Otopsideki gerçek

'Hayata Dönüş' adı verilen operasyonlar sırasında Ümraniye Cezaevi'nde kafasından vurularak ölen jandarma uzman çavuş Nurettin Kurt'un 'yüksek kinetik enerjili bir silahla' vurulduğu belirlendi.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - 'Hayata Dönüş' adı verilen operasyonlar sırasında Ümraniye Cezaevi'nde kafasından vurularak ölen jandarma uzman çavuş Nurettin Kurt'un 'yüksek kinetik enerjili bir silahla' vurulduğu belirlendi. Uzmanlar, cezaevinde bulunan ve mahkûmlara ait olduğu öne sürülen beş tabancanın bu tür silahlar kapsamına girmediğini söyledi.
Cezaevlerindeki ölüm oruçlarını bitirmek amacıyla 19 Aralık gecesi 20 ayrı cezaevine düzenlenen operasyonlarda 30 mahkûm ile iki asker hayatını kaybetmişti. Ümraniye Cezaevi'nde dört gün süren olaylar sırasında ise yedi mahkûm ile jandarma Nurettin Kurt ölmüştü. Olaydan sonra yetkililerce yapılan açıklamada, teslim ol çağrılarına tutukluların ateşle kaşılık verdiğini, bu ateş sırasında da Nurettin Kurt'un öldüğü belirtilmişti.
Kurt'un İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsisinde ölümün, 'ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu' meydana geldiği belirtilerek şöyle denildi:
Mesafe tayini yapılamadı
"Ölüme yol açan kafa bölgesindeki yaralanmanın, 'yüksek kinetik enerjili bir silah' ile husulünün mümkün olduğu ve müstakilen öldürücü nitelikte bulunduğu, gerek saçlı deride, gerekse kafa kubbe kemiklerinde kayıplar bulunması nedeniyle giriş ve çıkış yaraları tefrik edilemediğinden atış mesafesi tayini yapılamadığı, cesetten mermi çekirdeği elde edilememiştir."
Ancak olayların ardından yapılan aramanın 'olay yeri tespit tutanağı'nda, ateşli silahlar kapsamına giren beş adet tabanca bulunduğu açıklandı. Adli tıp uzmanları tabancaların otopside belirtilen 'yüksek kinetik enerjili silahlar' kapsamına girmediğini kaydederek, "Kinetik enerjisi yüksek silahlar uzun namlulu silahlar, yani tüfeklerdir. Otopsi raporunda özellikle böyle bir şey belirtilmişse atışın tabancayla yapılmadığı belirtilmek istenmiştir. Bu olayda maktulün kafatası parçalanmış. Yakın mesafeden dahi, cezaevinde ele geçirilen tabancalar bu etkiyi yapamaz" dedi. Emniyet Kriminal Şube Müdürlüğü yetkilileri de uzun namlulu silahların bu kapsama girdiğini söyledi.
Savcı imzalamamıştı
10 Ocak 2001'de sona erdiği belirtilen koğuş aramalarının ardından düzenlenen 'olay yeri tespit tutanağı'na imza atan dört askerin dışında, aramalara katılan dönemin cezaevi savcısı Durmuş Yargı, cezaevi müdürü Ramazan Kılıçkaya, iki infaz koruma memurunun
'imzadan imtina ettikleri' notu düşüldü. Cezaevi müdürü Ramazan Kılıçkaya tutanağı neden imzalamadığını hatırlamadığını belirterek, "Gerekçelerimiz olmuştur. Birkaç tutanağı imzalamadım ama hangisini ne nedenle imzalamadığımı hatırlamıyorum" dedi.