Özgecan'ın annesi: Ne olur iki üç yıl yatıp çıkmasınlar

Özgecan'ın annesi: Ne olur iki üç yıl yatıp çıkmasınlar
Özgecan'ın annesi: Ne olur iki üç yıl yatıp çıkmasınlar
Tarsus'ta katledilen üniversite öğrencisi Özgecan'ın annesi Songül Aslan'ın en büyük korkusu yavrusunun katillerinin hak ettikleri cezayı almaması. Taziye için arayan Davutoğlu'ndan bir tek şey istiyor: Adalet

RADİKAL – Türkiye , iki gündür Özgecan Aslan cinayetinin şokunu yaşıyor. Arkadaşıyla yemek yedikten sonra evine dönmek için bindiği, toplu taşımacılık yapan midibüste kaçırılan, cinsel saldırıya uğrayan v e buna direnirken katledilen Özgecan’ın başına gelenler tam anlamıyla infiale yol açtı. Özgecan’a uygulanan vahşetin yanı sıra yıllardır artış gösteren kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet vakalarına da tepki gösteren binlerce kadın ve erkek dün sokaklara çıktı. Ancak korkunç olayın en büyük acıyı, genç kadının anne ve babasına yaşattığına şüphe yok.

Anne Songül Aslan, genç yavrusunu dün elleriyle toprağa vermenin büyük acısını yaşadı. Songül Aslan, cenaze töreninden sonra Milliyet gazetesinden Burcu Karakaş’a konuştu.

Özgecan için kadın- erkek birlikte gıyabi cenaze namazı kıldı

Burcu Karakaş’ın haberi şöyle:

Evladının tırnağına zarar gelse dünyayı yakacakken, onun yakıldığı haberini alan anne babaya ne denir? O dakikadan sonra başsağlığı ya da sabır dilense ne olur? Tarsus’ta evine dönerken tecavüz edilip katledilen Özgecan Aslan için evinin önüne kurulan taziye çadırındayız. Anne Songül Aslan bir kenarda oturuyor. Bir şey sorulmasına gerek yok, kendiliğinden anlatıyor:

“Çantasında biber gazı olduğunu biliyordum. Üç tane adam kapıyı kilitlemiş, nasıl çıkarsın çantasından? Babası almıştı iki kızıma da. Üniversiteye gidiyorlar ya, başlarına bir şey gelirse sıksınlar diye...”

Baba Mehmet Aslan, taziye çadırında yok. Rahatsızlanınca hastaneye kaldırılmış. Biz konuşurken, bir telefon çalıyor. Arayan, Başbakan Ahmet Davutoğlu. Songül Hanım, bir kez de Başbakan’a anlatıyor:

‘BÖYLE KADER OLMAZ OLSUN’
“En ağır cezayı... Öyle iki üç yıl yatıp da çıkmasınlar. Benim kızım dürüst, sağlam, okuluna gidip evine gelen bir kızdı. Saf temiz bir kız. Adalet, evet...” Telefon kapatılınca gözleri yerde, dili döndüğünce konuşuyor: “En kısa zamanda geleceğim diyor. Benim kızıma yapılan hakaret gibi diyor. En ağır cezayı alacaklar diyor. Yüzünden belli resimlerinden, çok saf temiz bir kız diyor. Allahından bulsunlar, nasıl kıydınız... Aklıma geldikçe deli oluyorum. Küçücük kız, küçücük... Allah nasıl dert verdi. Nasıl kader... Böyle kader olmaz olsun.”

Başbakan’dan biraz önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aramış aileyi. Songül Hanım, kızına tecavüz edip onu katleden adamların hak ettikleri cezayı almamalarından çok korkuyor. Doğma büyüme Mersinli olan Özgecan, 1995 yılında dünyaya gelmiş. Doğum günü, 22 Ekim. Genç kız, üniversitede psikoloji bölümüne isteyerek girmiş. Annesi Songül Hanım çalıştığı kargo şirketinden geçen sene emekli olmuş. Çağ Üniversitesi’ne yüzde 50 bursla giren kızının okul masraflarını karşılayabilmek için yeniden işe başlamış:

‘ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN’
“Sevdiğim meslekte başarılı olmak istiyorum dedi. ‘Tamam kızım, ben çalışır okuturum seni’ dedim. Emekli maaşını okuluna yatırıyorum, aldığım parayla da evi geçindiriyorum. Çocuklarıma adadım kendimi, okusunlar da benim gibi olmasınlar istedim. ‘Otelde iş bulayım sana destek olayım. Yazın Kıbrıs’ta iş bulacağım’ dedi. Bunların hiçbirini hak etmedi o. Allahım, ne biçim acı...” Geçtiğimiz günlerde saçını boyatmak istemiş Özgecan. “Bir deneyeyim, içimde kalmasın anne” diyerek saçını kızıla boyamış. Songül Hanım’ın artık takati yok. Biz kalkarken ettiği son cümleyle bir kez daha içimiz yanıyor: “Allah seni bağışlasın.”

Türkiye, Özgecan için ayağa kalktı


Erdoğan ve Davutoğlu'ndan Özgecan'ın ailesine taziye telefonu


Özgecan'ın cenaze töreninden fotoğraflar