@ismailsaymaz

Oyuncunun itirafı: Kıbrıs'ta elleri bağlı bir esiri öldürdüm!

Oyuncunun itirafı: Kıbrıs'ta elleri bağlı bir esiri öldürdüm!
Oyuncunun itirafı: Kıbrıs'ta elleri bağlı bir esiri öldürdüm!

Kıbrıs Barış Harekâ-tı?na katılan tiyatrocu Atilla Olgaç, biri esir, 10 kişiyi öldürdüğü-nü anlattı.

Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - “Kılıç karakteriyle senaryo gereği adam öldürdük. Ama bu vatan için ben gerçek hayatta 10 kişiyi vurdum. İlk öldürdüğüm 19 yaşında elleri bağlı bir esirdi...”
Kurtlar Vadisi’nde oynadığı ‘Kılıç’ karakteriyle tanınan, 45 yıllık tiyatro oyuncusu Atilla Olgaç, önceki gün Kanaltürk’te Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel’in sunduğu ‘Orada Neler Oluyor’ programında tüyler ürperten bir itirafta bulundu:
 “Terhisime bir gün kalmıştı. Tam o sırada Kıbrıs Barış Harekâti oldu. Beni Mersin’den Kıbrıs’a gönderdiler. Savaşın en acımasızca ve en kanlı bölümünün sürdüğü temizleme harekatında görev verdiler. Komutana ‘Yapamam, adam öldüremem, ben sanatçıyım’ dedim. ‘Burada sanat bitti. Burası gerçek hayat, savaş. Emir verdim mi öldüreceksin’ dedi. İlk öldürdüğüm çocuk 19 yaşında, esir düşmüş bir askerdi. Silahı yüzüne doğrulttuğumda yüzüme tükürdü. Alnından vurdum, öldü. Daha sonraki çatışmalarda dokuz kişiyi daha öldürdüm. Öldürdükten sonra gidip karargâhta ağlıyor, ertesi gün yine öldürüyordum. Uzun süre psikolojik tedavi gördüm. Bu yüzden hâlâ et yiyemiyorum. Kan göremiyorum. Aklıma öldürdüğüm çocuklar, kokmuş cesetler geliyor.”
Programda, bu ‘anısını’ ilk kez itiraf ettiğini söyleyen Olgaç, “Türkiye’de korkunç bir savaşta bulunmuş, adam öldürmüş, gazilik unvanı almış tek sanatçıyım. Savaş uzun süre mesleğimi de etkiledi. Bugün o komutanın ‘Hep sahnede numaradan mı adam öldüreceksin. Silahı al da, gerçekten öldür. Nasıl oluyormuş’ dediğini hatırlıyorum” dedi.

‘Evet, öldürdüm’
Bu açıklamaları üzerine Radikal’in telefonla ulaştığı Olgaç, Kıbrıs gazisi olduğunu ve “10 Rum askerini öldürdüm” sözünü doğruladı. Ancak hâlâ et yiyemediği, kan göremediğine dair sözlerini düzeltti: “Sözlerim askerliğimin bir ayına özgüydü. Psikolojik tedavi görmedim.” Olgaç, Radikal’i yanıtladı:
Kıbrıs’taki askerliğinize ilişkin çarpıcı açıklamarınız var...
Neresi çarpıcı? Bakın Gazze’de binlerce insan ölüyor. Bunun çarpıcılığı nedir? Adam öldürüyorsun, o da seni öldürüyor. Ama çarpıcılığı nedir biliyor musun? Bir sanatçının bunu yapmış olması ve sanatçıya bu görevin verilmesi.
Size bilinçli mi verildi?
Hayır canım, askerdim ben, normal asker. Emir komuta zincirinde yapılan şeyler. Bayağı savaşıyorsun.
Esir düşmüş, 19 yaşında bir askeri vurmuşsunuz. “Alnından vurdum” demişsiniz. Doğru mu?
Doğru, evet.
Esir askeri neden öldürdünüz?
Biz esir almadık onu. Adamlar yani Rumlar onu bağlamışlar kaçmasın diye... Havan topuna zincirlemişler hatta. Bizim komutan, ‘Bunu konuşturun’ dedi, konuşmadı. Suratımıza tükürdü. Tükürünce komutan “Öldürün” dedi, yürüdü gitti. O görevi de ben yapmak zorunda kaldım.
Komutanınız kimdi?
Hatırlamıyorum.
 Rutin bir iş miydi elleri bağlı birisine silah sıkılması...
Sana hakaret edene ne yapacaksın, savaş... Onu alıp götürecek halimiz yok. Bunun dışında bir sürü esir alındı, öldürülmedi. Takas yapıldı.
Böyle esir alınıp öldürülenler var mıydı başka?
Onu bilemem, 40 bin kişiydik orada. Ben sadece başımdan geçen küçücük bir olayı anlattım.
Dokuz ölüm çatışmada mı?
Savaş bitti, temizlik harekatına başladık. Bubi tuzakları vardı, çeşitli şeyler vardı. Gerilla savaşı yapıldı. Çatır çatır, aynı filmlerde gördüğünüz gibi.. Bir yerler alındı, basıldı. Onlar tuzak yapmışlar. Bu arada tuzaklarda ölen arkadaşlarımız oldu. O aralarda çeşitli insanlar öldü.
Bu dokuz kişiyi de siz mi öldürdünüz?
Öyle tahmin ediyorum. 25 sene geçmiş aradan... Hayal meyal, bir on kişi öldürdük, öyle hatırlıyorum.
Hiç yaralandınız mı?
Miğferimi deldi geçti. Saçımdaki üç teli de aldı. Bir milim aşağıdan gitseydi, şu anda yoktum.  
Nasıl hissediyordunuz?
Valla o zaman hiçbir şey hissetmiyorsun. Çünkü insanlıktan çıkıyorsun. Savaş iyi bir şey değil. İnsan olduğunu unutuyorsun. Hepimiz orada kötü durumdaydık. Hepimiz ölüyorduk. Ölene de öldürülene de ağlıyorduk. Çünkü ben sanatçıyım.
Özellikle bu esir asker, sizin psikolojinizde yer edindi galiba.
Etti tabi. İlkti çünkü.
Hâlâ tesirleri sürüyor mu?
Konuşurken anı olarak geçip gidiyor. Şu saatten sonra öyle şeylerle yaşarsak hayatı idame ettiremeyiz.
Hâlâ et yiyemiyormuşsunuz
Hayır, o ilk aydı. O dönem için geçerli. Çünkü cesetler kokmuş, ortalıkta duruyordu. Kimse temizlemiyordu. Kokmuş ceset, şişmiş 70 derece sıcakta... Korkunç bir şey.
Kıbrıs’a bugünden bakınca ne düşünüyorsunuz?
Üzülüyorum. Kıbrıs kanayan bir yara olarak devam ediyor. Siyasiler bunu halledemiyorlar bir türlü. Biz de boşuna savaşmış olduk.
Hangi bakımdan boşuna?
Kıbrıs’ı koz olarak kullanıyor insanlar. Biz istila etmişiz de, şunu yapmışız da, bunu yapmışız da... Oysa biz Türklerin hayatını kurtarmak ve Kıbrıs’ı korumak adına yaptık bu harekâtı.