Özgecan cinayeti 'idam' tartışması başlattı

Özgecan cinayeti 'idam' tartışması başlattı
Özgecan cinayeti 'idam' tartışması başlattı
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın vahşice katledilmesi 'idam' tartışması başlattı. AKP'li bakan ve milletvekilleri idam cezasının yeniden getirilmesini isterken, Özgecan Aslan'ın öldürülmesiyle idam cezasının tekrar gündeme getirilmesine karşı çıkan İHD ise idamın gündeme getirilmesini AKP manipülasyonu olarak yorumladı. Eski TÜSİAD Başkanı Boyner de "Sıkışınca idam hangi hukuk anlayışına uyar" dedi.

RADİKAL-Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesi üzerine yükselen tepkiler 'idam' tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Ağırlıklı olarak Ak Partililer idamın tartışılabileceği ve hatta yeniden ceza yasasına konulabileceğini dile getirdiler. Özgecan Aslan'ın öldürülmesine tepik gösteren Ekonomi Bakanı Zeybekçi "İdam cezasını geri getirmemiz gerekiyor" derken, Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da kadına karşı şiddete ve vahşete dayalı öldürmelerde idam cezası yeniden tartışılması gerekir" diyerek Meclis Başkanı'nı göreve çağırdı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop ise 'vahşi cinayetler için' idam cezasının geri getirilebileceğini ve bunun yeni anayasada yer alabileceğini dile getirdi. 
Eski TÜSİAD Başkanı Ümit Nazlı Boyner, herkesi itidale davet ederken, CHP 'li Hüseyin Aygün  de "İdamın da hadım cezasının da ülkemize ve çağımıza yakışmadığını düşünüyorum" dedi.

İdam cezası olan ülkelerde tecavüz yok mu?






İdam cezası olan ülkelerde tecavüz yok mu?


İDAM YENİ ANAYASANIN KONUSU OLABİLİR

Özgecan Aslan cinayeti sonrası konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop idam cezasının yeni anayasanın konusu olabileceğini söyledi. Bursa'da katıldığı 'Türkiye'de Anayasalar ve Siyaset' konferansında, Özgecan Aslan ve ona benzer kurbanların katillerinin idam edilmesi gerektiğini söyleyen AK Parti Genel Merkez Seçim İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Şentop şunları söyledi: Ben şahsen kasten adam öldüren katillerin cezalandırılması için idam cezasının olmasından yanayım. Şahsi görüşüm olarak bunu söylüyorum. Hata ile öldürmeler olabilir, o ayrı. Bunlarda idam cezası olmaz. Ama hunharca, vahşice adam öldürmelerde idam cezasının olması lazım. Tabii hukuken bu mümkün olur mu? Bunun izahı uzun. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ek protokolleri var, ve o protokollerin birinde idam cezasının olmamasına dair bir hüküm vardı. Onu imzaladı Türkiye. Buna bağlı olarak idam cezası anayasada vardı, Türkiye onu da anayasadan çıkardı. Bir uluslararası sözleşme var. Ama dünyada birçok ülkede de idam cezası var. ABD ve bazı eyaletlerinde idam cezası var.”
Türkiye’de idam cezasının kötü bir geçmişinin olduğunu hatırlatan Şentop, Türkiye’de geçmişte idam cezasının fikir suçları ve siyaset suçlarına uygulanmasından dolayı idam cezasına "antipatik bir yaklaşımın" olduğunu söyledi. İdam cezasının sadece kasten, vahşice öldürmelerde katil için uygulanacak bir ceza olacağını ifade eden Şentop, “Cezaların caydırıcılığı da önemli. Masum, güzel bir kızı bu şekilde bir muameleye tabi tutan insanın, buna insan demek bile zor tabii, bu insanın en ağır cezayla cezalandırılması gerekir. Burada bir konuyu yeniden değerlendirmesi gerekir Türkiye’nin. Bu yeni anayasanın yeni bir konusu olabilir” diye konuştu.




