Özgür kıtada iki loş bölge

Özgür kıtada iki loş bölge
Özgür kıtada iki loş bölge

Türkiye, raporda basının kısmen özgür olduğu ülkeler arasında yer aldı.

Amerikan 'Freedom House'a göre basının en özgür olduğu kıta, Avrupa... Avrupa'nın 'kötü'leriyse medya imparatoru Berlusconi'nin İtalya'sı ve Türkiye
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA/WASHINGTON - ABD’de Freedom House (Özgürlük Evi) adlı sivil toplum kuruluşunun yayımladığı 2009 Basın Özgürlüğü raporunda Türkiye, basının ‘kısmen özgür’ olduğu ülkeler arasında yer aldı.  

KAYGI VERİCİ BİR DÜNYA: Washington’daki Basın Müzesi’nde kamuoyuna açıklanan rapor, 2009’da da basın özgürlüğü açısından ‘kaygı verici’ gelişmeler yaşandığını ortaya koydu. Özgürlük Evi’ne göre dünya nüfusunun sadece yüzde 17’si basının tamamen özgür olduğu ülkelerde yaşıyor. 64 ülkede basın özgürlüğü yok, 61 ülkede ‘kısmen özgür’ bir basın, 70 ülkedeyse özgür basın bulunuyor. 

ÖZGÜR KITA AVRUPA: Basın özgürlüğü açısından en iyi puana sahip üç ülke, İzlanda, Finlandiya ve Norveç. Dünyanın en özgür kıtası Avrupa. Avrupa’daki 25 ülkeden 23’ü özgür basına sahip. Avrupa’nın kötüleri ise İtalya ve Türkiye: Avrupa kıtasında kısmen özgür basına sahip iki ülke var: İtalya ve Türkiye. İtalya, medya patronu olan Silvio Berlusconi’nin iktidara dönmesi ve gazetecilere hakaret davaları açılması nedeniyle 2009 yılında ‘kısmen özgür’ sınıfına geriledi. ‘Kısmi iyileşmesine’ rağmen Türkiye, basın özgürlüğünde Arnavutluk, Komor Adaları ve Tanzanya’yla 101’inci sırayı paylaşıyor.

EN KÖTÜLER: Basın özgürlüğü açısından en sorunlu ülkeler Kuzey Kore, Türkmenistan, Burma, Libya, Eritre, Küba, Özbekistan,  Beyaz Rusya. 

‘TÜRKİYE’DEN ENDİŞELİYİZ’: Raporun yazarlarından Özgürlük Evi uzmanı Karin Deutch Karlekar Türkiye konusunda özetle şöyle dedi:
“Türkiye’deki basın özgürlüğüne ilişkin birtakım endişelerimiz var. Örneğin, TCK 301, basına ve yazarlara yönelik baskı gibi konulardaki kaygımız sürüyor. Son birkaç yıl içinde hükümet yetkililerinin basına yönelik olumsuz tutumlarının arttığını görüyoruz. Bazı medya kuruluşlarına uygulanan yasal ya da ekonomik baskılar da var. Türk medyasının bazı medya gruplarının tekelinde olduğunu biliyoruz. Kimi zaman hükümetle bazı medya grupları arasında konuların kişiselleştiğini de görüyoruz. Bu da resmi bir baskıya benziyor.”

TGC’DEN AÇIKLAMA: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü dolayısıyla yaptığı açıklamada gazetecilere yöneltilen haksız suçlamaların, hedef göstermelerin ve boykot çağrılarının son bir yıla damgasını vuran olumsuz girişimler olduğu belirtildi. Basın özgürlüğünün ‘gerçekleri öğrenme haklarını’ kullanabilmeleri açısından halk için vazgeçilmezliği vurgulandı.