Özgecan'ın babası: Ünlü bir psikolog olmak isterdi, sanırım oldu

Özgecan'ın babası: Ünlü bir psikolog olmak isterdi, sanırım oldu
Özgecan'ın babası: Ünlü bir psikolog olmak isterdi, sanırım oldu
Mersin'de eve gitmek için bindiği minibüste öldürülüp dereye atılan 20 yaşındaki Özgecan Aslan'ın babası Mehmet Aslan, Özgecan'ın dünyanın en ünlü psikoloğu olmak istediğini belirterek, "Sanırım bir şekilde de; böyle bir şekilde de olsa, oldu gibime geliyor" dedi.

RADİKAL - Özgecan Aslan'ın acılı babası Mehmet Aslan'la görüşen Cumhuriyet gazetesinden Esra Açıkgöz'ün haberi şöyle:

Mersin’e ulaşmak için bindiğim minibüs saat 00.00’da yola çıkıyor, başta tek kadınım, sonra iki kadın daha biniyor. Yola devam ederken kafamda bir korku yok aslında. Sabah ilk Özgür Çocuk Parkı’na yollanıyorum. Mersin muhabirimiz Abidin Yağmur’la buluşup Özgecan’ın evine gideceğiz, taziyeye. Kafamda bir pus, öfke; katliama dönüşen kadın cinayetlerinin ancak görülebildiğine sevineyim mi, kızayım mı, bilemediğim bir his; toplumsal ikiyüzlüğümüzü şeklinde sorular…

Mersin'de Özgecan için büyük yürüyüş

Parka varıyorum. Beklerken kaldırıma yanaşan arabadan seslenen bir adam uyandırıyor beni düşüncelerimden, “Burada yaşlı bir kadın var mıydı” diyor duyulur duyulmaz bir sesle. Yaklaşıyorum daha iyi duymak için; fal bakan bir yaşlı kadını arıyor. Arabadan uzaklaşıp kaldırıma dönmeye yeltenirken genç bir kadın geliyor yanıma koştura koştura, “Sakın” diyor tez canlı bir sesle, “Sakın, arabadan bir şey soranlara yanıt verme. Bizim bir arkadaşımızı arabaya çekmeye çalıştılar kurtardık.” Ses tonundan, koşturarak yanıma gelmesinden belli, benim için gerçekten korkmuş. Üniversite öğrencisi olduğunu, Özgecan’ın başına gelenleri düşününce artık hep tetikte olacağını söylüyor. Kendine dikkat et, telkininde bulunup vedalaşıyor. Mersin’de kadınların yüzündeki acının yanına düşen endişe ve öfkeyi bu konuşmadan sonra fark ediyorum.

Özgecan’ın evindeyiz. Susmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Babaannesi, teyzesi, arkadaşlarının doldurduğu odada, derin suskunluğa asılı kalmış yüzlerin arasından, annesini bulup yanına gidiyorum. Aslında boş bir çabadayım, ne konuşulanı dinliyor Songül Aslan, ne başsağlıklarını alıyor. Suçluların değişen ifadelerini de, insanların idam geri gelsin çığlıklarını da kendinden uzak tutuyor. Yüzüme bakıp, kafasını iki yana sallıyor sadece. İçine kaçmış. Sanki başsağlıklarını almasa kâbusu atlatacak. İki gün önce hastaneye kaldırıldığını öğreniyorum. Ne söylesem, acısını arttıracak. Bir oda dolusu insan, sessizliğini paylaşıyoruz. Gün boyu tanıdık bir doktor eşlik ediyor onlara.
Penguen kadına şiddeti böyle anlattı

Özgecan, Çağ Üniversitesi’nden önce başka üniversite kazanıyor, ancak ille de psikoloji istediği için sabrediyor bir sene daha. Bu anlatı Songül Aslan’ı dile getiriyor: “İnsanlara yardımcı olmak istiyordu çünkü”. Aslında dünyanın en ünlü psikoloğu olmanın peşindeymiş Özgecan. “Sanırım bir şekilde de; böyle bir şekilde de olsa, oldu gibime geliyor” diyor babası Mehmet Aslan, “Yaşasaydı, ben inanıyorum ki, gerçekten, içindeki sevgiyi bütün dünyaya akıtacaktı. Yine böyle bir etki olacaktı… Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi, düşünce karanlığına ışık tutanlara anlatmaya başlıyor bu isteğini babası Mehmet Aslan, “Bir insanın düşüncesini aydınlatmak o insanın tüm dünyasını değiştirir. Hatta bütün dünyayı değiştirebilir. Allah kime ne kader yazmış, o bilinmiyor.
Kimin hangi görevle geldiği de belli değil. Kızım, geldi, görevini yaptı, gitti. Her insan bu dünyaya bir armağanla gelirmiş, bırakır gidermiş. Güzel kızımın dünyaya bıraktığı hediye çok güzel oldu.”

Özgecan'ın katil zanlısının eşi konuştu: Evlendiğim güne lanet olsun