'İDAMI GERİ GETİRMEMİZ GEREKİYOR'
Özgecan Aslan'ın öldürülmesine tepik gösteren Ekonomi Bakanı Zeybekçi "idam cezasını geri getirmemiz gerekiyor" dedi. Twitter hesabından açıklama yapan Bakan Zeybekçi "Özgecan Aslan gibi insanlığın katledildiği cinayetler için idam cezasını getirmeyi hassasiyetle tartışmamız ve getirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

KOMİSYON BAŞKANINDAN İDAM TEKLİFİ


Adalet Komisyonu Başkanı AKP'li Ahmet İyimaya yaptığı yazılı açıklamada kadına karşı şiddete ve vahşete dayalı öldürmelerde idam cezası ile ölümle sonuçlanmayan cinsel şiddette niteliğe göre süreli veya sürekli olarak erkeklik gücünü yok etme cezası seçeneklerinin yeniden tartışılması gerektiğini söyledi. Meclis Başkanı Çiçek'e de çağrıda bulunan İyimaya şunları söyledi: Özgecan Aslan'ın muhatap olduğu cinsel şiddet ve vahşice öldürülmesi, insanlığa düşülmüş ağır bir lekedir. Hukukun mümkün kıldığı en katı cezayı katile tatbik etmek; bizleri sorumluluktan kurtarmaz. Ağır travmalardan ders çıkarmak ve sistemi buna göre düzeltmek; vicdanın, aklın ve bilimin gereğidir. Bu tür cezalara, yasama organının af veya benzeri azaltıcı yasalarla müdahalesini önleyecek çekirdek Anayasa normlarını üretmeliyiz. (Aksi takdirde cezalar, çoğu kez ödüle dönüşmektedir). En başta yaşama hakkı olmak üzere, temel hakları koruma misyonu uhdesinde bulunan Büyük Meclisin değerli Başkanına, iş bu misyondan kaynaklanan görev düşmektedir: Partiler, Başkanımız tarafından bu gündemle ziyaret edilerek, toplumun güvenini tazeleyecek ve caydırıcı hukuku yürürlüğe koyacak kısa süreli ve sınırlı bir norm çalışmasının sağlanmasının uygun olacağını düşünmekteyim. Yasama iktidarı, daha çok bu günler için vardır."


İHD: ÖLÜM CEZASI TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDEN ÇIKMIŞTIR 

Özgecan Aslan'ın öldürülmesiyle idam cezasının tekrar gündeme getirilmesine İnsan Hakları Derneği karşı çıktı. İHD yaptığı açıklamada "Bu menfur olay üzerinden ölüm cezasının tekrardan gündeme getirilmesini AKP manipülasyonu olarak değerlendiriyoruz" denildi.
İHD'den yapılan açıklamada idam cezasının Türkiye'nin gündeminden düştüğü vurgulanarak şunlar dile getirildi: "Türkiye, ölüm cezasını başta anayasa olmak üzere mevzuatından çıkartmıştır. Bunun yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne(AİHS) ek 6 ve 13 nolu ölüm cezasının kaldırılmasına dair protokoller ile BM Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası sözleşmesine ek ölüm cezasının kaldırılmasını amaçlayan 2 nolu İhtiyari Protokolü de onaylayarak yürürlüğe koymuştur. BM ve Avrupa Konsey’inin insan hakları sisteminin en temel protokollerini onaylayan bu ülkenin bu protokollerden geri dönmesi demek, insan hakları sisteminin dışına çıkmak ve uluslararası alana kötü örnek durumuna düşmek demektir. Böylesi bir gelişme Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerini hızlandıracak ve AKP iktidarının istediği polis devletinin inşasında önemli bir basamak olacaktır." 
 

