Özkaya: MİT, Çakıcı serbest kalsın istedi

'Makamımda konuşalım'
Hakkı Süha Şen ile yemekteyken, MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun da katılıp Çakıcı'yla ilgili soru sorduğunu söyleyen Özkaya şöyle devam etti:
'Bunları büromda konuşalım' dedim. Geldi ve bir devlet sırrını açıkladı.
Devlet sırrı, sır kaldı
Sırrın ne olduğunu söylemeyen Özkaya, "Çakıcı'nın dışarı gitmesini de, cezaevine girmesini de istemiyorlardı. Kozinoğlu 'Bunda bilgiler var, almak istiyoruz. Davanın süreci ne olabilir' gibi sorular sordu" dedi.
'MİT'i uzaklaştırmak istedim'
Özkaya, sonra müteahhit Şen'i, dolayısıyla MİT'i bilgilendirdiğini anlatırken, amacının 'MİT'i Yargıtay'dan çıkarmak olduğunu' söyledi. Başkan, maddi çıkar iddiaları için de "Altın ev olsa almam" diye konuştu.

ANKARA - Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, Alaattin Çakıcı skandalıyla ilgili MİT'i suçladı. Bütün telefon kayıtlarının açıklanması çağrısı yapan Özkaya, dün Anadolu Ajansı'nın sorularını yanıtladı:
Birinci Başkanlık Kurulu'nun, Neşter-2 soruşturması kapsamında, sekiz Yargıtay üyesi hakkında verdiği karar öncesi, sizin müteahhit Hakkı Süha Şen'le görüşerek savcılığa verdiği ifade hakkında bilgi aldığınız ve telefon görüşmelerinden haberiniz olduğu ileri sürülüyor.
Bu müteahhidin Çakıcı'yla ilgisi olduğunu bilsem, böyle bir kişiye bulaşmamak için bu ilişkiye derhal son verirdim. Şen bana, 'Benim uzaktan yakından ilişkim olmadığı halde Kaşif bey başıma bu işi açtı' dedi. Yargıtay'ın 'haklarında dinleme izni alınmamış kişiler telefon dinlemeye takıldığında dinleme kayıtlarının delil olamayacağı' kararı öncesinde Şen'den savcılığa verdiği ifade hakkında bilgi aldığım, telefon görüşmelerinden haberim olduğu doğru değil.
Yerel savcı benim hakkımda tahkikat yapamaz. Ben niye sorayım? Savcı belki ona bazı sorular sormuş olabilir. O beni ilgilendirmez. Birinci Başkanlık Kurulu, rastgele, etkiyle, benim dahi etkimle karar verecek bir kurul değil. Koskoca bir Yargıtay Başkanı, 'Efendim benim hakkımda ne soruldu?' diye soracak. Benim hakkımda tahkikat olamaz ki. Müteahhide sorulan sorular da beni enterese etmez. Benim hiç kimsenin ifadesinden haberim yok. Benim hakkımda bir şey olamaz ki ben bunu niye merak edeyim.
Kozinoğlu'nu görüşmeye siz mi davet ettiniz?
Şen'le nisan ayında buluştuğumuz yemeğe Kozinoğlu da katıldı ve bana, 'Efendim size yargıyla ilgili, Çakıcı'yla ilgili bir dosya hakkında bir soru sorabilir miyim?' dedi. Aklımda yargının bu Çakıcı dosyasına bulaştırılarak normal seyrinin dışında bir işlem mi olabilir diye şüphe uyandı. 'Bunlar burada konuşulacak zemin değil. Bir gün randevu alırsınız, makamımda görüşürüz' diyerek Kozinoğlu'nu davet ettim.
Aradan 10 gün geçti. Dairedeyken müteahhit yanıma geldi. Bir ara telefonu çaldı. 'Efendim Kaşif bey başkanıma saygılarımı arz edeyim diyor' dedi. Bana telefonu verdi. 'Ne var, ne yok' dedim. 'Efendim ziyaretinize gelebilir miyim?' dedi. 'Şimdi sekreterden sormam lazım, müsait miyim, değil miyim?' dedim. Öğleden sonra bir saat verildi. Ekibiyle geldi.
Çakıcı'nın Yargıtay 1. Ceza Dairesi'ndeki davası hakkında ne zaman bilgi verdiniz? Karardan önce mi, sonra mı?
Kozinoğlu'yla görüşmem istişariydi. Sorduğumda, bana, 'Resmen geldim, müsteşarımın izniyle geldim. Haberi var. İsterseniz açayım, konuşayım' dedi. Kozinoğlu bana bir devlet sırrı verdi. Bunu açıklamayı mahsurlu görüyorum. Çakıcı'nın dışarı gitmesini istemiyorlar, cezaevine girmesini de istemiyorlar.
Kozinoğlu, 'Bana bir, bir buçuk ay lazım, tam temas halindeyiz. Bunda bilgiler var, bunları almak istiyoruz. Bu davanın süreci ne olabilir? Dava bitince bu bağın kopma ihtimali var. Eğer yakın tarihte karar verilirse, bunun hukuki prosedürü ne olur?' gibi sorular sordu. Çakıcı kararını bana gelen günlük basın özetlerinden öğrendim. Ben o tarihe kadar dosyanın hangi dairede olduğunu bilmiyorum. MİT'in ilgilendiğini gördüğüm için basından dikkatimi çekti.
'Neden MİT bununla ilgileniyor' dedim. Bana verilen bilgiler doğru mu, yanlış mı diye kafamda istifam (kuşku) belirdi. 15-20 gün sonra karar yazıldı. Bu tarihten önce karar Çakıcı'nın avukatlarına açıklandı. Karar yazılana kadar dosyayla ilgim ve bilgim olmadı. Karar yazıldıktan sonra mahiyetini öğrenmek için istedim. MİT'i ilgilendiren, bana anlatılanla ilgisi yok. Adi bir terör suçu. Şen'i, dolayısıyla MİT'i bilgilendirdim. Böylece Yargıtay içinden MİT'i çıkarmayı amaçladım. MİT'in dosyayla ilgisi kesilsin, artık kurcalanmasın istedim. Açıklamalarım, bilinen şeyleri MİT'e hatırlatmaktan, MİT'e, 'Şu dosyanın içinden artık çıkın' demekten ibaret. MİT bana, Çakıcı'yı koruma, yardım etme değil, kendi görevini yapma çabası içinde bir görünüm verdi. Eğer ben davet etseydim, Atasagun'u davet ederdim. Muhatabım odur. MİT'le ne işim olur ki mensubunu çağırayım?
Milas'ta, Çakıcı'yla bağlantılı olduğu öne sürülen bazı kişilerle görüştünüz mü?
Bazen Milas'a gidip evin tadilatı için malzeme seçtim. Niko denilen kişi, müteahhidin şoförü. Müteahhit dediğim adam da benim işimi gören kişi. Bu bağlantı kuruyor oradakilerle. Bir malzeme seçimi söz konusu, o da onların tanıdıkları varmış Mehmet denilen kişi. Görsem tanımam. Gittik pazarlığını yaptık 4.5 milyara. Bundan ibaret bu Milas zirvesi.
Müteahhide yapılan son iki ödemenin, müteahhidin sorgulanmasının ardından yapılmasının anlamlı olduğu şeklinde yorumlar yapılıyor. Ödemeler nasıl yapıldı?
Kardeşimden bile para istemeyip bankadan kredi çektim. Müteahhit bana ev yapacak, ben de bunun altında kalacağım. Ben o evi hiç yaptırmam. O evi altın olarak yapıp verseler tenezzül etmem.