Peki ya eğitim eşitsizliği ne olacak?

Peki ya eğitim eşitsizliği ne olacak?
Peki ya eğitim eşitsizliği ne olacak?
Uzmanlar Milli Eğitim Bakanlığı'nın açıkladığı yeni ortaöğretime geçiş sistemini yorumladı: Türkiye'nin her bölgesinde ve her okulunda eşit eğitim verilemez, müfredat bile eş zamanlı işlenemezken dezavantajlı çocuklara yapılan bir haksızlık
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Milli Eğitim Bakanlığı 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacak yeni ortaöğretime geçiş sistemini resmen açıkladı. Gazeteciler sistemi bildiği için hazırlıklıydı. Aylardır eğitim uzmanlarının da tartıştığı, kafalarda soru işareti olan noktaları bir bir sordu. Kimi zaman cevaplar alındı kimi zaman cevap yerine amaçlar anlatıldı. Bakanlığın yaptığı basın toplantısında da gazeteciler tarafından ısrarla sorulan Türkiye ’nin her yerinde okulların eşit şartlarda değilken, müfredat her okulda eş zamanlı uygulanamıyorken sistemin nasıl işleyeceği sorunun cevabı çok net değildi. Bakan Avcı, “Dünyanın hiç bir yerinde okullar aynı seviyede değil” derken zaten bu sistemle amacın da “müfredatın olabildiğince disiplin altına alınması ve Türkiye genelinde senkronize olarak işlenebilmesi” dedi. Uzmanlarsa yeni sistemi şöyle değerlendirdi:

1 SBS gitti 36 sınav geldi!


‘Eğitim eşitsizliğini yok sayarak politika tasarlanmaz’


Eğitim Reformu Girişimi Koordinatörü Batuhan Aydagül: Öncelikle MEB birkaç yıldır yeni ortaöğretim yeni ortaöğretim sistemini tasarlamak için uğraşıyor. Henüz bu ortaöğretim sistemi ortaya çıkmamışken, buraya geçiş sistemini tasarlamaktaki acele niye? Sınavlarını ister merkezi, ister ortak sınav olsun. Bunların yüksek beklentili sınavlar olmasının önüne geçmek mümkün değil. Bu sınavları eğitim siteminin içine enjekte ediyorsunuz. Öğretmenlerle, veliler üzerinde öğrenmek amacıyla yapılan eğitimi çok baltalayıcı bir psikolojik ortam yaratabilir. Eskiden öğretmenin elinde esneklik vardı. Müfredatı yetiştiremediyse yazılı sınavını yetiştirdiği yere kadar yapardı. Şimdi merkezi yapıldığında nasıl olacak? Öğretmenler inisiyatif kullanmaktan kaçınacaklar. Bakanlık kendisini Türkiye’de eğitimin eşit şekilde verilebileceğini inandırmış olmalı. Bu eşitsizliği yok sayarak politika tasarlamak Türkiye’nin dezavantajlı çocuklarına yapılan çok büyük kötülük. Bizim okul dezavantajlı kaldı diyecek veli okulu telafi etmek için dershaneye gönderecek yine çocuğunu. Dershanelerde yeni ürünler çıkaracaktır. Sınav önceki paketler gibi. Ayrıca ortaöğretime geçerken niye din bilgisini, inkılap tarihini ölçüyorsun. İşin özü her okulun güçlendirilmesi, öğrenmenin iyileştirilmesi olmalıyken sürekli şekil değişiyor.


Yine ölçme değil sıralama sınavı


Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivaoğlu: Şu anda açıklanandan anladığımız öğretmenlere güvenilmiyor. “Notlar hormonlu, bunu engellemek içinde okul sınavlarından bazılarını kontrolü şekilde yapacağız” deniliyor. Olan bu. Sıralama sınavı duruyor, yarış devam edecek. Üstelik sekizinci sınıfa odaklanmışken diğer sınıflara da yayıldı. Dershane sistemini körükleyecek. Bu bir ölçe sınavı olmayacak sırlama sınavı olacak yine. Hatta dershaneleri ders ders körüklemeye başlayacak. Okullar arası adaletsizliği ortadan kaldıracak çözüm ve yol haritası yok. Uygulama anlamında da zor. Özellikle doğuda yapılacak telafi sınavlarında dedikoduların önüne nasıl geçilecek, yeni sıkıntılar çıkacak. Hele zaman içinde tüm öğrencilerin tableti olduğunda sınavın buradan yapılması hayal ötesi. Sorunun kaynağını ortadan kaldırmadan adı ne olursa olsun bir şey değişmez.



