Oturmayın o koltuklarda

'İstihbarat vardı'
Hrant Dink cinayetindeki hata, ihmal ve gafların sorumluları hâlâ görevde. İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, 2004'te Dink'i 'daha dikkatli yazması' için uyardı; yanında iki de istihbaratçı vardı. Vali Muammer Güler cinayet sonrası görüşmeyi, "Saldırı istihbaratı vardı, amaç korumaktı" diye izah etti; ama koruma verilmemişti.
Sürekli tehdit
Dink, 301'den yargılanırken, tehditler ayyuka çıktı, ama her aşamada korumasızdı. 'Polis muhbiri' Erhan Tuncel, Trabzon polisine Yasin Hayal'in Dink'i öldürteceğini ihbar etmişti. Bilgi İstanbul'a ve İstihbarat Daire Başkanlığı'na gitti; Daire Başkanı da Tuncel'i muhbir yapan Ramazan Akyürek'ti.
'Herkes görevinde'
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, "Cinayette siyasi boyut ve örgüt yok" dedi; ardından sözlerini düzeltti. Trabzon Valisi'yle Emniyet Müdürü'nü görevlerinden alan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, dün şu açıklamayı yapmakla yetindi: Soruşturma bitene kadar herkes görevinde kalacak.

İSTANBUL - AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinden önce, soruşturma sırasında ve cinayetten sonra ihmal ve gaflar zinciri yaşandı. Daha önce birçok 'vukuatı' bulunan kamu görevlileri Dink cinayetinde de başroldeydi: İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve Trabzon Emniyet Müdürü'yken terfi ettirilerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirilen Ramazan Akyürek. Soruşturma sırasında sadece Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir ve Emniyet Müdürü Reşat Altay görevden alındı.
Vali koruma vermedi
Dink'in öldürülmesine kadar giden süreç şöyle işledi: 2004 Şubatı'nda Hrant Dink'in Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'in Ermeni olduğu iddiasını içeren yazısı AGOS'ta yayımlandı. Kısa bir süre sonra güvenlikten sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, Dink'i valiliğe çağırdı. Dink, valiliğe gittiğinde Güngör'ün yanındaki iki kişi tarafından 'daha dikkatli yazı yazması' konusunda uyarıldı. Cinayetten
iki gün sonra İstanbul Valisi Muammer Güler, Dink'e saldırı olacağı yönünde istihbaratların aktarıldığını, amacın olası saldırıya karşı korumak olduğunu söyledi. Güler'in böyle konuşmasına karşın Dink'e koruma tahsis etmemesi soru işareti yarattı.
Davalarda korunmadı
AGOS gazetesinde yayımlanan başka bir yazısında 'Türklüğe hakaret' ettiği gerekçesiyle yargılanan Hrant Dink, altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargılama sürecinde sürekli tehdit edildi. Susurluk skandalının kilit isimlerinden Veli Küçük de duruşmaları izleyenler ve müdahil olmak isteyenler arasındaydı. Dink'e verilen ceza Yargıtay'ca onandı. Bu davalarla sürekli kamuoyunun gündemine gelen Dink yine korunmuyordu.
İhbar geldi ama...
Dink'e sürekli tehditler gelirken devletin bildiği bir istihbarat vardı. Trabzon polisine Şubat 2006 tarihinde Dink'in suikaste uğrayacağı bilgisi gelmişti. Bilgiyi veren daha önce McDonald's'ın bombalanması olayında bombacı Yasin Hayal'le birlikte gözaltına alınan ve bu tarihten sonra polise muhbirlik yapmaya başlayan Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi Erhan Tuncel'di. Bilgi, İstanbul İstihbarat Şubesi'ne ve İstihbarat Daire Başkanlığı'na bildirildi.
O dönem Trabzon Emniyet Müdürlüğü yapan Ramazan Akyürek daha sonra İstihbarat Daire Başkanı olacaktı.
Ve cinayet geldi
Dink, 19 Ocak 2007 günü saat 15.00'te Şişli'de yürürken üç kurşunla öldürüldü. İhmallerin ardından bu kez gaflar zinciri başladı. Tetikçi Ogün Samast, 20 Ocak 2007'de güvenlik kameralarına takılan görüntülerinin basına dağıtılmasından üç saat sonra Pelitli'de yaşayan babası Ahmet Samast'ın ihbarı üzerine Samsun'da yakalandı. Fotoğrafın cinayetten bir gün sonra basına verilmesi dikkat çekti.
Kahramanlık pozu!
Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulanan azmettirici Yasin Hayal ve tetikçi Ogün Samast'ın verdiği ifade doğrultusunda 22 Ocak 2007 günü Erhan Tuncel Trabzon'da gözaltına alındı. Tuncel'in, ilk olarak suikastin hemen ardından gözaltına alındığı ve sorgulandıktan sonra serbest bırakıldığı öne sürüldü. Bu sırada basına Ogün Samast'ın Türk bayrağı önünde çekilmiş, poster gibi fotoğrafları servis edildi. Arka fonda 'Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez' yazan fotoğrafın Samsun'da çekildiği kesinleşti. Jandarma, olayla ilgisi olmadığını açıklarken polis sessiz kaldı.
Dink'in öldürüleceği istihbaratını 11 ay önce alan İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, "Cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, milliyetçi duygularla cinayeti işlemiş" dedi. İstanbul Valisi Güler'se, olayın soruşturduğunu belirterek yanlışı düzeltmeye çalıştı.
Trabzon Valisi işi çözdü!
Aynı gün Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, cinayetle ilgili "Amatörce işlenmiş bir cinayet. İdeolojik örgüt yok " açıklaması yaptı. Ertesi gün suikasti yaklaşık bir yıl önce polise ihbar eden Erhan Tuncel tutuklandı. Tuncel'in Emniyet, savcılık ve mahkemede susma hakkını kullanması dikkat çekti. Tuncel'in polis muhbiri olduğu bilgisi soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirilmedi.
Tanığı dinleyen yok
Televizyon ve gazetelerde cinayeti gördüğünü söyleyen ve detaylarıyla anlatan T. Y.'nin polis tarafından ifadesinin alınmadığı ortaya çıktı. Polis, 'İkinci tetikçi vardı' diyen T.Y.'ye haber Radikal'de çıktıktan sonra ulaştı. Samast'ın cezaevine girerken yapılan aramasında üç simkart ele geçirildiği iddia edildi. Hiçbir resmi açıklama yapılmadı. İçişleri Bakanlığı, 26 Ocak'ta Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir'i ve Emniyet Müdürü Reşat Altay'ı görevden aldı.
Sayın Bakan orada mısınız?
Bu ihmaller zinciri sürerken İçişleri Bakanlığı koltuğunda Abdülkadir Aksu oturuyordu. Daha önce dört kez İçişleri Bakanı olan Aksu'nun dönemlerinde toplam 16 derin suikast yaşandı. Öldürülenlerden bazıları Prof. Dr. Muammer Aksoy, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin
Emeç, yazar Turan Dursun, MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, rahip Andrea Santoro Danıştay 12. Dairesi yargıcı Mustafa Yücel Özbilgin'di. Bu suikastlerin birçoğu halen çözülemedi.