@hakki_ozdal

Paris cinayetleri: İki yılda tek adım yol alınamadı

Paris cinayetleri: İki yılda tek adım yol alınamadı
Paris cinayetleri: İki yılda tek adım yol alınamadı

İki yıl önce Paris'te öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez

Bugün Charlie Hebdo dergisindeki katliamla tüm dünyanın gündemine giren Paris'te, 9 Ocak 2013'te bir başka 'katliam' yaşanmış ve 3 Kürt kadın siyasetçi öldürülmüştü. Bu cinayetlerle ilgili büyük belirsizlik devam ediyor.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Fransa’nın başkenti Paris’te çarşamba günü yaşanan katliam tüm dünyayı sarstı. İki yıl önce, Kürt siyaseti içinde yer alan 3 kadının katledildiği bir başka trajedi de yine Paris’te yaşanmıştı. 9 Ocak 2013 günü, Paris’teki ‘Kürdistan Enformasyon Bürosu’na gelen bir kişi, içeride bulunan Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i, planlı şekilde, başlarından vurarak öldürdü. Üç kadının katledildiği odada bir çatışmanın, hatta bir arbedenin bile izi yoktu. PKK kurucularından Sakine Cansız, aynı gün çıkacağı bir yolculuk için hazırlamakta olduğu bavulun başında otururken kurşunlara hedef olmuştu örneğin…

La Fayette sokağındaki 147 numaralı binada öğleden sonra işlenen cinayetler ancak gece yarısı öğrenilebildi. Kürt toplumunda derin bir sarsıntı ve öfkeye yol açtı. Kısa sürede yakalanan tetikçinin, saldırıdan sadece 15 ay önce, Paris’teki bir Kürt derneğine üye olarak Fransa’daki ‘Kürt diasporası’na sızmış olması endişe de yaratmıştı. Avrupa’nın pek çok ülkesinde, Kürtlere, Türklere, katılmak isteyen herkese açık bu tür politik dernekler ve bu derneklerin binlerce üyesi vardı… Çok sayıda başka tetikçinin, bu dernekler aracılığıyla yasal Kürt siyasetinin önemli simalarının yakınına kadar sızdığı iddiaları yankı uyandırıyordu.

Üç Kürt kadın siyasetçinin, son derece iyi planlanmış bir cinayetle öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçti. İki yıl, özellikle Fransa gibi, güçlü istihbarata sahip ülkelerde bir cinayetin tüm yönleriyle açığa çıkarılması, en azından soruşturmada yol alınması için yeterince uzun bir süre. Ancak, cinayetin hemen sonrasında, infazların tetikçisi olduğu suçlamasıyla gözaltına alınan ve kendisi de suçu üstlenen Ömer Güney isimli bir zanlı dışında bu olayla ilişkisi açığa çıkarılmış bir kişi ya da kurum yok… Bu durum, sadece cinayete ilişkin ‘sır perdesi’ni kalınlaştırmakla kalmıyor; 3 kadının öldürülmesinin olası ‘barış süreci’ni de hedefleyen uluslararası bir komplo olduğu yönündeki teorilere de zemin kazandırıyor.

HDP CİNAYETLERLE İLGİLİ NE AÇIKLAYACAK?
İlk günden itibaren cinayetlerin takipçisi olan HDP/ BDP yönetimi de ‘cinayetlerin aydınlatılamamasıyla işlenmesi arasında ilişki olduğunu’ düşünüyor. Kürt siyasetçiler iki yıldır, cinayetin işlenmesi değilse de ‘örtbas edilmesinde’ Fransa ve Türkiye devletlerinin ortak tutumda olduğunu söylüyor. Aynı zamanda bir hukukçu olan HDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, konuyla ilgili sorumuz üzerine, bugün 13.00’te yapacakları basın açıklaması nedeniyle kapsamlı bir açıklama yapamayacağını söylüyor ama o toplantıda önemli bazı bulguları açıklayacaklarını da kabul ediyor.


İKİ YILDIR CEVAPSIZ SORULAR
PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in Paris’te öldürülmelerinin üzerinden iki yıl sonra bu cinayetlerle ilgili olarak ‘varılan’ nokta ve halen aydınlatılmamış bazı sorular şöyle…

- Cinayetler 9 Ocak 2013’te işlenmişti. Bu tarih, “Habur krizi” ve “Oslo sızıntısı” sonrası akamete uğrayan müzakere sürecinin yeniden başladığının ilan edildiği 3 Ocak 2013’ün hemen sonrasına denk geliyor. Bu tarihsel yakınlık, Paris’teki kıyımın, Kürt-Türk savaşındaki olası bir ‘yumuşama’ sürecini hedef almış olabileceği yorumlarına yol açmıştı.

- Aradan geçen iki yıla ve soruşturmalarda hiçbir ilerleme kaydedilememesine rağmen ne Fransa’dan ne de Türkiye’den tatmin edici açıklamalar gelmiyor. Son yıllarda dış siyaset söz konusu olduğunda ‘elini korkak alıştırmayan’, jet kararlarla kırmızı bültenler çıkaran, çeşitli ülkeleri kendi topraklarında ‘lobi’ faaliyeti yürütmekle suçlayan Türkiye, kendi iç barışını da tehdit eden bu cinayetlerin çözümü konusunda Fransız makamlarının ‘acizliği’ karşısında ‘sessizliğini koruyor.

