Pamuk bu kez 'evinde' ödül aldı

Fahri doktora unvanı

Boğaziçi Üniversitesi, Nobel Ödüllü Orhan Pamuk'a 'fahri doktor' unvanı verdi. 40 yıl 7 ay önce ödülü aldığı salonda yabancı dil sınavına girdiğini anlatan Pamuk, "Burası benim evimdir. İnsanın kendi evinde ödüllendirilmesi, onurlandırılması kadar mutluluk verici bir şey olamaz" dedi

İSTANBUL - "İnsanın kendi evinde ödüllendirilmesi, onurlandırılması kadar mutluluk verici, güzel bir şey olamaz," dün Boğaziçi Üniversitesi'nde kürsüye çıkan Orhan Pamuk, bu cümleyi tekrar tekrar, özellikle vurgulayarak söyledi. Nobelli yazar cüppesini, bundan 40 yıl yedi ay önce hazırlık sınıfı öğrencisi olarak seviye tespit sınavına girdiği salonda 'Albert Long Hall'da giydi. (Bebek'teki kampüs 1971 yılnda Boğaziçi Üniversitesi'ne devredilinceye kadar yaklaşık 100 yıl boyunca Robert Kolej olarak hizmet vermişti.)
Dün Albert Long Hall'u dolduran davetliler arasında, yazarın annesi Şekure Basman ve ağabeyi Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Şevket Pamuk da vardı.
Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nüket Esen ve Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Ayşe Soysal'ın konuşmalarının ardından sahneye çıkan Pamuk'a Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Oğuz cüppesini giydirdi. Pamuk, "Çok büyük bir şeref duydum, çok mutluyum, burası benim evimdir, bana doktora vermek için buradan daha uygun bir yer olamaz" diye başladığı konuşmasını "İstanbul'da yaşadığım hayatın, edebi hayatın şereflendirildiğini düşünüyorum. Ülkem ve parçası olduğum Türk edebiyatı için de çok önemli bir gün" diye sürdürdü.
Robert Kolej mezunu yazar, bundan tam 40 yıl yedi ay önce hazırlık sınıfı öğrencisi olarak geldiği okulda, şimdi törenin yapıldığı salona alınıp seviye sınavına girdiğini, 'Boğaziçi' geleneği olan bir aileden gelmesinin ötesinde, okulun özgür ortamında hem sosyalleşip kulüp etkinliklerine katıldığını hem de kütüphanenin rafları arasında gezinerek kendi dünyasına çekilebildiğini, bunun kişiliğinin oluşmasında büyük etkisinin bulunduğunu anlattı.
Pamuk, "Kitaplarımın bu kadar sevilmesinin ve okunmasının nedenini kitaplara olan çocuksu bağlılığımla açıklayabiliyorum. Her zaman kitaplarla düştüm, kitaplarla kalktım. Kitapların korkulacak ya da imrenilmesi gereken kutsal şeyler değil anlaşılması gereken şeyler olduğunu burada öğrendim" dedikten sonra sözü edebiyata getirdi:
"Edebiyat, yalnızca bir hikâyeler toplamı değildir. Kendi hakkında, dünyanın neresinde olduğumuz hakkında, hayatımızın anlamı hakkında derin bir şekilde düşünmek için çok önemli bir araçtır. Kitaplarımı yazarken bir cemaate, bir takıma, bir gruba burada görülen İstanbul'un temsil ettiği kültüre ait olduğumu her zaman hissettim."
Sempozyum sürüyor
Pamuk, konuşmasını biraz sonra başlayacak sempozyumda ele alınacak konuları çağrıştırır biçimde, 'içimizdeki çocuk ve özgür düşünce' üzerine sözlerle tamamladı: "Toplumları özgürlüğe, barışa, esenliğe çıkaran özgür düşünce, içimizdeki sorumluluk duygusu ve içimizdeki sorumsuz yaratıcı çocuğu muhafaza etmekle mümkündür."
Törenin ardından herkese açık olan, ağırlıklı olarak Boğaziçi öğrencilerinin katıldığı Orhan Pamuk Sempozyumu'na geçildi. Edhem Eldem'in yönettiği ilk oturumda Murat Gülsoy, Sibel Irzık ve Danimarkalı Türkolog Bernt Brendemoen konuştular. Murat Gülsoy, tebliğinde 'çocuksu oyun' duygusunun Orhan Pamuk'ta diğer yazarlardan farklı olarak, bir motivasyon olmanın ötesine geçtiğini ve yapıtların kendisine dönüştüğünü anlattı. Sibel Irzık, Pamuk'un romanlarındaki siyasi içeriği ele alırken Bernt Brendemoen 'kimlik' meselesini anlattı. Brendemoen'e göre Pamuk'un yapıtlarında 'saf bir kimlik arayışı'nın imkânsızlığı vurgulanıyor.
Sempozyum, Olcay Akyıldız, Erol Köroğlu, Özlem Öğüt, Fatih Özgüven ve Jale Parla'nın tebliğleriyle devam etti. Orhan Pamuk sempozyumu bugün de saat 09.30'da başlayıp 18.00'e kadar sürecek. (Kültür Sanat)