kurmuş, beni de onun üyesi yapmışlar. Buna nasıl cevap vereceğiz. Bu iftiraya karşı nasıl bir savunma yapacağız.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün: İlk dilekçenizde neden böyle bir yaşam tarzınızın olmadığını yazmadınız?
Osman Yıldırım: İlk dilekçemde ailemin başı kapalı diye bir şey yok. Emniyet ifadem kast ediliyor. Onu da kabul etmiyorum.

KUNTER’İN EVİNE GİTTİ İDDİASI
Selin Deviren Tahtabiçen: İfadenizde Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan el bombalarından sonra Alparslan Arslan’ı Veli Küçük’ün Beşiktaş’taki ofisine götürüdüğünüzü söylüyorsunuz. Oysa baz istasyonu kayıtlarına göre Alparslan Arslan Cumhuriyet Gazetesi’ne el bombaları atıldıktan sonra Şişli Gültepe ve Üsküdar sahilden telefon görüşmeleri yapmış. Bunu açıklar mısınız? Alparslan Arslan’ın Bombalar atılmadan önce veya sonra Gültepe’de Salih Kunter’in evinde olduğundan bilginiz var mıydı?
Osman Yıldırım: Telefonda konuşurken 'Neredesin?’ diye sormadım. Bir arkadaşım bana sorsa sana derdim. Nerede olduğunu sorsam o da benim gibi cevap verirdi. 'Sana ne’ derdi.
Selin Deviren Tahtabiçen: Savcıların bir sorusu üzerine el bombalarını aldığınız günün ertesi günü Cumhuriyet Gazetesi’ne attığınızı söylüyorsunuz. El bombalarını 1 Mayıs’ta aldığınızı belirttiniz. O zaman 2 Mayıs’ta atmış olmanız lazım. Ancak el bombası 5 Mayıs’t atıldı. 2 Mayıs’ta atılan bir el bombası yok.
Osman Yıldırım: Onu bilmiyorum. Ama 5 Mayıs’ta attığım doğru.

AYNI KİŞİ DEĞİL
Selin Deviren Tahtabiçen: Savcının sorusundan sonra aldığım günün ertesi günü attım diyorsunuz. Ertesi günle neyi kast ediyor sunuz?
Osman Yıldırım: Onu cevaplamıştım. Sayın avukat.
Selin Deviren Tahtabiçen: Sizi Ataşehir Migros’un önünden alan Orhan Kadı, kel görünümlü ve laz mıydı?
Osman Yıldırım: Beni almaya gelen araçta gördüğüm kişi ile Ankara’da yakalanan Orhan Kadı aynı kişi değildi. Alparslan Arslan ’Odur’ diyerek yalan söylüyor.
Selin Deviren Tahtabiçen: Ancak o gün Alparsan’a ’yalan söylüyorsun’ demediniz. Şimdi söylüyor sunuz?
Osman Yıldırım: O zaman diyemedim şimdi söylüyorum.
Selin Deviren Tahtabiçen: Bombaları aldığınızı söylediğiniz evdeki Orhan Kadı ile Migros’un önünde gördüğünüz Orhan Kadı aynı kişi midir?
Osman Yıldırım: Ben de karıştırıyorum. Evdeki kişi Orhan Kadı ise beni alan kişi Orhan Kadı ise Ankara’da yakalanan Orhan Kadı aynı kişi değil.
Selin Deviren Tahtabiçen: Sizin el bombalarını 1 Mayıs’ta değil de 4 Mayıs’ta aldığınız, Alparslan Arslan’ın size bombaları eve girmeden evin önünde verdiği anlaşılıyor.
Osman Yıldırım: Nereden biliyorsunuz?
Selin Deviren Tahtabiçen: Kayıtlara dayanarak söylüyorum. Sizden daha somut delilere dayandırıyorum.

EVE GİRMEDİĞİMİ NEREDEN BİLİYORSUNUZ?
Osman Yıldırım: Eve girmediğimi nereden biliyor sunuz? Kayıt mı var?
Selin Deviren Tahtabiçen: Siz girdiğinizi nereden biliyorsunuz. Böyle bir kayıt mı var?
Osman Yıldırım: O zaman bombaları da orada almadım.
Selin Deviren Tahtabiçen: Evet almadınız. Çünkü öyle bir toplantı yok. Bu toplantının olduğunu bir tek siz söylüyorsunuz.
Osman Yıldırım: Yalan mı söylüyorum?
Selin Deviren Tahtabiçen: 4 Mayıs’ta bombaları aldınız. 5 Mayıs’ta attınız böyle mi oldu?
Osman Yıldırım: Siz biraz önce bombaların Ataşehir’de verilmediğini söylediniz.
Selin Deviren Tahtabiçen: Ben size Muzaffer Tekin ve Veli Küçük’ten alınmadığını söyledim.
Osman Yıldırım: Bu soruya yanıt verdim.
Selin Deviren Tahtabiçen: Ankara’da gözaltında iken işkence gördüğünüzü bir beyanınızda ise görmediğinizi söylüyorsunuz. Aradaki çelişkiyi anlatır mısınız?

İŞKENCEYİ NORMAL GÖRDÜM
Osman Yıldırım: Hayatım boyunca kimseden şikayetçi olmadım. Daha önce de alındığımda işkence gördüm. Bunu normal görüyordum.
Selin Deviren Tahtabiçen: Muzaffer Tekin’in adını ilk defa, Ankara 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Cumhuriyet Gazetesi’nin avukatları bahsettikten sonra gündeme getirdiniz. Doğru mu?
Osman Yıldırım: Öyle bir beyanım yok. Hatırlamıyorum.

SİZİ MUAFFER TEKİN İLE GÖREN BİR ALLAHIN KULU YOK
Selin Deviren Tahtabiçen: Muzaffer Tekin’i daha önce tanıdığınıza dair bir deliliniz, şahidiniz var mı?
Osman Yıldırım: O birilerini hatırlayamıyorum. Size şahit mi getireyim?
Selin Deviren Tahtabiçen: Evet
Osman Yıldırım: O şahitleri siz getirin. Ben niye getireyim.
Selin Deviren Tahtabiçen: Bizim şahitlerimiz burada. Sizi birlikte gören bir Allahın kulu yok. Bunu sadece siz söylediniz.