- Güçlü bir istihbarat ağına ve Avrupa çapında ün yapmış bir polis-cinayet masası örgütüne sahip olan Fransa, tetikçisi sağ olarak yakalanmış, dolayısıyla çok önemli bir enstrümanı ele geçmiş bu cinayeti çözemediği gibi kayda değer bir ilerleme de sağlayamıyor.

BİR MUAMMA: ‘TETİKÇİ ÖMER’
“Cinayetlerin 1 numaralı zanlısı” olarak tutuklanan Türkiye doğumlu Ömer Güney hakkındaki sır perdesi de aralanabilmiş değil...

- Ömer Güney’in kendisine ait sosyal medya hesaplarında paylaştığı bilgi ve fotoğrafların dikkat çekici çelişkilerle dolu olduğu olayın hemen ardından da üzerinde durulan bir nokta olmuştu. İnternetteki profillerinde, ‘lüks araba sevdalısı’, ‘çapkın’ ve ‘apolitik’ bir görünüm çizen Güney, cinayetlerden belirli bir süre önce Fransa’da bir Kürt siyasi derneğine katılıyor! Olayın hemen ardından sorgulanıp serbest bırakılan Paris’teki ‘ev arkadaşı’na bambaşka bir Ömer görüntüsü çiziyor: “Gerillacılığa sempatisi vardı. Kendisini harekete (PKK) adamak istiyordu. Sık sık ‘Ben sizden daha iyi Kürdüm’ diyen heyecanlı bir militan görünümündeydi...”

- Güney’in Türkiye’deki akrabaları ise, “Türk hatta Türkoğlutürk” olduklarını söylüyor. “Ömer’in ya da aileden herhangi birinin PKK’yla hiçbir ilgisi olamaz” diyorlardı. Bir süre ailesiyle oturduğu Paris banliyösündeki komşuları da gazetecilere, “Kürtlerle ne alakası var onlar Türk” demişti. Zaten Ömer Güney’in sosyal medya profilleri de bu bilgilerle çelişmiyordu.

- Başta Facebook hesabı olmak üzere, çeşitli izler yaşamındaki ‘ikiliği’ gözler önüne serdiği halde, Ömer Güney Kürt siyasi çevrelerine sızmayı başarıyor. Üstelik PKK’nın, “Yöneticilerimize yönelik suikast hazırlığı olduğu yönünde ihbarlar alıyoruz” açıklamaları yaptığı bir dönemde… Öyle ki, cinayetlerin işlendiği gün Sakine Cansız’ı büroya getiren de Ömer Güney! PKK kurucusu olan ve halen örgüt için çok önemli bir noktada olan “Sara”ya bu kadar yakın olmayı başaracak kadar güveni nasıl verebiliyor? Derneğe katıldıktan sadece 14 ay sonra üst düzey bir yöneticiye refakat edecek kadar “mesafe” kat etmesini sağlamak için “profesyonel bir destek” görmüş olabilir mi?

- Güney’in evinde yapılan aramada 45 takım elbise ve 4-5 ayrı telefon bulunuyor. Ev arkadaşları ise, ‘bu kadar çok sayıda telefon kullandığını’ polis baskınından sonra öğreniyor. Yanında sürekli sprey, tornavida vs. taşıdığına dair tanıklıklar var. Bu tuhaflıklar Ömer Güney’in ‘planlanmış’ bir cinayetin içindeki rolünü oynadığı algısını güçlendiriyor.

- Ömer Güney, cinayetlerden kısa bir süre önce, Ağustos-Ekim 2012 arasında Türkiye’ye 3 kez giriyor. Bu esnada, “Avrupa’da faaliyet yürüten aktif bir PKK’lı” gibi görünüyor! Nasıl oluyor da bu giriş çıkışlar Türk istihbaratının yeterince dikkatini çekmiyor? Cinayetlerden sadece iki ay önce yaşanan bu trafik sırasında zanlının kimlerle görüştüğü, nerelerde kaldığı, yıllarca gelmediği Türkiye’ye iki ay içinde 3 kez girip çıkmasının ne anlama geldiği Türkiye’de yürütülen soruşturma kapsamında da ortaya çıkarılamıyor!

- Ömer Güney’in, ‘milliyetçiyiz’ diyen ailesinden biriyle kısa süren bir evlilik yaptığı ve bu evliliğin, eski eşinin deyimiyle, ‘Ömer’in karanlık örgüt ilişkileri nedeniyle’ sona erdiğini de hatırlatmakta yarar var.


CİNAYETLERİ ‘SORUŞTURAN’ SAVCI YARGITAY’A ATANDI
- Bu arada Paris cinayetlerinin Türkiye’deki bağlantılarını soruşturan savcı Sadık Bayındır’ın Yargıtay’a atandığı ortaya çıktı. Fırat Haber Ajansı’ndan Zeynep Kuray’ın haberine göre, yeni oluşturulan HSYK Bayındır’ı Yargıtay’a atadı. Bir başka deyişle, iki yıl boyunca konuyu araştıran savcı “herhangi bir ilerleme kaydedemeden” dosyayı bırakıyor. Bir arpa boyu yol alınamadan en başa dönülüyor…