'Pansumanla yaşatmak mümkün değil'

'Pansumanla yaşatmak mümkün değil'
'Pansumanla yaşatmak mümkün değil'
Anadilde eğitim meselesi sorulunca Anadolu'nun Ubıhçaya mezar olduğunu anlatan Jıneps gazetesinden Yaşar Güven, Çerkeslerin şimdiye kadar evlerinde anadillerini yaşatmaya çalıştığını söylüyor.
Haber: AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Anadilde eğitim ve demokratikleşme paketini Çerkesler adına Jıneps gazetesinden Yaşar Güven’e sorduk. Güven’e göre adımlar tutuk, süreç yetersiz.
Demokratikleşme paketini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Demokrasi emekliyordu Türkiye ’de, emeklemeye devam ediyor. Elbette ki demokrasi bir süreç meselesi. Türkiye ise sürecin henüz ‘abece’sinde. 90 yıllık cumhuriyet tarihi diyoruz. Bunun 79 yılında demokrasi fakirliği yaşadık; yetmedi, sistemin doğal sonuçları olan askeri cuntaları yaşadık. Son 11 yıldır da –ki 90 yılın içinde 11 yıl önemsiz bir zaman dilimi olarak değerlendirilemez- tek parti iktidarında fakirliği yaşamaya devam ediyoruz. Demokratik adımların ortaklaştırılması ve bunun için en geniş kesimin söz söylemesi, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerekirken bir grup elit “sandıktan biz çıktık” diyerek kararlar alıyor ve üstelik bunu bağış olarak sunuyor. Bunca yıl demokratikleşiyormuş gibi yaptılar, bu oyuna devam ediyorlar. Düşüncenin özgürce ifade edilmesi ve örgütlenmesinin önündeki her tür engelin ortadan kaldırılması, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bunun için öncelikle Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Kanunu düzenlemeleri, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerekir. Şiddet ve nefret dışında düşüncenin özgürce ifadesinin engeli olamaz. Seçim ve partiler yasalarını demokratikleştirip, temsilde adaleti ve halkın kendi vekillerini seçmesini-denetlemesini sağlamak, doğrudan demokrasinin önündeki engelleri kaldırmak yerine, istikrar gerekçesi ile parti ve lider sultasını sürdürmek nasıl açıklanabilir? Tek seçicinin parti lideri olduğu bir yapıda demokrasi nasıl gerçekleşir? Partide olmayan demokrasi ülkeye nasıl yansır? Üstelik; demokratikleşme paketi açıklanacak, bir kısım gazeteler davet edilmiyor. Soru sorulmasına izin verilmeyecek olmasına karşın. Bu ne nefrettir? Üstelik nefret suçunu arttırmayı demokratikleşme olarak sunarken. Neyse, X yasak kapsamından çıktı. Çerkesler Kiril alfabesini kullanırken özgür artık!
Etnik kimlikler açısından çeşitliliği sağlayan adımlar atıldı mı?
Kimliklerin eşitliği ve kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ve örgütleyebilecekleri düzenlemeler demokratik adımlardır. Konuya dair her tür asimilasyonun ve ayrımcılığın sona erdirilmesi, kimliklere yönelik nefret suçlarının çok net ifade edilmesi başat önemdedir. Yapıldı mı böyle düzenlemeler? Ama, ...mış gibi yapıldı. Kimlik ve inanç üzerinden bakarsak; Süryaniler açısından hukuksal garabet örneği denebilecek bir durumun sonlandırılması dışında ne yapıldı? Üniversite adı değiştirmek mi? Yıllar önce Anayasa Mahkemesi kararı ile uygulanagelen seçimlerde anadille propaganda mı? Üç harfin yasak kapsamından çıkarılması mı?
