Özel yetkili savcıların 'hata' kotası doldu

Hükümetteki bir kesim, son MİT kriziyle özel yetkili savcıların tartışmalı icraatlar bakımından 'kotalarını' doldurduğu kanısında
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Hükümet içindeki bir kesim, MİT krizinden sonra özel yetkili mahkeme ve savcılık sistemini değiştirmeyi tartışıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasından sonra olayın sıcaklığı ile özel yetkili savcılık sistemini lağvedecek taslak bile hazırlandı. Ancak Ergenekon, Balyoz, KCK gibi büyük davaların zarar göreceği düşünülerek ‘şimdilik’ rafa kaldırılan çalışmanın gündeme gelmesi an meselesi. Hükümetin önemli bir ismi Radikal’e yaptığı açıklamada, şu aşamada ‘özel’ yetkilerin kaynağı olan 250’nci maddenin değişmeyeceğini söylerken şunları ekledi: ”Savcıların tek bir hata şansı kaldı. Yeni bir yetki gaspı olur, kamu vicdanı zedelenirse bu mahkemeler meşruiyetlerini kaybederler. Biz de halkın tepkisine kulağımızı tıkamayız. Zaten demokratik bir ülkede ‘özel yetki’ olmaz. Bu mahkemelerin hangi şartlarda kurulduğu belli.”
AK Parti, özel yetkili mahkemeler ve savcıların, Ergenekon sürecinde demokrasiye büyük katkıları bulunduğunu ve Türkiye’nin ‘arınmasında’ pay sahibi olduğunu düşünüyor. Buna karşın savcıların bazı uygulamalarının sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da sıkıntı doğurduğu görüşü de var. Özellikle Ergenekon sürecine destek veren Avrupa’daki demokrat çevrelerin, AK Parti’ye ‘kuşkulu’ bakmasında savcıların bazı kararlarının etkin olduğu düşünülüyor. 

5 ciddi hata yaptılar
Özel yetkili savcılarla ilgili hükümetin rahatsız olduğu olayları aynı isim şöyle açıkladı: ”Kanser hastası olan Türkân Saylan’ın evinin aranması, gazeteci Nedim Şener, Ahmet Şık’ın tutuklanması daha da önemlisi henüz yayımlanmamış kitaptan dolayı yayınevi ve gazeteye baskın yapılması, KCK Operasyonları’nda Prof.Dr.Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu’nun tutuklanması, Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması ve son olarak da MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Oslo Süreci’ne katılan MİT’çilerin ifadeye çağrılması”. Hükümet çevrelerinde, Saylan ile Şık-Nedim Şener ve Büşra Ersanlı-Ragıp Zarakolu tutuklamalarının dünyada, İlker Başbuğ ve Hakan Fidan kararlarının da içerde sıkıntı doğurduğu görüşü yüksek sesle dile getiriliyor.
Ankara kulislerinde, özel yetkili mahkeme ve savcıların geleceğine ilişkin farklı senaryolar söyleniyor. Bu sistemin sürekli olmayacağı bilinse de ömrünün ne kadar olacağına ilişkin farklı görüşler var. 

Son kriz süreyi daralttı
AK Parti, MİT krizi öncesi Ergenekon, Balyoz davalarının sonuçlanmasıyla birlikte özel yetkilerin kaldırılacağını düşünüyordu. Son kriz ve yaşanan gerilimin bu süreyi kısaltabileceği görülüyor. İlk planda radikal bir kararla mahkemelerin lağvedilmesi beklenmiyor. Ancak, 250 ve 251’inci maddelerde yapılacak rötuşlarla savcıların yetkileri ve ‘katalog suçlar’ın kapsamı daraltılabilir.

1- Saylan’ın evinin aranması
Nisan 2009’da Ergenekon operasyonu kapsamında Türkân Saylan’ın evinde arama yapıldı. Özellikle o günlerde kanser tedavisi gören ve kamuoyunda sosyal projelere yaptığı katkılarla tanınan Saylan’ın evinin aranması kamuoyunda büyük tepki çekti.

2- Basılmamış kitaba operasyon
Odatv operasyonu çerçevesinde gazeteci Ahmet Şık’ın henüz basılmamış olan ‘İmamın Ordusu’ adlı kitabın world belgesi hali örgüt delili sayılarak Şık’ın tutuklanması, kitabın da yasaklanması yine kamuoyunda tepki çekti ve yoğun tartışmalara yol açtı.

3-  Zarakolu ve Ersanlı vakası
KCK operasyonu kapsamında BDP Siyaset Akademisi’nde gönüllü olarak ders veren Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile yayıncı ve yazar Ragıp Zarakolu’nun gözaltına alınıp tutuklanması da yine tartışılan olaylardan birisiydi. Tutuklamalar dünyada da yankı uyandırdı.

4- Başbuğ’un tutuklanması
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘İnternet Andıcı’ soruşturması kapsamında tutuklanması ve hazırlanan iddianamede Başbuğ’un TSK içine sızmış üst düzey örgüt yöneticisi olarak suçlanması da savcıları bir kez daha hedef tahtasına koydu.

5- MİT’çilere KCK suçlaması
Özel yetkili savcıların tartışılan son icraatı KCK soruşturmasına MİT’i de katması oldu. Oslo’da PKK yöneticileri ile yapılan görüşmeleri suç sayan savcıların MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırması adeta bardağı taşıran son damla oldu.