Bu sistemle özel okullar da dershaneye dönüşür


Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan: Sayın Bakan “Özel okulların kendi sınavını yapması görüşülebilir” derken, Özel Öğretim Genel Müdürü “Ayrı sınav yok” dedi. Özel okullar para verebilecek öğrenciyi bulup hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor. 1 milyon 700 bin öğrenci arasından para verebilecek öğrenciyi seçerken ölüyorlar. Bakandan randevu alıp derdimizi anlatacağız. Özel öğretim kurumları yönetmeliğinde okullar kendi öğrencilerini seç hakkı var. Yasal olarak sınav yapabiliriz. Robert, Koç, Terakki, Fransız okulları yani her özel okul kendi sınavını yapmaya kalksa haziran ayında öğrenci 20 sınava girer. Özel okulların ayrı tek bir sınavı olsun diyoruz, zaten 30 bin öğrenci giriyor. Açıklanana göre Galatasaray , Kabataş gibi okullar da yeni sistemle öğrenci alacak, ayrı bir sınavı olmayacak. Bakan Bey “Kısa vadede merkezi sınav kalkıyor” dedi. Sorular merkezden geliyor, test usulü yapılıyor ve merkezde değerlendiriliyorsa bu merkezi sınavdır. SBS ikiye bölünmüş. Olumlu yönleri var, uzun dönemi ölçmeye çalışacak. Stres azabilir ama kısa vadede dershaneye ihtiyacı azaltmaz. İyi niyetle yapılmaya çalışılan ama gerçek hayata uyguladığınızda böyle yürümüyor. Özel okullar akıllıdır. Bakarlar Türkiye genelinde müfredatta nereye kadar gelinecek. Onu işler sonra öğrencisine bol bol soru çözdürürler. Özellikle özel okullar da dershaneleşir. Eğitim her yerde eşit değil ki. Çocuğun okula gelmesinin mucize olduğu yerler var. Bir sınavı merkezi yapacaksınız kötü olacak, ikinci sınavı yazılı olarak yapacak öğretmeni , o sınav çok basit olsun ki çocuk sınıf geçebilsin. Bakanlık merkezi sınavla okulun yaptığı sınav arasında çok fark olursa soruşturulacak deniyor. Dezavantajlı bölgelerde çocuklar nasıl sınıf geçecek o zaman, sınıfta mı kalacak. Bir sınavın güvenliği zorken bu kadar sınavın güvenliğinin sağlanması da en başta tartışılması gereken şey.


Ne derseniz deyin veli 12 sınav algılayacak


Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği Eğitim Danışmanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı Turgay Polat: Bu sistemin getirilmesindeki birinci amaç okula dönük bir eğitim sistemi olması ve okul dışı eğitim kurumlarına öğrencinin çok fazla gitmemesiydi. Adı okul sınavı da olsa bunu merkezileştirdiğinizde, adına ne derseniz deyin veliler bunu yılda altı dersten yapılacak 12 sınav olarak algılayacak. Sınav kaygısını bu yönüyle artırabilir. İnsanlar hazırlık süreçlerine devam edecek ve hatta bu hazırlık süreçleri dönemlik hale gelecek.



Sistem için özerk bir merkez lazım

Eski Eğitim Sen Başkanı Alaaddin Dinçer: Sınavların merkezileşecek olması endişeleri azaltan güveni geliştiren önemli bir unsurdur. Ancak bu kadar çok sayıda soru kâğıdının okunması merkezi de yapılsa sorun oluşturabilir. Dolayısıyla çok planlı, geniş bütçesi ve teknik alt yapısı olan özerk bir merkezin kurulması gerekmektedir. Öğrencilerden sınav başvuru ücreti alınmamalıdır. Sınavların her aşaması parasız olmalıdır. Soru hazırlama süreçlerinde görev yapacak olanların alanında yeterlilikleri olan ve bu alanda uzmanlaşmış kişilerden oluşturulması gerekmektedir. Bu sistemin en büyük engellerinden birisi, okullar, iller ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları ve mevsimsel koşullardır.