Anadilde eğitim konusunda bir ilerleme sağlanabilecek mi? Çerkeslerin anadilde eğitim konusunda talepleri neler?
Anadilleri konusunda da eşitlik belirleyicidir. Kaç kişinin dili kullandığından bağımsız bir durumdur bu. Ve bilimsel gerçekler eğitimde kullanılmayan dillerin zaman içinde yitip gideceği gerçeğini bize anlatmaktadır. Anadillerin ülke eğitim sistemi içinde öğrenilmesinin sağlanması ve eğitim dili olarak kullanılabilmesi gereklidir. AKP anlayışı ise açıktır; Başbakan ve Anayasa Komisyonları Başkanı düzeyinde, anadilde eğitimi parçalanma nedeni olarak görmektedirler. Yıllardır anlatılan masal, dünya örnekleri göz ardı edilerek yeniden anlatılmakta ve üstelik Türkçenin yanı sıra Kürtçe düzenlemelerin yeterli görüleceği mesajları da verilmektedir. Ki sadece Kürtçe üzerinden yapılacak düzenlemeler, anadil sorununu çözmek değil yeniden üretilmek demektir. Bir lütuf olarak sunulmuş olan seçmeli ders konusundaki baraj ve benzeri engellerin, halkların talepleri de dikkate alınarak düzenlenmesi gerekir. Birçok ülke uygulamasında olduğu gibi yerel inisiyatiflerle düzenlemeler yapılması gerekliliği de konunun bir diğer yanıdır.
Çerkesler anadilde eğitimi şimdiye kadar nasıl sağladılar, dil sürekliliği nasıl gerçekleştirildi?
Çerkesler anadillerini evinde öğrendi, eğer konuşuluyorsa o da. Birçok anadilin Anadolu coğrafyasında hızla yitip gittiği biliniyor. UNESCO araştırmaları Çerkes dillerinin tehlike sınırında olduğunu gösteriyor. Çerkes dillerinden Ubıhçaya mezar olan Anadolu’nun başka dillere mezar olmaması için uğraş vermeye devam etmek gerek. Evin dışındaki tek öğrenilebilecek alan derneklerde yapılan dil eğitimi çalışmaları olabildi. Yukarıda da belirttiğim gibi eğitimin içinde kullanılmayan dilin yitirilmesi tehlikesi her zaman vardır. Eğitim-Sen’in yaptığı araştırmalar bunu göstermektedir. Pansuman tedavileri ile dilleri yaşatmak mümkün değil.
Bir okul kurulması gündeme gelebilir mi? Gelirse koşulları nelerdir?
Anadil eğitimi ve anadilde eğitimin özel okullar üzerinden değil kamu üzerinden yapılması esas olmalı. Anadilleri, kapitalist sistemin yarattığı özel okulların inisiyatifine bırakmak, arz-talep ve kâr anlayışının egemen olduğu sistemin insafına bırakmak olur ki kabul edilemez.

İlk adımlar Osmanlı’da atıldı


Osmanlı’ya Çerkeslerin gelişi sırasında diğer azınlıklar gibi bir okul açmaları gündeme gelmiş miydi?
Çerkesler, Cumhuriyet döneminde son yıllara kadar yapamadıklarını Osmanlı döneminde yapabildiler. Çerkes adı ile dernek kurdular ve anadilleri ile eğitim yaptıkları okul açtılar. 1908’de Meşrutiyet’in ilan edilmesi sonrası Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti kuruldu. 1911-14 yılları arasında Ğuaze (Kılavuz-Rehber) adında Osmanlıca-Adıgece bir gazete yayımladı, Adıgece ve Abazaca alfabe çalışmaları yaptı. Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti, 1919 yılında kuruldu. Cemiyet, 1920’de Beşiktaş Akaretler’de ‘Çerkes Numune Mektebi’ni açtı. İlk ve ortaokul olarak 6 sınıflı özel bir okuldu. Ayrıca bir anasınıfı da vardı. Okul birçok ilke imza attı. Osmanlı döneminde ilk kez kız ve erkek öğrenciler bir arada eğitim görüyordu, ilk kez Latin alfabesi kullanılmıştı.