'KADINA ŞİDDET ARTTI'


İHD verilerine göre 2014 yılında Türkiye’de erkeklerin saldırısı sonucu 294 kadın öldürüldü, 458 kadın yaralandı ve 142 kadın taciz ve tecavüze uğradığı dile getirilen açıklamaya şiyle devam edildi: "Türkiye’de her gün ortalama 4-5 kadın saldırıya uğramakta bu kadınlardan 1 veya 2’si yaşamını yitirmektedir. AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddetin artmasının sosyal sonuçları ortada dururken, iktidar sözcülerinin bu sorunla baş etmek yerine sorunun yarattığı sonuçlar üzerinden ölüm cezasını gündeme getirmeleri sorumsuzluk örneği olduğu gibi kafalarındaki anti demokratik dünya görüşünü de açığa vurmaktadır. Her şeye rağmen şu unutulmamalıdır ki Türkiye’de insan hakları ve demokrasi, barış, emek ve özgürlük mücadelesi yürütenlerin büyük emeği ile kaldırılmış bulunan ölüm cezasının tekrar geri getirilemeyeceğini bir kez daha vurgulamak isteriz." 
  

'SIKIŞINCA İDAM HANGİ HUKUK ANLAYIŞINA UYAR'

Sanatçılardan siyasilere pekçok kişi bir ağızdan idamı savunurken eski TÜSİAD Başkanı Ümit Nazlı Boyner, herkesi itidale davet etti. Hukukun temelinin eğitim olduğunu savunan Boyner, idam cezasının hukuk anlayışına uymadığını savundu. Boyner, sosyal medya hesabından "Vahşeti doğuran zihniyet bataklığı kurutulmadan sadece cezalarla sorun çözülmez. Sayın yönetcilerimiz, sıkışınca idam hangi hukuk anlayışına uyuyor. Yapmayın..." diye yazdı.


  

'İDAM ÇAĞA UYGUN DEĞİL'

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün de idam etmeyi veya hadım etmeyi doğru bulmadığını belirterek, "İdamın da hadım cezasının da ülkemize ve çağımıza yakışmadığını düşünüyorum" dedi.

POPÜLİST BİR YAKLAŞIMDIR 

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da 'idam' tartışmalarına katıldı ve "Bu popülist bir yaklaşımdır" dedi.Feyzioğlu şöyle devam etti: ”Tamamen popülist bir yaklaşım. Tamamen bir şekilde yatıştırmak, ‘ben iyi şeyler yapıyorum bak mücadele ediyorum’ demek için göstermelik bir yaklaşım. Bir kere ağırlaştırılan cezaların Özgecan’ın katili vahşilere uygulanması zaten mümkün değil. Çünkü cezalar geriye yürümez. Ağırlaştırılan bir kanun hükmü geriye yürümez. Onun ötesinde idam cezalarının suçları caydırmadığı zaten bilimsel bir gerçek. Kaldı ki bu benzeri suçlara idam getiriyoruz diye en sonunda geleceğimiz yer siyasi suçlara da idam getirelim olacak. Eğer Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında idam cezası olsaydı belki çoktan pek çok yurtsever sahte delillerle idam edilmiş olurdu. Duygusal yaklaşmak değil akılcı yaklaşmamız lazım. Özgecan’ın katillerini hiçbir indirim almadan en ağır cezaya çarptırılmasının Türkiye Barolar Birliği olarak, Mersin Barosu olarak ve tüm barolar olarak takipçisiyiz. Hapisten çürüyene kadar çıkmayacaklar. Ama bu vesileyle Türkiye’ye idamı da getirtelim ve idam cezası eliyle muhalifleri bastıralım noktasına gelir bu. Kaldı ki adalete yargının tarafsız, bağımsız olmadığı algısıyla güvenin yüzde onlara düştüğü bir Türkiye’de idam cezası isteniyorsa adalete güvenirim diyebilir misiniz? Geri dönüşü olmayan cezaların, kalıcı bir hadım cezasının bu çerçevede çağdaşlıkla ilgisi yok. Özgecanlar olmasın diyorsak bir fiskeden itibaren erkek şiddetine dur diyecek eğitimi ve tedbirleri almak zorundayız. Bu tedbirler daha bebek doğduğundan itibaren başlar. Öyle, ‘kızı erkeği ayıralım ana okulundan itibaren birbirine karıştırmayalım’ sadece ve sadece şiddeti körükler. Kadına cinsel bir obje olarak yaklaşılması, kız çocuklarına cinsel bir obje olarak yaklaşılması sadece şiddeti körükler. Bizim şiddeti kökünden kazımamız gerekir.”